Online-Fragebögen mit allen amtlichen Prüfungsfragen für alle Führerscheinklassen

MESAJLARINIZ




<<--  Seiten-Navigation   -->>

Seite: (1 von 25) Einträge: (467 bis 486)

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25                              



 
Antispam-Code: lütfen giriniz şifre karşısındadır
isim:*
a-Mail:*
web-adresi:
ülke:*
şifre*
  Bitte diesen Code eingeben (Groß- und Kleinschreibung beachten)
 
 
 
 
 
 
 
 
msj kısmı:* (HTML ist erlaubt / * = Pflichtfelder)





Eintrag (486) mailEintrag 486 editieren  SilEintrag 486 löschen
Eintrag (486) von Bir Çağdaş Halk Ozanı: Mansur Ekmekçi aus ADANA
  Mittwoch, den 07.07.2010 um 18:48 Uhr eMail an Bir Çağdaş Halk Ozanı: Mansur Ekmekçi Homepage von Bir Çağdaş Halk Ozanı: Mansur Ekmekçi

Beitrag:

Bir Çağdaş Halk Ozanı: Mansur Ekmekçi

Şiir, insanlık tarihi kadar eskidir. Şiir, yeryüzünde insanlığın görünmesiyle birlikte başlamıştır.
İnsanlığın ilk göz ağrısıdır. Onun için her insan, özellikle ilk gençlik çağlarında eline kalemi kâğıdı alıp şiir yazar hala.
Duygularını şiirle dile getirir.
Her insan doğuştan şairdir demek mümkündür.
Hayatın hengâmesi içerisinde, ilerleyen yıllarda insanların büyük çoğunluğu şiir yazmayı bıraksa da hayata şiirsever olarak devam eder.
Yani insanlar öldükten sonra da geride kalanlara mesajını mezar taşındaki dizelerle vermeye devam eder.
Eski Türklerin konuşma dili akıcıdır, şiirseldir.
Günümüzde konuşma dilinde artık görülmeyen şiirsel, Türk insanının gönlünde halk türküleri, manileri, tekerlemeleri olarak yaşamaktadır.
Bu nedenle, Türk insanı çağdaş şiir akımlarını beğense de halk şiirini ve ozanlarını ayrı bir yere koymaktadır.
Halk şiirini bestelenmiş, notaya dökülmüş hali de halk türkülerimizdir.
Onun için, bir türkü duyduğumuzda yüreğimiz kıpır kıpır etmekte ve bu nedenle de halk ozanlarına özel bir önem vermekteyiz.
Kutsal bir kavram olan “Baba” sözcüğünü başka şairler için değil, sadece ve sadece halk ozanlar için kullanıyoruz.
Adana ve Çukurova; gerek şiir, gerek ozanlar açısından bereketli topraklardır.
Karacoğlan’ı, Dadaoğlu’nu, Ferahi’i, Deli Boran’ı, Yemini’yi, Yetimi’yi kendi bağrından çıkaran Çukurova, hala büyük halk ozanları çıkarmaya devam etmektedir.
Gün olmuş, Çukurova’da Karacoğlan’ın türküleri yankılanmış.
Gün gelmiş, Dadaloğlu’nun sözleri Toroslar’da yankılanmış.
Devran gelmiş, Ferrahi’nin yanık sesi ve türküleriyle dertlenmişiz.
Zaman gelmiş, Kocaman’la coşmuşuz.
Şimdi o büyük ozanların hiçbiri aramızda değil.
Ama onlara layık yeni ozanlarımız var.
O ozanların başında da Mansur Ekmekçi gelmektedir.
Mansur Ekmekçi, şiirlerindeki sağlam vurgusuyla kendini yörede sevdirmiş, adı anılır ozanlardan olmayı başarmış, değerli bir şairimizdir.
Şiirlerini; alçakgönüllülüğü ve mütevazılığıyla besleyince Adana’nın vazgeçilmez ozanı olmuştur.
Şiirlerindeki sağlam yapıyla dikkati çeken ozanımız, üstelik oldukça üretken bir kişi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bugüne kadar dört şiir kitabı, Adana Valiliği’nin basımını üstlendiği 600 sayfalık, 115 ozanı içeren kaynak bir araştırma Antolojisi ile “Güfte’den Beste’ye” adlı bir şarkı sözleri kitabına imza atan Mansur Ekmekçi, bu son kitabında bestelenen ya da bestelenecek şiirlerini bir araya toplamış.
Böylece, bestekârların, sanatçıların ve müzisyenlerin aradıklarını, bu kitapta bulma imkânı sağlayan Mansur Ekmekçi, ayını zamanda genç şairlere de yol gösteriyor, Hece şiirini aşılayarak öğretiyor. Kitabı çıkacak olan şair ve ozanların kitap tashihini yapıyor. Ozanların şiirlerinde yeni üslubu bulmaları için çağdaşlığı önererek yenilikler katıyor, Bilgisayarda yazılımlarını ve kayıtlarını yapıyor. Müzisyenlere söz üreterek destek veriyor. Mektup, Mail ve Telefonlarla gelen şiirleri dinliyor, okuyor, düzeltiyor ve sahiplerine yenilenmiş haliyle geri gönderiyor. Bu hizmetlerini yaparken maddi teklifte bulunanlara da kızıyor. Kısacası Adana başta olmak üzere Türk kültürüne 25 yıldır hizmet eden bir gönül eridir Hâk ve Halk Ozanı Mansur Ekmekçi. Diğer adıyla “Baba Mansur” veya “Mansur Baba”.
Ozanımız, bu amacını “Sunum” bölümünde şu sözleriyle dile getirmiş: “ŞARKI SÖZLERİ” adlı bu kitabımı hazırlarken; bu alanda şiir ve şarkı üretmek isteyenlere, doğruları ve gerçekleri edebiyat ışığı doğrultusunda paylaşmak istedim.
Kültür adına, edebiyat adına, söz sanatı olan şiirin müzikle birleştiği o ana şarkı, duygu ve makamın birlikte o anla yoğrulduğu tılsıma da müzik diyoruz. Şiire güfte, müziğe de beste diyoruz. Şiir ile müziğin (Güfte ile Beste) bir elmanın iki yarısı olduğunu da unutmuyoruz. Halk olarak şarkısız bir yaşamı asla düşünmedik ve düşünemiyoruz. Müzik, ruhumuzun gıdası ve yaşamın da gerçeğidir. Ben de sanatçılarımızın bu güfteleri besteleyip, gönül sofranıza sunmaları için “ŞARKI SÖZLERİ” adlı bu kitabımı hazırlayarak ruhumdaki güzellikleri sizlerle paylaşmak istedim. ” şeklinde ifade etmiş.

MANSUR EKMEKÇİ KİMDİR?
01 Mart 1960 Muş doğumlu olan Mansur Ekmekçi, ilkokulu Midyat’ta, ortaokulu ve lise tahsilini Adana’da bitirdi.
Şiirleri; yurdun birçok yerinde mevcut kültür ve edebiyat dergilerinde, Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi ile Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi olmak üzere 18 Antolojide, 31 Kültür, sanat ve edebiyat dergisinde yayımlandı. , Hürriyet, Milliyet, Sabah, Türkiye, Cumhuriyet, Zaman, Posta Gazeteleri dâhil Mersin’den Manisa’ya, Kars’tan İstanbul’a kadar yurdun muhtelif yerlerinde çıkan 100 den fazla gazetelerde yayınlanmıştır. 30’dan fazla televizyon ve radyo programlarına konuk edilip, yurdun birçok şölen ve etkinliklerine katılarak 2 Özendirme, 4 Birincilik, 1 Üçüncülük 2 şilt, 5 madalya, 9 plaket, 11 katılım, 13 onur Belgesi ile 28 Teşekkür Belgesi’ne layık görülmüştür. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından yapılan imtihan neticesinde Halk Şairi kimliğiyle kayıt altına alınmış, Çukurova Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Prof. Dr. Erman Artun nezdinde Elif Can Altınsoy tarafından Âşık Mansur Ekmekçi bitirme tezi hazırlanmıştır. Ahmet Tufan Şentürk Türk Şiirine Hizmet Ödülü (Onur Ödülü) ne ve Bursa Belediyesi 21 Gündem tarafından “Türk Şiirine Hizmet Ödülü” ne layık görülmüştür. İstanbul Kültür Üniversitesi 4–6 Ağustos 2008 TUDOK 2. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Öğrenci Konseyi’nde Seren Sağlam tarafından Stant tanıtımı yapılmış ve Samsun 19 Mayıs Üniversitesi tarafından araştırma konusu yapılmıştır.
Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri sahipleri Meslek Birliği (İLESAM), Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG), Adana Tüm Müzisyenler Derneği (ATM), Çukurova Edebiyatçılar Derneği (ÇED), Çukurova Halk Ozanları Derneği (ÇOKDER), Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği (MEŞYAD), Söke Yazarlar ve Şairler Derneği, Ceyhan Şairler, Ozanlar, Yazarlar Derneği (ŞOY-DER) Hacı Bektaş Veli Derneği, Tunceliler Derneği ile Adana/Muşlular Derneği üyesi olan Ekmekçi’nin 20 kadar şiiri sanatçılar tarafından bestelenmiş kaset ve Cd.lerde okunmaktadır.
Evli ve 4 çocuk babası olan Ekmekçi üç dil bilmektedir. Salihli/Bizim ECE, Mersin/Maki, Kosova/Bay Edebiyat Dergisi, Çukurova Lobisi Dergisi, Ceyhan Köprü Gazetesi’ nin Adana temsilcisi olan Ekmekçi, 25 yıllık devlet memurluğu görevini ifa ederek emekliliğe ayrılmıştır. Muhtelif Gazetelerdeki köşe yazılarını sürdürmektedir.
Gerek Türkiye genelinde, gerek Çukurova Bölgesi’nde mevcut kültür ve edebiyat adına yaşanan her ne var ise, bu alandaki çalışmalara verdiği desteklerini gururla sürdürmektedir.
YAYIMLANAN KİTAPLARI:
Hercai (1999) / İnsanoğlu (2000) / Ne olursan ol, Önce İnsan Ol (2002)/ İnsan Dergâhı (2003) / Yaşayan Çukurovalı Âşıklar ve Geleneğe Tabi Halk Şairleri Antolojisi.2006 / Güfte’den Beste’ye (2010) ve baskıya hazır kitapları ise İnsan Mayası ile Tekerlemelerdir.


Münevver Düver
Araştırmacı, Yazar
05.06.2010-A D A N A







Eintrag (485) mailEintrag 485 editieren  SilEintrag 485 löschen
Eintrag (485) von 2. Geleneksel Şiir Şöleni'nde Şairler Sivas'ta Buluştu  aus sivas
  Mittwoch, den 07.07.2010 um 18:46 Uhr eMail an 2. Geleneksel Şiir Şöleni'nde Şairler Sivas'ta Buluştu Homepage von 2. Geleneksel Şiir Şöleni'nde Şairler Sivas'ta Buluştu

Beitrag:

70 Şiir Sevdalısı Sivas’ta Buluştu

2. Geleneksel Şiir Şöleni'nde Şairler Sivas'ta Buluştu
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Sivas Yazarlar ve Şairler Derneği (Siyşad) Tarafından Bu Yıl 2.'si Düzenlenen "Bir Bulut Bin Damla" İsimli Geleneksel Şiir Şöleni Atatürk Kültür Merkezi'nde Yapıldı. Şölene Sivas Başta Olmak Üzere Değişik İllerden 70 Şair ve Yazar Katıldı.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Sivas Yazarlar ve Şairler Derneği (SİYŞAD) tarafından bu yıl 2.'si düzenlenen "Bir bulut bin damla" isimli Geleneksel Şiir Şöleni Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı. Şölene Sivas başta olmak üzere değişik illerden 70 şair ve yazar katıldı. Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürü Kadir Pürlü, aşıklar diyarı Sivas'ın böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Konuşmaların ardından ilk şiir olarak İl Kültür ve Turim Müdürü Kadir Pürlü eşinin adına yazdığı şiiri okudu. ikinci olarak Sivas Yazarlar ve Şairler Derneği SİYŞAD başkanı Sabiha Serinde bir şiir okudu. Şairler yazmış oldukları eserlerini seslendirdiler. Türk Halk Müziği(Ahmet DÖKMETAŞ saz ekibi ile ses sanatçıları Zihni TARHAN, Halil İbrahim DUMLU, Rabia Ece AYDOĞDU, Çiğdem COŞKUN) proğrama renk kattılar. programda Vali Ali Kolat'ın eşi İlksen Kolat, Sivas Tugay Komutanı Tuğgeneral Muammer Bayram’ın eşi Naciye Bayram, Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürü Kadir Pürlü, Yozgat Kültür ve Turizm Müdürü Bahri Akbulut, ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu oğlu Ahmet Şatıroğlu,Bahri Şatıroğlu ve akrabaları. Aşık Sefil Selimi (Ahmet Günbulut) kızı Kadriye Görile ve akrabaları, Aşık Talibi Coşkun torunu Hasan Coşkun ve şiirseverler katıldı.
İkinci gün Hafik Belediyesi tesislerinde Hafik gölü kenarında sabah kahvaltısı ve müzik eşliğinde gölde sandal gezisi (Hafik Kaymakamı İlyas Memiş ve Hafik Belediye Başkanı Dr.Zeki AYDIN desteği ile) Yemeğe Hafik Belediye Başkanı Uzman Dr.Zeki AYDIN katılarak şairlerle beraber olmanın mutluğunu belitmiştir.
Sivas şehir merkezine döndükten sonra Kongre Müzesi, Buruciye Medresesi, Çifte minare ve şehir gezisi YEŞİL KONAK bahçesinde, havuz kenarında Türk Sanat Müziği canlı müzik ile öğle yemeği sonrasında şehir gezisi ve şairlerin mutlu bir şekilde vedalaşarak yola çıktılar. Bizde Adana ekibi olarak çok teşekkürlerimizi bildiriyoruz.
Değişik illerden katılan şair ve Yazarla Sivas’tan katılan şairler Abdullah MISIRLIOĞLU, Ahmet DÖKMETAŞ, Aydın YILMAZ, Bahri KARA, Bekir ALİM, Çiğdem COŞKUN, Fatma HİZMETLİ, Fatma PINARBAŞI, Fazıl ŞEN, Fikri PINARLI, Gülistan Tüfekçi Başaran, Halil İbrahim DUMLU, M.Şakir KARATAŞ, Metin HANLIOĞLU, Muammer YALÇIN, Murat KARABABA, Mustafa ALTINAY , Mustafa BOYRAZ, Nevin KILIÇ, Ömer TOMBUL, Sabiha SERIN, Salih Sebahattin KARADAĞ, Sebahattin ERBIYIK, Şükrü TOPRAK, Zekeriya DUMAN, Zeki KARASU, Zeki TOMBUL, Zihni TARHAN, Zihni TAŞTAN, Adana’dan katılanlar Münevver DÜVER, Mansur EKMEKCİ, Baki YILDIRIM, Ayşe Esin Aydın. Ankaradan katılanlar Ahmet ŞAHİNOĞLU, Feyzullah SEÇKİN, İbrahim İMER, İhsan ŞOLA, İsmail TUNÇ, Nihal UZUN, Pehlivan UZUN, Rabia DEVECİ , Aydın’dan katılan Sacide YAYLAZ, Kerim ÖZBEKLER, Gaziantepten Ahmet AYAZ, Yozgat’tan Ahmet SARGIN, Osman YÜKSEL, Salim GÜLBAHÇE, Kayseri’den Deniz Dengiz ŞİMŞEK, Ömer TURAL, Süleyman KARACABEY, /İzmir’den Coşkun MUTLU, Şerife ÇINAR, Giresun’dan Yavuz KAYACIK, Mesut KAYMAKCI, Derya Tosun YILMAZ, Antalya’dan Ali İRŞİ, Kocaeli’den Mete DAYI, Kahramanmaraş’tan Mahir BAŞPINAR, İstanbul’dan Mihriban EREN, Rabia Ece AYDOĞDU, Salih AYDOĞDU, Amasya’dan Mustafa AYVALI, Bursa’dan Süreyya KAYA ve diğerleri.

Haber: Münevver DÜVER








Eintrag (484) mailEintrag 484 editieren  SilEintrag 484 löschen
Eintrag (484) von ŞEBİNKALE ŞİİR ŞENLİKLERİ ve SÜPER ÖDÜL TÖRENİ YAPILDI aus ŞEBİNKARAHİSAR
  Sonntag, den 23.05.2010 um 11:14 Uhr eMail an ŞEBİNKALE ŞİİR ŞENLİKLERİ ve SÜPER ÖDÜL TÖRENİ YAPILDI Homepage von ŞEBİNKALE ŞİİR ŞENLİKLERİ ve SÜPER ÖDÜL TÖRENİ YAPILDI

Beitrag:


Şebinkale şiir şenlikleri ve süper ödül töreni yapıldı..

Şiire Sevgi Şaire Saygı ilkesiyle; aşıkların, ozanların, şairlerin şiir yorumcularının ve bağ bahçe üreticilerinin piri dünyaca ünlü Abdi Beğ aşkına; Bayburtlu Zihni ile Aşık Veysel muhabbetleriyle, Türkiye Sevdası isimli proje çalışmasına yeni bir boyut kazandırma adına 40 Gün 40 Gece olarak planlanan ve Söğüt - Kınık - Bozok gizemliliğini Yeşilkapı gerçeğinde hala muhafaza eden Kelkit Vadisi'nin Cazibe Merkezi'ndeki Şiir Şenliklerinin Şöhretler Şehri Şebinkarahisar'da 7 Gün 7 Gece Şebinkale Şiir Şenlikleri olarak tertiplanen etkinlikler; 14-21 Mayıs 2010 Tarihleri arasında yapıldı.

Kamu yönetcilerine, STK temsilcilerine, berberlerin temsilcilerine, kıraathane temsilcilerine, Muhtarlar Birliği temsilcilerine, İmam Hatipler Birliği temsilcilerine
Şebinkarahisar Sevdası, Karedeniz Sevdası, Türkiye Sevdası ve Şiirlerle Şebinkarahisar isimli Hikmet Okuyar imzalı eserlerden armağan edilerek Okmeydanı'ndan, Güvercinlik'ten, Buzgeçe Duman ve Kınık'tan başlayan etkinlikler Köprübaşı Şiir Sohbetleri; Tamzara, Kütküt, Kadıoğlu, Avutmuş ziyaretleri ile Abdi Beğ, Hasan Tahsin Okutan ve ardında kalıcı hizmetler bırakarak ebedi aleme göç eden Şebingülü dostlarına rahmet dualarımızı göndererek devam etti.
Şebinkarahisar Vilayet Meydanı, Şebinkarahisar Cumhuriyet Meydanı ve Şebinkarahisar Meslek Yüksek Okulu Kültür Sanat Etkinlikleri Alanı, Şebinkarahisar Atatürk Evi ve Müzesi bahçesinde Şiir Yorumcusu Demet Bayraktar, Zehra Okuyar, Özge Iğdırlı, Yöre türkücüleri İsmail Şenol, Gürsel Ekinci ve Remzi Gömürlü başta olmak üzere birçok şiir müzik beste şarkı türkü dostu ile sohbet edip Türkiye Sevdası armağan eden Şüsiyad Başkanı Hikmet Okuyar; Atatürk Evi ve Müzesi bahçesinde Proje ile irtibatlı Harika Ufuk, Öngün Yıldırım, Latif Mahmat, Ahmet Şener, Hakkı Şener, Türkmenoğlu Aşık Mahrumi, M.Sdık Medin, Aşık Reyhani, Dr. Nedim Uçar, Vahit Kaya, İbrahim Güleç, Ahmet Sargın, Salim Gülbahçe, Osman Yüksel, Sivaslı Ozan Zaralıcan, Zübeyde Gökbulut, Münevver Düver, Afet Kırat, Zehra Yılmaz, Emine Usta, Hatice Opak, Radife Şen Kayaoğlu, Edirneli Nazo Şair Nazan Buğday, Hülya Sönmez, Şebingüllü Alyazmalı, Zübeyde Gökbulut, Fatma Arık Pampal, Nihat Çelik, Murat Doludizgin, Sinem Şanlı, Nevriye Uğurluel gibi aşık ozan ve şairlerin şiirleri bulunan 7 Gün 7 Gece Şebinkale Şiir Şenlikleri konulu karma şiir sergisi açtı.
Şebinkarahisar Atatürk Evi ve Müzesi bahçesiinde 16. Şebinkarahisar Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi etkinliklerini de gerçekleştiren Okuyar; Yozgatşat Başkanı Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın,Yozgatlı Şairler Salim Gülbahçe, Osman Yüksel, Nuh Şahin, Ankaralı Şair Sinem Şanlı, Adanalı Şair Şiir Yorumcusu Ressam Hatice Umut, Sivaslı Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Şair Yazar Sabiha Serin, Göreleli Şair Nihat Çelik, Fatsaşat Başkanı Şair Hasan Gençay, Şebinkarahisarlı Şair Bestekar Murat Doludizgin, Kırklarelili Şair Radife Şen Kayaoğlu şiirlerinden örnekler sundular. Aşıklar, ozanlar şairler ve şiir yorumcuları anısına Atatürk Evi ve Müzesi bahçesi girişine ŞEBİNGÜLÜ fidanı diken Yozgatşat Başkanı Ahmet Sargın, Yozgatlı Şairler Salim Gülbahçe, Osman Yüksel, Nuh Şahin, Adanalı Şair Ressam Hatice Umut, Tekşat Danışmanı Şair Şiir Yorumcusu Radife Şen Kayaoğlu, Siyşad Başkanı Şair Yazar Sabiha Serin, Şair Murat Doludizgin, Göreleli Şair Nihat Çelik, Şüsiyad Başkanı Hikmet Okuyar, ve şiir dostları; esnaf ziyaretleri, gençlik ziyaretleri ve mezarlık ziyaretleri ile etkinliklere güç kattılar.
19 Mayıs 2010 Tarihinde 2010 Hikmet Okuyar Kültür Sanat Ödülü almak için Şebinkarahisar'da hazır bulunanları Şüsiyad Başkanı Şair Yazar Gazeteci Hikmet Okuyar Şebingülü ile Günaydın Gülüm'' diyerek; Şebincevizli Dut Pestili ve Fiskobirlik Fındığı ikramlarıyla karşıladı.
13. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması'ında 2010 Hikmet Okuyar Türkiye Birincilik Ödülü kazanan 18 aşık ozan şairden ödül almak için Şebinkarahisar'a gelen SivaslıŞair Yazar Sabiha Serin ile Ankaralı Şair Sinem Şanlı'nın BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ, Şebinkarahisar Kalesi'nde; Ahmet Sargın, Osman Yüksel, Salim Gülbahçe'nin BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ de Şebinkarahisar Atatürk Evi ve Müzesi bahçesinde Şüsiyad Başkanı Hikmet Okuyar tarafından verildi.
2010 Hikmet Okuyar Şiire Üstün Hizmet Ödülü kazanan Hatice Umut, Hasan Gençay, Murat Doludizgin, 2009 Şiire Üstün Hizmet Ödülü kazanan Nuh Şahin, 2010 Hikmet Okuyar Şiire Teşvik Ödülü kazanan Nihat Çelik ödülünü ve armağanlarını yine Hikmet Okuyar'dan aldılar.

Ödül kazanan aşık ozan ve şairlere Şebincevizli tereyağlı katmer, Çökelikli, Tirebolu Çayı, Şebincevizli Un Helvası, Kınık Ayranı ve Çaykara Suyu ikram edildi.

Ödül kazananlara Şebingülü, Türkiye Sevdası, Ödül Plaketi ve Belgeleri, Gökboncuklu bilezik Tesbih ile birlikte çam sakızı çoban armağanı kabilindenŞebincevizli Dut Pestili, Fiskobirlik Fındığı,Fındıklı Yıldız Lokumu, Çorum Leblebisi ve Çorum leblebisi verildi.
Ödül Töreninden sonra19 Mayıs 2010 Günü Şair Yazar Gazeteci Hikmet Okuyar tarafından geçici olarak Türkiye Yardım Sevenler Derneği'nin bir salonunda kurulan OKUYAR ŞİİR KİTAPLARI MÜZESİ'nin açılışı 16. Şebinkarahisar Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi sonrasında Dernek Başkanı Ayla Demirer, Yozgatşat Başkanı Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın ile Şüsiyad Başkanı Hikmet Okuyar tarafından açıldı.
Açılışta Başkan Ayla Demirer ve ekip arkadaşlarına Şebingülü sunumlarıyla çok teşekkür eden Şüsiyad Başkanı Hikmet Okuyar yaptığı açılış konuşmasında '' Başkan Ayla Demirer ile Şebinkarahisar Dernekçiliği yeni bir boyut kazanmıştır. Tanıtım günlerinde pikniklerde şenliklerde şölenlerde '' ŞEBİNKARAHİSAR KADINLARI'' örneğini sergileyen ve bundan böyle Dünya Kadınlar Günü de Anneler Günü de çok farklı eylemler ortaya koyarak ekonomik ve sosyal canlanmanın yolunu açacak.Bu bakımdan Ayla Demirer gibi Şebingüllü Alyazmalı gibi Alişarlı Vatan Şairi Nurhayat Sakarya gibi Dilerli Ceviz Ana gibi öncü Şebinkarahisar Kadınları'nı çok önemsiyorum'' dedi.
Okuyar, Şiir Kitapları Müzesi'nin açılışından sonra Şebinkarahisar Cumhuriyet meydanındaki Şairin Yeri'nde kurulan ve Başkanlığını Şair Ahmet Sargın'ın yaptığı Şair Abdi Beğ- Yurdakul Şiir Atölyesi çalışmasına ; Tekşat Danışmanı Kırklarelili Eğitimci Şair Radife Şen Kayaoğlu, Yozgatlı Şairler Osman Yüksel, Nuh Şahin ile Salim Gülbahçe üye olarak katıldı.
Serbest ve vezinli şiir çalışmalarının aynı derecede teşvik edilmesi gerektiği vurgulanan Abdi Beğ- Yurdakul Şiir Atölyesi çalışmaları çalışmaları sırasında Şair Hikmet Okuyar'ın tez olarak sunduğu Aşıklık ozanlık şairlik ve Şiir yorumculuğu; özel yetenek bilgi beceri yoğun emek isteyen ciddi ve saygın bir meslektir. Hikmet OKUYAR'' özdeyişi tartışıldı değerlendirildi ve oybirliğiyle kabul edildi.
Aksu etkinlikleri vesilesiyle 2200 rakımlı Eğribel Tepesi'ne çıkarken 20 mayıs 2010 Günü Şebinkarahisar'ın vilayetliğinin elinden alındığının yıldönümü, şebinkarahisarlı Başöğretmen Hasan Tahsin Okutan'ın ölüm yıldönümü olduğunu dilek ve dualarla hatırlatan Okuyar; acılarla özlemleri yumak yapıp Eğribel Tepesi'ndeki Çobanlar Çeşmesinden dökülerek Karadeniz'e ulaşan Aksu'ya katacağını vugulayarak Tamzara'an çıkıp Cennet Yolu olarak bilinen ve Dünyaca ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa zamanından beri ciddi ilgibekleyen Sivas Şebinkarahisar Giresun Vilayet Yolu'na düşerken tamzaralı Şenol Çoban ile karşılaşan Okuyar, Dağların ve Çobanların Şairi ünvanıyla duygulu anlar yaşanmasına vesile oldu.Okul arkadaşı olduğunu farkedince daha çok heyecanlanan Okuyar, Şenol Çoban ile bir kez daha kucaklaştı ve Çoban'a Şebingülü, Şebincevizli Dut pestili ile Türkiye Sevdası armağan ederek sağlık mutluluk diledi.Eğribel Tepesine ulaştığında Çobanlar Çeşmesi'nin başında Hikayeciler Fatma Çetin Kabadayı, Müberra Kevser Değer ve İlknur Mersin gibi gizemli ustaları ve hikaye kahramanını bir bir kez daha hatırlayan Okuyar; aşık ozan şair şiir dostları ile Bazı Şebinkarahisar Endüstri Meslek Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri şahitliğinde; duble yol çalışmalarından bir nebze haberdar olanlar ile en meşhur hesap uzmanları gelsin Eğribel Tüeli için çok basit bir maliyet hesabı çıkaralım da dünya alem görsün maliyet hesabı nasıl çıkarılıyormuş dedive Çeşme başındakilere Türkiye Sevdası ile Şebincevizli dut pestili verdi.Tamdere'de esnaf ve Halk temsilcileri ile Tamdere-Eğribel Yayla Şenlikleri konusunu da değerlendiren Okuyar; daha fazla duyarlılık beklediğini vurgulayarak arzularını kabarması için aksuya dökerek Giresun Atapark'a geldi. Türkiye Sevdası isimli PROJE içinde yer alan aşık ozan şairler adına; Kırklarelili Eğitimci Şair Şiir Yorumcusu Radife Şen Kayaoğlu ile birlikte Giresun Atapark'taki
Çeşmenin yanında Türkiye Sevdası konulu karma şiir sergisi açtı.Serginin ilk ziyaretçisi Giresun Gazeteciler Derneği eski yönetim Kurulu Başkanı Giresun Müzik Dostları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yüksel oldu. Derneğin başarılı çalışmaları vesilesiyle 2010 Hikmet Okuyar Şiire Hizmet Ödülüne hak kazandığını bildiren Okuyar; ödülü Türkiye Sevdası Şebingülü ve Şebincevizli Dut Pestili ve Giresun Simidi armağanları ile Başkan Mehmet Yüksel'e teslim etti. Sergideki şiirlerin büyük önem arzettiğini bundan sonra Atapark'ta daha geniş kapsamlı Karma Şiir Sergileri açacağını ve Giresun Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi etkinlikleri tertipleyeceğini bildiren Okuyar; Giresunlu aşık ozan şair şiir yorumcusu bestekar müzisyen ressam karikatürrist, fotoğraf sanatçısı şiir dostları ile yakından ilgilendiğini; şiir yorumcusu elemanları bir adım öne çıkararak şiire güç kazandırmak istediğini vurgularken sergi ortamlarında özellikle de Giresun Atapark'ta Şiir coşkusu içinde Şair, Şiir Yorumcusu, Yazar Şaban Karakaya ve Giresun Uğur Dersanaesi Müdürü Faik Karakılıç ile buluştu. Sergiyi dikkatle Takip eden Şiir Yorumcusu Karakılıç'a ödül belgesi, Şaban Karakaya'ya da Türkiye Sevdası verdi.
Giresun Valiliği, Giresun Belediyesi Sosyal İşler ve Kültür Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü ile Kültür Sanat dostu şiirseven Giresunlular, Üniversite lise ve ilköğretim öğrencileri ile Giresunlu medya Mensuplarının duyarlılığına çok teşekkür ettiğini söyledi.13.Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması sonunda dereceye giren ve ödül kazanan aşık ozan şairleri bir kez de Giresun Atapark'ta Şebingülü ile tebrik eden Okuyar; Ödül kazananlar ödüllerini teslim alıncaya kadar
ilgi ve duyarlılık göstermeliler dedi.
7 Gün 7 Gece Şebinkale Şiir Şenlikleri ve 13. Himet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması'nın Ödül Törenleri sonrasında Giresun Atapark'ta bir değerlendirme konuşması yapan Hikmet Okuyar belirlediğimiz hedefe ulaştık.
2010 Hikmet Okuyar ''Şiire Teşvik Ödülü'', '' Şiire Sevgi Şaire Saygı Ödülü'' , ''Şiire Üstün Hizmet Ödülü'' ve 2010 Hikmet Okuyar Birincilik Ödülü kazananlara tek tek tebriklerimi bildiriyor ödüllerini teslim alıncaya kadar telefon irtibatlı iletişimi sürdürmelerini istiyorum; Hikmet Okuyar Tanıtım Turizm Kültür Sanat Etkinlikleri adına duyarlılık gösteren tüm şiir dostlarına, yöresel ulusal ve uluslararası medya temsilcilerine, kamu yöneticilerine, muhtarlara öğretmenlere imamlara ve halk temsilcileri ile gençlik temsilcilerine Şebingülü sunumlarımla teşekkür ediyorum.'' dedi.

HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE TEŞVİK ÖDÜLÜ KAZANANLAR:

Abdullah BAYKUŞ - Fethiye / MUĞLA
Deryahan Şöhret Taner GÜNSEL - Salihli / MANİSA
Ergül YILMAZ - Zara / SİVAS
Filiz BAYRAK -Tirebolu / GİRESUN
Fitnet ÖKSÜZ - Söğüt / BİLECİK
Mehmet KABA - EDİRNE
Mehmet KOCAOĞLU - Şahinbey / GAZİANTEP
Mustafa ÖKSÜZ - KIRŞEHİR
Mücahit ÖZKAN - Malarzgirt / MUŞ
Nermin YILMAZ - TİREBOLU / GİRESUN
Nihat ÇELİK - Görele / GİRESUN
Seyhan SİVRİ - Tercan / ERZİNCAN
Ümran DEMİR - Osmancık / ÇORUM

HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE SEVGİ ŞAİRE SAYGI ÖDÜLÜ
KAZANANLAR:

Ayla DEMİRER - ŞEBİNKARAHİSAR
Eray ÖZAY - Ardanuç / ARTVİN
Gamze MERTOL- İlkadım / SAMSUN
Hatice UMUT - Ceyhan /ADANA
İlhan YARDIMCI - BAYBURT
Mustafa YILDIZ - Kalecik / ANKARA
Onur SEZGİN - ERGANİ
Serpil KAYA - Pamukova / SAKARYA
Songül BAYRAM - GÜMÜŞHANE
Şahin YILANCI - ŞEBİNKARAHİSAR
Şerife GÜNDOĞDU - Emirdağ / AFYONKARAHİSAR
Yunus KARA - Akçakoca /DÜZCE

HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE ÜSTÜN HİZMET ÖDÜLÜ
verilecekler:

Abdülkadir KALAY - Çilimli / DÜZCE
Ahmet KAÇAR - Görele / GİRESUN
Ahmet POYRAZOĞLU - İSTANBUL
Bekir ÖZTÜRK - Görele / GİRESUN
Canan BAŞKAYA / KIRŞEHİR
Elmas MACİT / İSTANBUL
Erol GÜNGÖR / GAZİANTEP
Faik KARAKILIÇ - GİRESUN
Fatma Çetin KABADAYI / KAYSERİ
Fatma ONUR / İSTANBUL
Feyzullah SEÇKİN / SİVAS
GİRESUN MÜZİK DOSTLARI DERNEĞİ
Gülşen ŞENDERİN / KIBRIS
Hasan ÖZTÜRK / KIRKLARELİ
Hasan GENÇAY - Fatsa / ORDU
Hatice Opak BİLGİN / KIRKLARELİ
Hatice İNTAÇ / KIBRIS
Hülya SÖNMEZ - Bandırma / BALIKESİR
İbrahim GÜLEÇ / NİĞDE
İsmail KAHRAMAN / GİRESUN
Kadir SAYIN - RİZE
Latif MAHMAT / MALATYA
Dr. Meral DİNÇER / ESKİŞEHİR
Murat DOLUDİZGİN / ŞEBİNKARAHİSAR
Mustafa YAMAN / GİRESUN
Müberra DEĞER / İSTANBUL
Münevver DÜVER / ADANA
Neşe BANU - İSTANBUL
Nevriye UĞURLUEL / ANTALYA
Nuray YANIKER / İSTANBUL
Oğuzhan KILIÇARSLAN / İSTANBUL
Öngün YILDIRIM / KAYSERİ
Radife Şen KAYAOĞLU / GÜMÜŞHANE
Süleyman BULDUK -İSTANBUL
Uğur BİLGİ - GİRESUN
Ünal YILDIRIM - ORDU
Vahit KAYA - Keşap / GİRESUN
Yaşar ÇAKIR / GİRESUN
Yaşar ÖZKAN - Çambaşı / ORDU
Yüksel AYHAN - Çatalca / İSTANBUL
Zehra Birsen YAMAK / İSTANBUL
Zehra YILMAZ - Tirebolu / GİRESUN

HİKMET OKUYAR 2010 TÜRKİYE SEVDASI
TÜRKİYE BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ kazananlar:


1 - ADANA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile ADANALI HARİKA UFUK

2 - ARTVİN ve İlçeleri için yazdığı şiir ile NEVŞEHİRLİ DR. NEDİM UÇAR

3 - BURSA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile ESKİŞEHİRLİ AŞIK NURŞAH - YOZGATLI AHMET SARGIN


4 - ÇANKIRI ve İlçeleri için yadığı şiir ile MALATYALI KUL BAHRİ BAHRİ ÇAVUŞOĞLU

5 - ÇORUM ve İlçeleri için yazdığı şiir ile BAYBURTLU TARIK TORUN - YOZGATLI SALİM GÜLBAHÇE

6 - EDİRNE ve İlçeleri için yazdığı şiir ile SAMSUNLU HÜSEYİN MERTOL - EDİRNELİ NESİME DEMİRDÜĞEN

7 - ELAZIĞ ve İlçeleri için yazdığı şiir ile ANKARALI SİNEM ŞANLI

8 - ERZİNCAN ve İlçeleri için yazdığı şiir ile NEVŞEHİRLİ SADİ TELTİK

9 - ESKİŞEHİR ve İlçeleri için yazdığı şiir ile EMİRDAĞLI RABİA BARIŞ

10 - GAZİANTEP ve İlçeleri için yazdığı şiir ile YOZGATLI OSMAN YÜKSEL

11 - KOCAELİ ve İlçeleri için yazdığı şiir ile SAKARYALI ABDÜLKADİR ARI

12 - MANİSA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile AYDINLI ŞÜKRÜ ÖKSÜZ

13- MUĞLA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile MUĞLALI İLKNUR MERSİN

14 - SİNOP ve İlçeleri için yazdığı şiir ile SİVASLI SABİHA SERİN

15 - SİVAS ve İlçeleri için yazdığı şiir ile KIRŞEHİR GELİNİ ZÜBEYDE GÖKBULUT
Hikmet Okuyar 2010 Türkiye Sevdası BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ kazanmışlardır.








Eintrag (483) mailEintrag 483 editieren  SilEintrag 483 löschen
Eintrag (483) von Simav 15. Şairler Şölenine aus Simav / KÜTAHYA
  Sonntag, den 23.05.2010 um 11:00 Uhr eMail an Simav 15. Şairler Şölenine Homepage von Simav 15. Şairler Şölenine

Beitrag:

SİMAV ŞAİRLER ŞÖLENİ
www.ilerigazetesi.com
Ahmet Sargın

Perşembe, 20 Mayıs 2010
Simav 15. Şairler Şölenine katılmak üzere Kütahya'nın şiirin ilçesi simav'a gittik. 14 Mayıs günü uzun bir yolculuktan sonra Simav'a vardım.
Garajda beni Simavlı Şair Asım Kısbet karşıladı.

Bu Simav'a ilk gelişimdi. İlçeyi yeşil bir örtünün arasında bulnca sevindim. Kaplıcalarıyla ünlenmiş olan ilçe oldukça güzel görünüyor, uzun bur vadinin eteğini doldururuyordu.
ik buluşma turistik modern tesisleriyle ünlü Evnal Kaplıcaları yemekhanesinde gerçekleşti. Tanıdık dostlarımıza selam verip hemşehrimiz Durak Turan Düz'ün masasına oturduk.

Şairler birer ikişer salona girip selam veriyorlar, tanışma faslına başlıyorlardı. Simav'lı şair Osman Karaaslan gelenleri tanıtıyor, onları şiir okumak üzere mikrofan başına davet ediyordu.

Kibar ve beyefendi görünümüyle programı başlatan Mustafa Teneke Şairler şöleni ile ilgili bilgiler sundu. Simavlı konukları tanıttı. Belediye Başkan Yardımcıları, Mahalli gazete temsilcileri ve görevli Üniversitesi öğrencileri misafirlerle ilgileniyor tanışma faslına ortak oluyorlardı.

Şairler yorumlanırken bende masalara bir göz attım, tanıdığım isimleri selamladım. Masaların pek çoğu şölenlerden tanıdığımız dostlarımızdan oluşuyordu. Ancak yeni gördüğüm simalarda vardı. Adanalı Halise Tekbaşı, Münevver Düveri, Mansur Ekmekçiyi, Aydın'dan gelen Şükrü Öksüz'ü, Abdülkadir Güler'i Mersin'den gelen Sergül Vural'ı, Eskişehirden İbrahim Sağır'ı, Manisa'dan Gündüz Aydın ve Yılmaz Gül'ü görüp selamlaştık.

Hemşerimiz Durak Turan Düz, Vedat Fidan boy, Murat Duman aynı masada sohbete dalmıştık. Masalarda sıcak bir dost muhabbeti devam ediyordu.

Kısa bir süre sonra Simav Belediye Başkanı Kasım Karahan'da aramıza katılarak misafirleri selamlayıp yan masadaki görevliler bölümüne oturdu. Üniversiteli gençlerin görevli yakalıkları ile masa masa dolaşıp hizmet etmeleri bizleri son derece sevindirdi. Gördüğümüz ilgi ve alaka bizi fazlasıyla memnun etti. 15. Şairler şölenini Simav Belediyesi üstlenmişti ve bunu geleneksel olarak her yıl devam ettirmeyi planladıklarını söylüyorlardı.
Tanışma faslına kısa bir ara verilince kalacağımız yeri bulmak üzere harekete geçtik.

Eynal Kaplıcalarında kalacağımız söylenince de bir hayli memnun olup buraya yerleştik. Eynal Kaplıcaları harika bir yerde kurulmuş, temiz, bakımlı modern bir tesisleri ile göz dolduruyor. Beş yıldızlı otelden farksız olan bu güzel tesislerde rahat edeceğimizi düşündüm. Uzun bir yerden gelmiş bir hayli de yorulmuştuk.

Muhabbet faslı akşam yemeğinde de devam etti. Sevil Mısıroğlu, İbrahim Sağır, Gündüz Aydın, Yılmaz Gül, Abdülkadir Güler, İbrahim İmar, Abidin Güneyli, Zeki Çelik, Şaziye Çelikler, Halise Tekbaş, Mansur Emekçi, İsa Kayacan, Murat Duman, Zübeyde Gökbulut, Öz Ali Yılmaz, Münevver Düver, Vedat Fidanboy, Durak Turan Düz gibi yakın dostlarımızla koyu bir sohbete dalmıştık.

Birinci günün akşamı Belediye Düğün Salonunda yapılan Müzik ziyafetine konuk olduk.
Programı Simav musiki derneği hazırlayıp sundu. Burada bazı arkadaşlarımzda şiirlerini yorumlamaya devam ettiler.
15 Mayıs Cumartesi günü şölenin iknici günü kısa bir Simav turuna çıktık. Hisar aile çay bahçesi, Simav Belediyesi, Çelenk sunumu, Demirci köy şelale tesisleri gezilerek burada konakladık.

Demirci kasabası şalale tesisleri bütün yorgunluğumuzu attığımız yer oldu.Şahane manzarası soğuk ve tatlı suyu, serin havası ile içimize sımsıcacık akıvermişti. Burada bizi Demirli Beldesi Belediye Başkanı Mustafa Çetin ve ekibi ağırladı.

Cumartesi akşamı yeni düğün salonunda şiir yorumları devam etti. Tüm şairler şiirlerini okuyup seyircileri selamladılar. Kaymakak vekili, (Kütahya Vali Yardımcısı Cengiz Harunoğlu, Belediye Başkanı Kasım Karahan, Prof. Dr. Nurullah Çetin, İLESAM Başkanı Nuri Parmaksız ve ekibi programın sonuna kadar kalarak şairleri yalnız bırakmadılar. Belediye görevli elamanlarıyla konukları misafirperver tutumuyla ağırlıyor, hizmette sınır tanımıyordu. Bu durum şairleri bir hayli memnun etti.

Simav 15. Şairler Şölenine İLESAM adate çıkarma yapmıştı. Başkan Mehmet Nuri Parmaksız, yönetimden İsmet Bora Binatlı, Durak Turan Düz, İlter Yeşilay, Cemal Tuzcuoğlu, Muhittin Arar, Bayram Durbilmez gibi isimlerle katılarak Simav Şairler Şölenine önemsediklerini vurguladılar. İLESAM İl temsicileri ile bir toplantı yaparak bizleri bigilendirdiler Simav şairler Şöleninde Rahmetli Ali Abdülkerimoğlu'da hatırlanıp sık sık ondan söz edildi. Program 16 Mayıs Pazar günüde devam etti.

Bir Gündüz Aydın, Yılmaz Gül'le birlikte Simav'da erken ayrılıp arkadaşlara veda ettik. Şölende veda arkadaşım AŞIK Byarami (Yaşar Tosun) oldukça kaliteli bir insanmış. Bana baba nasihatlarinde bulundu. Bir akşamda kaplıcada onun saz ve sözüne konuk olmuştuk. Simav da üç güzel unutulmaz gün geçirdik. Simav bu işi biliyor. ve kültürümüzü yaşatıyor. ilçenin tanıtımına çok büyük kaktısı olan şairler şölenini devam ettirmeyi düşünüyorlar. Kendilerini kutluyorum.

Başta Belediye Başkanı Kasım Karahan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Selam Simav'a, selam simavlı dostlara...


Ahmet SARGIN
YOZGAT ŞAİRLER VE YAZARLAR BİRLİĞİ BAŞKANI








Eintrag (482) mailEintrag 482 editieren  SilEintrag 482 löschen
Eintrag (482) von Aruz Vezninin Günümüzdeki Temsilcisi: Mehmet Nuri PARMAKSIZ aus ADANA
  Sonntag, den 09.05.2010 um 21:55 Uhr eMail an Aruz Vezninin Günümüzdeki Temsilcisi: Mehmet Nuri PARMAKSIZ Homepage von Aruz Vezninin Günümüzdeki Temsilcisi: Mehmet Nuri PARMAKSIZ

Beitrag:

Lise yıllarında başlayan şiir tutkusu, geçen yıllar içerisinde Mehmet Nuri Parmaksız’ı “mastır”lı şair konumuna yükseltti. Lise yıllarında heves olarak başlayan şiir sevgisi üniversite eğitimi olarak bir başka boyut kazanırken, giderek Parmaksız için adeta bir yaşam biçimi oldu.
Hevesle başlayan şiirde o kadar yetkinliğe ulaştı ki, ona yakın şiir dinletisi organizasyonu gerçekleştirdi, devlet törenlerinde sunuculuk görevleri ifa ettirdi. Şiir, Mehmet Nuri Parmaksız için bir yaşama biçimi derken hiç de abartmadım.
4 yıldır Polis Radyosu’nda “Gönül Köprüsü” adlı programla sanat anlatıyor, 3 yıldır da “İmbikten Damlalar” programında imbikten damlayan şiirleri şiirseverlerle buluşturuyor.2 yıldır da şiir okulunda genç şairlere şiir yazım tekniklerini anlatıyor. Bütün bunları gerçekleştirirken de, Halk Edebiyatı alanında, “Âşık Edebiyatında Ağıt Konulu Destanlar” adlı tez çalışmasıyla mastır yapıyor. Şiirin uzmanı oluyor.
Gelin böylesine şiir dolu bir hayat süren biri için “şiir onun yaşama biçimi” demeyin! Sosyal hayatta da aktif birisi olan Mehmet Nuri Parmaksız, İLESAM (İlim ve Edebiyat Sahipleri Meslek Birliği), ESKADER (Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği) , Ankara Kulübü, GASAT (Girişimci Sanat ve Bilim Adamları Derneği), TÜRKSAV (Türk Dünyası Sanatçılar ve Yazarlar Vakfı ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesi olarak şiire ve edebiyata hizmet ediyor.
Mehmet Nuri Parmaksız’ı günümüzün diğer şairlerinden ayıran, onu farklı kılan özelliği geleneği yorumlamadaki başarısıdır.
Parmaksız, geleneği yorumlama konusunda şöyle düşünüyor:
“Geçmiş ve biz. Kültür deryâsı içinde akıntıya karşı kürek çekmeye çalışan sanatçı. İki yüz yılı geçen bir “batılılaşma” filminin oyuncuları olan şair ve yazarlar. Geleneğe karşı çıkanlar, bazen onu yıkmaya ve baskı altına almaya çalışanlar; ne yaparlarsa yapsınlar ondan ve etkilerinden kurtulamazlar.
Geleneğimiz, bizim karakterimizdir. Onu inkâr, şahsiyetimizi inkârdır. Şiirimizde yapılması gereken, geleneğin yaşadığımız çağa göre yorumudur. Her şair, bilinçli veya bilinçsiz, bu gelenek duvarının üstüne bir tuğla koyar ve onu sağlamlaştırmaya çalışır.
Şiirdeki şekil ve mana, insandaki beden ve ruh kavramına benzer. Şeklin önemi, onu taşıyan ruhla güzeldir. İşte gelenek, şekil ile ruhu bir arada tutan harç gibidir. Eğer şekil ve mana, gelenekten kopuk olursa birbirini tamamlayamaz. Gelenek kavramı geçmiş kültürün hepsini(tarihi, sosyal olayları, söylenmiş ve yazılmış bütün eserleri, dili, dini, mimariyi...) kapsar. Ondan kopmak demek, köksüz kalmak demektir. Günümüz şiiri, geleneği çağdaş tarzda yorumlayacak şairleri bekliyor.
Ne mutlu bu yolda çalışan şair ve sanatçılara.”
Aruz vezniyle yazılan şiirlerin günümüzdeki temsilcisi diyebileceğimiz Mehmet Nuri Parmaksız, birçok ödüle layık görüldü.
Birbirinden güzel şiirlere imza atan Mehmet Nuri Parmaksız’ı en iyi anlatacak, onun şiir anlayışını bize gösteren şiirlerinin başında aruz vezniyle yazdığı “Kelebek Ömrü” adlı şiiri gelmektedir.

KELEBEK ÖMRÜ

Sevdâya alışkın bu gönüller seni bekler,
Son darbede her cân o ölüm bûseni bekler !

Sevdâ denilen çölde çiçekler de tuzaktır,
Vuslâtı yakın sanma fizândan da uzaktır!

Ellerde, avuçlarda, senin ismin anılsın.
Gönlümdeki aşkın yine yoklukta sanılsın!

Yükselsin o rûhum, göğe çıksın, sana değsin.
Çektirdiğin âhlarla gönül gökleri eğsin !

Hakkın bizi halk ettiği toprak ne de paktır !
Herhalde bu yüzden ki mezâr taşları aktır !

Heyhât! Kara sevdâ denilen yol ne de dardır!
Aşk bitti mi, dünyâ kelebek ömrü kadardır!



MEHMET NURİ PARMAKSIZ KİMDİR?

İstanbul’da doğdu. Aslen Düzceli'dir. İlk, orta ve lise tahsilini, İstanbul’da tamamladıktan sonra, 1991 yılında girdiği Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden 1995’te mezun oldu. Aynı yıl Mardin Derik Lisesi edebiyat öğretmeni olarak atandı. Hâlen Ankara'da Gölbaşı Anadolu Lisesi edebiyat öğretmeni olarak mesleğine devam etmektedir.
Lise yıllarında başlayan şiirle ilgisi, üniversite öğrenimi içersinde heves olmaktan çıkmış ve branşı gereği sanatın bu dalıyla ciddi olarak ilgilenmeye başlamıştır. Şiir üzerine yazdığı makaleleri ve şiirleri “İlk Yaz, Erciyes, Sarmaşık, Gülpınar, Simav Anadolu, Maki, Hisler Bulvarı, Kümbet, Karınca, Bizim Ece, Size, Çağrı, Bizim Külliye, Berceste, Türk Dili vb... birçok dergide yayınlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı adına, Başkent Öğretmenevi ve Milli Eğitim Şura salonunda, öğretmen şairlerin katıldığı ona yakın şiir dinletisi organizasyonu gerçekleştirmiş, birçok Devlet töreninde de sunuculuk görevinde bulunmuştur.
2006 yılında yapılan seçimde İLESAM Yönetim Kurulu üyesi olarak seçildi ve 2008 Ocak ayına kadar İLESAM'ın Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 30 Mart 2010’dan itibaren İlesam başkanı. Birçok dinleti ve toplantı da, “Şiir Estetiğimiz ve Şiirde Olması Gerekenler” konulu bildiri sunmuş ve konferans vermiştir. Türk edebiyatı ve şiirine yaptığı katkılardan dolayı, Antalya ve Simav'da (Kütahya) düzenlenen şiir organizasyonlarında 'Türk Şiirine ve Kültürüne Hizmet Ödülü'ne layık görülmüştür.
2006’nın Ekim ayından itibaren Polis Radyosu’nda “Gönül Köprüsü” adlı bir şiir-edebiyat ve sanat programını hazırlayıp sundu. 2007’nin Ekim ayından itibaren ise, yine Polis radyosunda, her Salı günü saat 21’de yayınlanan “İmbikten Damlalar” adlı şiir-edebiyat ve sanat programını hazırlayıp sunmaktadır. 2008 yılı Nisan ayından itibaren Mamak Şiir Okulu'nda 'Şiir Yazım Teknikleri' üzerine dersler vermekte ve birçok Belediye için şiir-edebiyat ve kültür konulu söyleşi ve programlar hazırlayıp sunmaktadır. “Mektuplarıyla Cahit Sıtkı” adlı inceleme, 'Kelebek Ömrü' adlı şiir, 'Mogan Şiir Akşamları', 'Mogan Şiir Akşamları (2008) ' ve 'Anne Konulu Şiirlerden Seçmeler' adlı üç antoloji eseri bulunmaktadır. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Halk Edebiyatı alanında “Âşık Edebiyatında Ağıt Konulu Destanlar”adlı tez çalışmasıyla master yapmıştır.
Mehmet Nuri Parmaksız, İLESAM (İlim ve Edebiyat Sahipleri Meslek Birliği) , ESKADER (Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği) , Ankara Kulübü, GASAT (Girişimci Sanat ve Bilim Adamları Derneği) ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. Halen, İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor.

KİTAPLARI



Mogan Şiir Akşamları Anne Konulu Şiirlerden Mogan Şiir Akşamları 2008


Kelebek Ömrü-Şiir Kitabı Kelebek Ömrü-Şiir Kitabı (2. Baskı


KİTAPLARI

1-“Mektuplarıyla Cahit Sıtkı” (İnceleme)
2-“Mogan Şiir Akşamları” (Antoloji, ISBN:978-975-01693-0-4)
3-“Mogan Şiir Akşamları 2008″ (Antoloji, ISBN:978-975-01693-2-8)
4- “Anne Konulu Şiirlerden Seçmeler” (Antoloji, ISBN:978-975-01693-1-1)
5- “Kelebek Ömrü” (Şiir, Ürün Yayınları, ISBN: 978-975-9944-761-50-5)


ÖDÜLLERİ

1- Anayurt Gazetesinin Aruz Dalında Açmış Olduğu Şiir Yarışmasında “Kelebek Ömrü adlı şiirle 1.ödülü (2005)
2- Antalya Güllük Derneği'nden Türk Şiirine Hizmet Ödülü (2006)
3- Şiirkolik sitesinin açtığı yarışmada bir şiiriyle mansiyon. (2007)
4-Simav Kaymakamlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Simav Şairler şöleninde verdiği seminer, panel, konferans ve Polis Radyosu’nda yaptığı programlardan dolayı Türk Şiirine ve Edebiyatına Hizmet Ödülü (2007)
5-Birharf.net sitesinin açtığı yarışmada bir şiiriyle mansiyon. (2007)
6-GASAT Türk Edebiyatına Katkı Ödülü (İmbikten Damlalar Programından Dolayı (2008)
7-Simav Kaymakamlığı tarafından Simav'ın tanıtımına katkı ödülü (2008)

DERGİ ve GAZETE YAZILARINDAN SEÇMELER


HALK ve DİVAN ŞİİRİNE DAİR DÜŞÜNCELER

(Bu makale, Tasvir Gazetesi (Ankara)’nde (28 Ekim 2006, s.5.) yayımlanmıştır.)

Geçenlerde, Halk ve Divan şiiri üstüne ahkâm kesen bir şair dostun, “ Divan edebiyatı bir saray edebiyatıdır, ayrıca dili de Türkçe değildir; aruzu diriltmeye çalışmak ve şiirde sadece heceye bağlanmak, bugünün şiirine ihanettir. Aruzu ve heceyi bilmiyorum ama şiir de yazabiliyorum, varsa yoksa serbest şiir, ötekilerin devri kapandı.” diyince, “ cehalet, esaretten kötüdür” sözünün haklılığını bir defa daha anladım. Kendisini, söylediklerini ispata davet ettikten sonra, “hangi şairleri beğenir ve okursunuz?” dedim. “ Asıl siz söylediklerimin tersini ispat ediniz, her şey ortada” cevabına veren şair arkadaş- ki bu konuda bir mesnedi olmadığı her halinden belli oluyordu- beğendiği şairlerin, “Attila İlhan, Nazım Hikmet, Orhan Veli ve Fazıl Hüsnü Dağlarca” olduğunu söyleyince, “peki, dinleyin o zaman” dedim ve şu açıklamaları yaptım:

Bir kere, beğendiğiniz şairlerin hepsinin, hem gelenekle hem de sizin reddettiğiniz formlarla bağlantısı vardır. Bunlardan haberdar olmadığınız gibi, okuduğunuzu söylediğiniz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şu fikirlerini de hiç duymamışsınız. “Aruzu ve heceyi bilmeyen biri, şiire yakın olamaz.” Şiir yazabilmek için, “elli tane kalın defter alacaksın, bu defterlerin her birinin üstüne Türkçemizde en çok kullanılan 15 heceyi, 35 de aruz veznini yazacaksın. En az o yüz sayfalık olan defteri o vezinle dolduracaksın, her dizeyi gömüt taşına yazar gibi, özene bezene yazacaksın. O defteri buraya getireceksin. Denetleyeceğim; her defter vezin ve başka yanlışlıklar yapılmadan doldurulmuş mu? Doldurulmamışsa, git bir daha dene diyeceğim. Doldurulmuşsa, bu elli defteri yakacaksın, istediğin gibi şiir yazmaya başlayacaksın." diyince, “bunları söyleyen gerçekten Fazıl Hüsnü’yse, bir daha o adamı okumam.” dedi. Düşüncelerimizde bir eksiklik varsa bunu kızmadan kabul etmeliyiz, yoksa bilmediğimiz konularda ahkâm kesmenin bize hiçbir fayda sağlamayacağını er geç öğreniriz. Bir konu üzerinde konuşmaya, “bildiğim kadarıyla”, diye başlarsak, bildiğimiz eksik veya yanlış dahi olsa, hoş görülebiliriz; ama yanlış bilgi üzerinde ısrar edersek, bu inat bizi daha da kötü bir duruma düşürür.
İlk önce şunu öğrenmeliyiz: Bir fikre taassupla bağlanmak ve diğer görüşlere de önyargıyla yaklaşmak bizi yanlışa götürür; savunduğumuz düşüncenin dayanak noktalarını iyi belirlemeliyiz. Divan ve Halk şiiri birçok kişinin zannettiği gibi birbirinden kopuk bir edebiyat değildir, aslında onlar- çıkış noktaları Arap ve Fars şiiri olsa da- Türk kültürünün imzasını taşıyan -üvey değil- öz kardeşlerdir. Başlangıçta, dil olarak birbirinden kopuk görünseler de, 16. yüzyıldan sonra birbirine yaklaşmaya başlarlar. Edebiyatımızı her dönemiyle, her şekliyle bir bütün olarak kabul etmemiz lazım. Divan şiirini bizim şiirimiz olarak görmeyenler bu düşünceleriyle neyin peşindedirler? Baki, Fuzuli ve diğer şairler bizden değil midir? Geçmişi her yönüyle inkâr bize ne kazandıracak? O gün yazılan şiirlerin dili bugün anlaşılmıyorsa, bu durumun oluşmasında o şairlerin ne suçu var? Her gün yozlaşan dilimize bakıyorum da –dil olarak- bizim üç yüz yıl sonra anlaşılabileceğimizin garantisi var mı?

Geçmişte yazılan şiirlerin, bugüne göre anlaşılmaz olduğu gerçeğini ben de kabul ediyorum; ama onları yok saymak ne demek? Bu kanaatte olanların, o şairlerimize haksızlık yaptığını düşünüyorum. Divan şiiri konusunda ikilemler yaşayan Nurullah Ataç, “Şiirimiz Üzerine” adlı yazısında, bakın ne diyor: “Şiirimizi, eski şiirlerimizi okumalıyız. Dilimizi gerçekten öğrenmenin, tadına varıp onunla güzel biçimler kurmak gücünü edinmenin başka yolu yoktur. (…) Saz ozanlarımızın şiirlerini okumalıyız, ama Divan şiirini de bırakamayız. Bize dilimizi asıl onlar öğretecek, tadına asıl onlar erdireceklerdir. Fuzuli’nin gazellerini okurken o Arapça, Farsça sözcüklerin altında Türkçenin tatlı sesini duymuyor musunuz? Suçu onlarda değil, kendinizde arayın. Karacaoğlan’a bayılırım ama Nedim’i, Galip’i okurken de kelimeleri her zaman anlamasam dahi, gene benim dilim olduğunu seziyorum, gene kendi dilimi duyduğum için yüreğim çarpıyor. Divan şairlerimizin Arapça’dan Farsça’dan aldıkları sözler, onların dillerini Türkçe olmaktan çıkarmamıştır. O sözler birer yabancıdır ama salınıp gezdikleri bahçenin toprağı buram buram Türkçe kokar, Türk kokar. ” Şu mısralar üzerinde bunu tecrübe edelim:

“Gittin ammâ ki kodun hasreti cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile” ( Neşâti)

“Ben tâ senin yanında bile hasretim sana” ( Rabia Hatun)

“Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz” ( Mahîr)

“Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdir gönül ( Nef ’i)

Halk şiiriyle Divan şiirini birbirinden kopuk düşünmek doğru değildir. Bu düşünceye karşı çıkanlara, Prof. Dr. Cemal Kurnaz‘ın, “ Halk ve Divan Şiirinin Müşterekleri Üzerine Denemeler” adlı kitabını- her cümlenin altını çize çize- okumalarını tavsiye ediyorum.

HECE Mİ, ARUZ MU, SERBEST Mİ?

Bu makale, Gülpınar Dergisi (Ankara)’nde, (Ağustos-2004, Yıl:29, Sayı:340, s.13.) yayımlanmıştır.)

İlk insandan bu yana var olan ve kıyamete kadar da varolacak sanat dallarından biridir şiir. Geçmişten bugüne insanların tam bir tanım üzerinde anlaşamadığı, onu tarif etmeye ve belli bir kalıba sokmaya çalıştığı, bazı açıklamalarla şekillendirdiği ama söylenenlerle herkesi memnun edip tam bir metin üzerinde birleştiremediği bir muammadır şiir. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı herkesin üzerinde bir görüşü olan ama belli ölçütlere sığmayan, insanı saran bir büyüleyicilikle kimilerine göre musikiye yaklaşan, kimilerine göre sadece manadan ibaret olan ama ne olursa olsun zevki, estetiği ve biçimiyle bizi her dem saran, hafızalarımızda (birkaç mısra bile olsa) yer eden, bir kelime oyunudur şiir.

Uzunluğu ve kısalığıyla, şekli oluşturan teknikleriyle ve çağrışıma dayalı geniş manasıyla şiir, kanaatimce “güzele ulaşma” hevesi yolunda, ince ve etkili söyleyişin anahtarıdır. Onu nesirden ayıransa, kuruluşu, nağmesi ve mana derinliğidir. Bazen cümlelerde bizi sarar ama; zekayla ortaya çıkan güzel mısralar, bize başka bir dünyanın kapısını açar. Günümüz şiirinde, heceli olsun serbest olsun, bazı şairlerin mısraı cümleye,nazmı nesre yaklaştırdıkları şiirleri gördükçe; şiirin ne demek olduğunu unuttuğumuzu, güzel Türkçemizi körelttiğimizi, gerçek şiirden uzaklaştığımızı ve böyle giderse de uzun bir süre saf şiirden Türkçemizin ayrı kalacağını, üzülerek belirtmek istiyorum.

Hece nedir, Aruz nedir, Serbest nedir? Bunların hepsi, eşsiz Türkçemizle şiirde güzel söyleyişe ulaşabilmekte kullandığımız birer formdur. İşte bunların ne demek olduğunu tam olarak bilmeden saf şiire yaklaşamayız; yazdığımız şiirlerle güzel Türkçemize haksızlık etmiş oluruz. Kimse alınmasın ama, şiiri sadece duyguların ifadesi olarak görmek ve “Efendim, ben söyledim oldu” demek, büyük bir gaflettir. Şair şiirini hem bilgiyle hem de kültürle beslemek zorundadır. Dil, estetik ve biçim konusunda birtakım kaygıları olmayan şaire- eskilerin deyimiyle- müteşair denilir. Şairlik ve şiir yazmak zor bir iştir; çünkü orada kullanılan, yüzyıllardır işlenmiş öz dilimiz güzel Türkçemizdir. Türkçeyi kötü kullanmaya, onu köreltmeye ve gerçek şiirden uzaklaştırmaya, ne şair ne de herhangi bir Türk vatandaşının hakkı vardır. Şiir yazan ve şiirle uğraşan herkes, şiir geleneğimizi- baştan sona kadar- bütün örnekleriyle ve incelikleriyle bilmek zorundadır. Bu söylediklerimden mahrum olanlar zaman içersinde bir buz gibi eriyip yok olacaklar ve isimlerini bir sonraki çağa taşıyamayacaklardır.

GÜNÜMÜZ ŞİİRİ VE ŞAİRLERİ HAKKINDA
ELEŞTİRİLER(1)

(Bu makale, Çağrı Dergisi’nde (Mart-2007, Yıl:51, Sayı: 568, s.10-11.) yayımlanmıştır.)

Şiirin her devirde tartışma yaratan bir sanat dalı olması, bir anlamda, onun cazibesinden ileri gelir. Friedrich Hegel’in, “ Güzel sanatların en üstünü ve en zor olanı şiir sanatıdır.” söyleminin altında yatan gerçek de, bu olmalı herhalde. Geçenlerde bir şair, “Hocam, şiir sanat için midir, yoksa toplum için mi?” diye sorunca, bu meselenin hâlâ hallolmamış olduğunu gördüm. Cevap vermeden önce, “sizce hangisi?” dediğimde,“Valla, şiiri ben, kendim için yazıyorum; hangi şair şiirini, sanatı ve toplumu düşünerek yazmış ki?” sözlerine karşılık, “bir anlamda haklısın; ama kendin için yazdığını paylaştığın zaman, şiir toplumun hizmetine girmiyor mu, yazdığının güzel olması için sanat yapmıyor musun, sonuçta yazdığın şiir, bir sanat eseri olmuyor mu?” dedim. “ Haklısınız oluyor ve ben bunu hiç düşünmemiştim” cevabına sonra, T. S. Eliot’ın, şu sözlerini hatırlattım, o şair arkadaşa: “ Hiçbir ozanın, hiçbir sanatçının tek başına tam bir anlamı yoktur. Onun anlamı, değerlendirilmesi, ölmüş ozan ve sanatçılarla olan bağının değerlendirilmesidir.”

Şiir yazıyoruz ama niye yazdığımızı ve nasıl güzel mısralara ulaşacağımızı, pek düşünmüyoruz gibi geliyor bana. Günümüzde, bazı şairlerin aklını sırf meşhur olmak konusuna taktığını görüyorum. Oysaki bu arkadaşlarımız şunu iyi bilmelilerdir ki, yazdıkları şiir, her yönüyle güzel olduktan sonra, o ün, onları mutlaka bulacaktır. Bu konuda Selahattin Eyüboğlu, “ Şöhret, sanatın samimi gayesi ve mükâfatıdır.” der; ancak, okumadan, geleneği ve şiir tekniklerini bilmeden, yazacaklarımızda, hem duygu hem de mana noktasında, neyi nasıl anlatacağımızı düşünmeden, bu yolda muvaffakiyet elde edileceğimiz hayali pek inandırıcı gelmiyor bana. Valery’in, şiir ve sanat eseri konusunda söylediklerini, mantık süzgecinden geçirip kabullerimiz ölçüsünde kendimize bir yol çizmemiz gerektiğine inanıyorum: “ Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Şiir, kendisiyle başlar, kendisiyle biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir.”

Günümüz şairlerinin çoğu, şiiri sadece duygudan ibaret zannediyor ve yanılıyorlar. Şiirde bir biçim kaygısı olamadan, söyleyişte bir incelik bulunmadan, duygu ve mananın çatısı altında teknikleri birleşmeden, şiirin sadece ilhamla ortaya çıkabileceğini iddia etmek, gerçek şiirden ne kadar uzaklaştığımızın göstergesidir. Bugünkü şairlerin içine düştüğü durum, işte budur. Kelimelerin şiirdeki yeri ve önemini anlamazsak, Türkçenin güzelliğini yazdığımız şiirlerde duyuramazsak, işimiz gerçekten de çok zordur. Bu sözlerimle yanlış anlaşılmak istemem; şiire bu konuda vakıf olmayanların şiir yazmaması değildir demek istediğim, sadece, şairliğin ne kadar zor bir iş olduğunun anlaşılması adına, bunların bilinmesi gerektiğini söylüyorum. Melih Cevdet Anday’ın- ki bu şairimiz O. Veli’yle beraber serbest şiirin ve Garip akımının başlatıcısıdır- söylediği şu sözlere, aslında bütün şair ve müteşairlerin, kulak vermesi lazım: “ … duygular, düşünceler sözcükleri değil; sözcükler duygularımı, düşüncelerimi yönetiyor. Ressam Degas’ın: “ Çok güzel duygularım var, ama şiirde başarıya eremiyorum. Neden?” diye sorması üzerine Mallarme, çok ünlüdür, “ Dostum” demiş, “ Şiir sözcüklerle yazılır. Herkesin duyguları, düşünceleri var, yetseydi herkes şair olurdu.” Anlaşılamayan budur. İçinden geldiği için mimar ya da mühendis olmaya kalkanı görmüyoruz. Demek sanatların en kolayı şiir ki, duygulara, düşüncelere dayanılarak şair olunabileceğine inanılıyor.”

ŞİİRLERİNİN YAYINLANDIĞI DERGİ VE GAZETELERDEN BAZILARI

Anadolu Gazetesi (Simav);Gülpınar (Ankara); Mavisu (Ankara); Genç Ufuklar (Ankara); Hisler Bulvarı (Balıkesir); Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim ve Kültür Dergisi (Ankara); Yeni Size (İstanbul); Yeni Haber Gazetesi (Gölbaşı, Gönüllü Eğitim- Eğitim Bilim ve Kültür Dergisi (Ankara); Tasvir Gazetesi (Ankara); Metropol Gazetesi (Ankara); Türk Dili (Ankara); Ortanca (Ankara); Edebiyat Otağı (Ankara); Maki Dergisi (Mersin); Aydın Güzelhisar Gazetesi; Gölbaşı Cemre Eğitim Kültür ve Sanat (Ankara); Aydın Bakış Gazetesi; Avrupa Gazetesi…


YAZILARININ YAYINLANDIĞI DERGİ VE GAZETELERDEN BAZILARI

-Şair Olmayı Ülkü Edinmiş Bir Adam: Cahit Sıtkı Tarancı, Mavisu, Bahar-2002, Sayı:5, s.14.
-Şiir Bir Deryaya Benzer, Gülpınar Dergisi (Ankara), Haziran-2004, Yıl:29, Sayı:338, s.8.
-Tanıtılmakta Geç Kalınmış Bir Cevher: Mehmet Turan Yarar, Güneyde Kültür Dergisi, Temmuz- Ağustos 2005, Cilt:29, Sayı:160, s.15-18.
-Şair Kimdir?, Yeni Size Dergisi, Eylül-2005, s.26-27.
-Eşikteki Adam İsa Kayacan (1,2,3,4), 7 Mart Gazetesi, 13-20-23 Ağustos 2007 s.6.
-Yazar-Yayınevi Meselesi, Telif Hakkı Gerçeği ve Karşılıklı Haklar, Bizim Külliye Dergisi, Sayı:35 (Mart-Nisan-Mayıs 2008), s.32-36.
-Türkiye’de ve Dünyada Telif Hakları, İlesam ve Eser Sahipleri, İlesam Bülteni (Ekim-Kasım-Aralık 2007), Yıl:17, Sayı:57, s.5-8.
-Unutulmuş Bir Şair: Asaf Halet Çelebi, Berceste Dergisi, Ekim-2007, Yıl:6, Sayı:64, s.24-26.
-Süveyda’ya Mektuplar (15,16,17,18) Yeni Size Dergisi, Mart 2008, Sayı:51, s.19-20.
-Türkçemiz ve Dilimizdeki Kirlenme- Yavuz Bülent Bakiler'le Söyleşi, Yeni Size Dergisi, Nisan 2008, Sayı:52, s.3-6.
-Yahya Kemal ve Şiir Dili, Yeni Size Dergisi, Mayıs 2008, Sayı:53, s.3-6.
-Sadık Tural, Şiirimizin Kaynakları ve Aşk, Yeni Size Dergisi, Haziran 2008, Sayı:54, s.20-22.
-Gelenek ve Şiir Üzerine, Çağrı Dergisi, Eylül-2006, Yıl:50, Sayı: 562, s.21-22.
-Günümüz Şiiri ve Şairleri Hakkında Eleştiriler, Çağrı Dergisi, Mart-2007, Yıl:51, Sayı: 568, s.10-11.
-Şiirimizde Vezin Meselesi, Çağrı Dergisi, Nisan-2007, Yıl:51, Sayı: 569, s.24-25.
-Şair Kimdir?, Çağrı Dergisi, Mayıs-2007, Yıl:51, Sayı: 570, s.11-12.
- Dilin Önemi ve Şiirde Türkçe’den Yararlanma Yolları, Çağrı Dergisi, Ağustos-2007, Yıl:51, Sayı: 573, s.18-20.
-Şiirimizde İmge Meselesi, Çağrı Dergisi, Ocak-2008, Yıl:52, Sayı: 578, s.13-15.
-Melali Anlamayan Nesil ve Ahmet Haşim, Çağrı Dergisi, Şubat-2008, Yıl:52, Sayı: 579, s.8-10.
-Cahit Sıtkı Tarancı, Çağrı Dergisi, Mart-2008, Yıl:52, Sayı: 580, s.20-21.
- İsmet Bora Binatlı Üzerine Bibliyografik Bir İnceleme, Maki Dergisi, Eylül-Ekim-2006, Yıl:10, Sayı:58, s.3-5.
-Serbest Şiirin Yazımına Dair Bazı Tespitler ve Teklifler, Maki Dergisi, Temmuz-Eylül-2007, Yıl:11, Sayı:63-64, s.17-19.
- Hece mi, Aruz mu, Serbest mi? Maki Dergisi, Mart-Haziran-2007, Yıl:11, Sayı:61-62, s.3-4.
-Ahmet Haşim’in “Merdiven” Şiiri Üzerine Bir Tahlil Denemesi, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, Mart 2007, Yıl:8, Sayı:85, s.38-42.
-Eşikteki Adam: İsa Kayacan, Duygu Seli Dergisi (Isparta), Ekim-Kasım-Aralık 2007, Yıl:7, Sayı:25, s.38-39.
-“Sultan Şaire Toprak Ana” Güzide Gülpınar Taranoğlu İle, Edebiyat Otağı, Mart-2008, Yıl:3, Sayı:30,s.34-41.
-"Ölümünün 50. Yılında Yahya Kemal ve Şiir Dili", Uluğbey Anadolu Lisesi Eğitim ve Kültür Dergisi, Yıl:2, Sayı:2, Mayıs 2008, s.16-18.
-Yazar-Yayınevi Meselesi, Telif Hakkı Gerçeği ve Karşılıklı Haklar, Yeni İnan Gazetesi ( Tekirdağ, 28 Nisan 2008, Sayı:16098, s.12.
-Tanıtılmakta Geç Kalınmış Bir Cevher: Mehmet Turan Yarar, Erciyes Dergisi, Haziran-2006, Yıl:29, Sayı:342, s.15-16.
-Kırgızlarda Destan Anlatma Geleneği, Yeni Size Dergisi, Temmuz 2008, Yıl:5, Sayı:55, s.20-23.
-Avusturyadaki Türkoloji Çalışmaları, Berceste Dergisi, Ağustos-2008, Yıl:7, Sayı:74, s.34-36.
-Şiir Üzerine Düşünceler, Genç Bilge Dergisi, Temmuz-Ağustos-Eylül 2008, Sayı:6,s.50-51.
-Cahit Sıtkı Tarancı'nın Ziya Osman Saba'nın Şiiri Hakkındaki Düşünceleri, Çağrı Dergisi, Eylül-2008, Yıl:52, Sayı: 586, s.11-13.
-Evime ve Nihal'e Mektuplar, Yeni Size Dergisi, Eylül 2008, Yıl:5, Sayı:57, s.20-23.
-Türkiye Sahasında Ağıt Kavramı, Berceste Dergisi, Ekim-2008, Yıl:7, Sayı:76, s.36.
-Feyzi Halıcı Röportajı, Maki Dergisi, Nisan-Haziran 2008, Yıl:12, Sayı:67, s.3-4.
-Bilinmeyan Gemilerden Biriyle Gel- Süveydâ'ya Mektup, Maki Dergisi, Ekim-Aralık 2008, Yıl:12, Sayı:69, s.22.
-Olcay Yazıcı ile Şiir Üstüne, Berceste Dergisi, Aralık-2008, Yıl:7, Sayı:78, s.36-37.
-Süveydâ'ya Mektup, Maki Dergisi, Ekim-Aralık-2008, Yıl:12, Sayı:69, s.22.
-Şiir Üzerine Düşünceler, (Afyon) Edebdağ Dergisi, Ocak-Şubat 2009, Yıl:1, Sayı:2, s.26-27.
-Hüseyin Yurdabak Üzerine Bibliyografik Bir İnceleme,Yeni Size Dergisi, Şubat 2009, Yıl:6, Sayı:62, s.7-12.
-Bekir Sıtkı Erdoğan ile Gelenekten Yararlanma Üzerine,Yeni Size Dergisi, Mart 2009, Yıl:6, Sayı:63, s.8-9.
-Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği, (Afyon) Edebdağ Dergisi, Mart-Nisan 2009, Yıl:1, Sayı:3, s.40-47.
-Doç. Dr. Mehmet Önal İle Şiir ve Sanat Üzerine,Yeni Size Dergisi, Nisan 2009, Yıl:6, Sayı:64, s.32.
-Dilin Önemi ve Şiirde Türkçeden Yararlanma Yolları, Ankara Eğitim, Kültür, Sanat Dergisi (İl Milli Eğitim Müdürlüğü), Mart-Nisan 2009, Yıl:10, Sayı:61, s.72-74.
-Yavuz Bülent Bakiler İle Türkçemiz ve Dilimizdeki Kirlenme Üzerine Sohbet,Yeni Size Dergisi, Mayıs 2009, Yıl:6, Sayı:65, s.5-9.
-Prof. Dr. Nurullah Çetin İle Şiir Üzerine Hasbihal,Yeni Size Dergisi, Temmuz 2009, Yıl:6, Sayı:67, s.6-7.
-Gönül Kelimesi Üzerine Düşünceler, Maki Dergisi, Nisan-Haziran 2009, Sayı:71, s.14-15.
-Türkiye Dışı Türklerde Ağıt Söyleme Geleneği ve Yas Törenleri, Güncel Sanat Dergisi, Yıl:1, Sayı:1, Temmeuz-Ağustos 2009, s.5-10.
-Cahit Sıtkı Tarancı Üzerine Değerlendirmeler, Ortanca Dergisi, Ekim 2009, Sayı:22, s.8-18.
-Hilmi Yavuz'la Şiirimizin Kaynakları ve Şiirimizde Aşk Kavramı Üzerine Sohbet I- II, Niksar Danişmend Gazetesi, 29-30 Ekim 2009, Yıl:3, Sayı:449-450, s.6.
-Yahya Kemal Beyatlı ve Şiir Dili, Ortanca Dergisi, Kasım 2009, Sayı:23, s.39-41.
-Prof. Dr. İskender Pala ile Şiir Üzerine Sohbet, Ortanca Dergisi, Kasım 2009, Sayı:23, s.31-34.
-Mevlânâ'yı Anlamak Üzerine, Ortanca Dergisi, Aralık 2009, Sayı:24, s.11-12.



HAKKINDA ÇIKAN YAZI VE GAZETE HABERLERİNDEN BAZILARI

Gölbaşı Eğitim ve Kültür Dergisi, Ocak 2005, Yıl:2, Sayı:2, s.37.
Anayurt Gazetesi, 24 Nisan 2005, s.14.
Göl Haber Başkent (Gölbaşı Gazetesi, 31 Ağustos 2005, Yıl: 5, Sayı: 92, s.5.
Yeni Haber (Gölbaşı Gazetesi, 2 Eylül 2005, Yıl:10, Sayı:201, s.1.
Genç Ufuklar, 20 Eylül 2005, Sayı:20, s.8.
Anayurt Gazetesi, 22 Ocak 2006, s.14.
Ekspres Gölbaşı Gazetesi, 20 Mayıs 2006, s.3.
Göl Haber Başkent (Gölbaşı Gazetesi, 22 Haziran 2006, Yıl: 5, Sayı: 110, s.2.
Ekspres Gölbaşı Gazetesi, 29 Haziran 2006, s.3.
Selam Gazetesi (Yozgat), 29 Temmuz 2006, s. 1, 6-7.
Yeni Ufuk Gazetesi (Yozgat), 29 Temmuz 2006, s.8.
İleri Gazetesi (Yozgat), 31 Temmuz 2006, s.3.
Belde Gazetesi (Ankara), 2 Ekim 2006, s.6.
Zümrüt Gazetesi (Rize), 10 Ekim 2006, s.3.
Önder Gazetesi (Keşan), 10 Ekim 2006.
Son Söz Gazetesi, 16 Ekim 2006, Yıl:34, Sayı:11665, s.2.
Tasvir Gazetesi (Ankara), 14 Aralık 2006, s.2.
Hürriyet-Ankara, 3 Temmuz 2007, s.20.
24 Saat Gazetesi, 31 Ocak 2008. (Son Söz Gazetesi, 1 Şubat 2008,
Van Postası. (2 Yazı.
Gündem Gazetesi, 9 Ocak 2008.
Yeni Gün Gazetesi (Burdur), 22 Kasım 2007.
Akdeniz Gazetesi (Isparta), 24 Kasım 2007.
Ses 15 Gazetesi (Burdur), 06 Aralık 2007, s.5.
Simav Gazete Efe’m, 15 Mayıs 2007, s.1-6.
Söz Gazetesi (Babaeski), 27 Eylül 2007, s.6.
Belde Gazetesi, 4 Ekim 2007, s.6.
Zafer Gazetesi, 30 Ekim 2007, s.4.
Hür Fikir Gazetesi (Lüleburgaz), 8 Kasım 2007, s.9.
Önder Gazetesi (Keşan), 30 Ekim 2007, Yıl:46, Sayı:13699, s.7.
24 Saat Haber Gazetesi, Yıl:27, Sayı: 8451, 12 Ekim 2007, s.2.
Anayurt Gazetesi (Ankara), 11 Ekim 2007, Yıl:16, Sayı:5493.
Burdur Gazetesi, 26 Ekim 2007, s.7.
Burdurlunun Sesi Gazetesi, 10 Ekim 2007, Sayı:1631, s.6.
Yeni Size Dergisi, Aralık 2007, s.14-15.
Cumhuriyet Gazetesi (Hafta Sonu Eki), 22 Aralık 2007, s.7.
Yeni Şafak Gazetesi, 3 Mart 2008.
Ankara İl Gazetesi, 3 Mart 2008, s.7.
Sabah Gazetesi, 3 Mart 2008, s.4.
Star Gazetesi, 3 Mart 2008.
Bugün Gazetesi, 3 Mart 2008, s.15.
Hürriyet Gazetesi (Ankara), 3 Mart 2008, s.10.
Zaman Gazetesi, 3 Mart 2008.
Gölbaşı Ekspres Gazetesi (Ankara), Sayı:304, 21 Mart 2008, s.3.
Yeni Haber Gazetesi (Ankara), 18 Mart 2008, s.6.
Göl Haber Gazetesi (Ankara), Yıl:9, Sayı:157, Mart 2008, s.4.
Zaman Gazetesi, 25 Mart 2008, s.23.
Gazete Altındağ, 15-30 Nisan 2008, Yıl:4, Sayı:66 s.1-3.
Hürriyet Ankara, 15 Nisan 2008, s.18.
Büyükşehir -Ankara Eki, 9-15 Nisan 2008, Yıl:4, Sayı:173, s.23.
Tasvir Gazetesi (Ankara), 26 Nisan 2008, s.2.
Hürriyet Ankara, 31 Mayıs 2008, s.15.
Ankara İl Gazetesi, 2 Haziran 2008, s.3.
Ankara İl Gazetesi, 5 Haziran 2008, s.1.
Yeni Şafak Gazetesi, 5 Haziran 2008, s.21.
Yeni Asya Gazetesi, 5 Haziran 2008, s.10.
Anayurt Gazetesi (Ankara), 6 Haziran 2008, s.10.
Anayurt Gazetesi (Ankara- Kale Eki), 5 Haziran 2008, s.25.
Süper Yeni Haber Gazetesi (Ankara), 20 Haziran 2008, Yıl.:12, Sayı:275,s.3.
Ekspres Gölbaşı Gazetesi, 24 Haziran 2008, Sayı:308, s.4.
Gündem Gazetesi (Ankara), Yı:7,Sayı:2244, 1 Temmuz 2008, s.2.
Tekirdağ Yeni İnan Gazetesi, 13 Eylül 2008.
Cumhuriyet Gazetesi, 03.09.2008, s.15.
" Anayurt Gazetesi, 7 Eylül 2008, s.12.
Hürriyet Gazetesi (Ankara), 30 Ekim 2008, s.18.
Anayurt Gazetesi, 22 Ocak 2009, s.12.
Ankara İl Gazetesi, 23 Ocak 2009 (Kültür-Sanat), s.9.
İlk Kıvılcım Gazetesi,Ocak-Şubat 2009, Sayı:6-7,s.13.
Hastane Forumu Dergisi, Şubat-Mart 2009, Yıl:3, Sayı:16, s.12.
Edebdağ Dergisi, Mart-Nisan 2009, Yıl:1, Sayı:3, s.8-13.
Simav Anadolu Gazetesi, 8 Mayıs 2009, Yıl:26, Sayı:1142, s.1.
" Simav'ın Sesi Gazetesi, 9 Mayıs 2009, Yıl:9, Sayı:1227, s.1-3.
Niksar Danişmend Gazetesi, 7 Haziran 2009, Yıl:3, Sayı:328, s.1-4.
Niksar Danişmend Gazetesi, 7 Haziran 2009, Yıl:3, Sayı:328, s.1-4.
Maki Dergisi, Nisan-Haziran 2009, Sayı:71, s.16-17.
Anayurt Gazetesi, 10 Temmuz 2009 Cuma.
Anayurt Gazetesi, 30 Ağustos 2009 Pazar, s.10.
Bursa Hakimiyet Gazetesi (Yaşayan Bursa -Yaşam), 7 Eylül 2009, s.6.
Yeni Haber (Gölbaşı Gazetesi, 14 Eylül 2009, Yıl:14, Sayı:309, s.1.
Gölbaşı Taraf Gazetesi, 22 Ekim 2009, Yıl:1, Sayı:44, s.6.
Belde Gazetesi (Ankara), 23 Ekim 2009, s.3.
Yeni Tokat Gazetesi, 31 Ekim 2009.
Gaziantep Zafer Gazetesi 6 Kasım 2009, Yıl:32, Sayı:9765, s.4.
Burdur Yeni Gün Gazetesi 17 Kasım 2009, Sayı: 16879, s.5.
Avrupa Gazetesi (Tekirdağ, 19 Kasım 2009, Yıl:3, Sayı:838, s.5.
Tekirdağ Yeni İnan Gazetesi, 19 Kasım 2009, Yıl:58, Sayı:16543, s.12.
Burdur Gazetesi 23 Kasım 2009, Sayı:18536, s.4.
Anayurt Gazetesi 24 Kasım 2009, s.8.
Gündem Gazetesi (Ankara), Yıl:8, Sayı:2658, 26 Kasım 2009, s.3.
Burdur Oğuzeli Gazetesi 21 Kasım 2009, sayı:1486, s.4.

Daha geniş bilgi için: http://www.mehmetnuriparmaksiz.com/sayfa.asp?id=83
İnternet sitesi: http://www.mehmetnuriparmaksiz.com
E-Posta adresi: bilgi@mehmetnuriparmaksiz.com


Münevver DÜVER 17.04.2010
Araştırmacı, Yazar, Şair








Eintrag (481) mailEintrag 481 editieren  SilEintrag 481 löschen
Eintrag (481) von Şair Münevver Düver'e 'şiire Üstün Hizmet' Ödülü aus İSTANBUL
  Mittwoch, den 28.04.2010 um 09:21 Uhr eMail an Şair Münevver Düver'e 'şiire Üstün Hizmet' Ödülü Homepage von Şair Münevver Düver'e 'şiire Üstün Hizmet' Ödülü

Beitrag:

Şair Münevver Düver'e 'şiire Üstün Hizmet' Ödülü
Şair, Yazar, Gazeteci Araştırmacı ve Fotoğraf sanatçısı Münevver Düver, 'Şiire Üstün Hizmet' ödülüne layık görüldü.27 Nisan 2010 11:23
Şair, Yazar, Gazeteci Araştırmacı ve Fotoğraf sanatçısı Münevver Düver, 'Şiire Üstün Hizmet' ödülüne layık görüldü.

Münevver Düver, Şaheserler Üreten Sanatçılar İletişimciler Yönetmenler Yapımcılar Araştırmacılar Derlemeciler Topluluğu (ŞÜSİYAD) tarafından 'Hikmet Okuyar 2010 Şiire Üstün Hizmet Ödülüne" layık görüldü.

Geçen sene Aydın'da, Nazilli'de ve Söke'de şiir ve fotoğraf sergileri açan ve bu sene de Aydın Halk Kütüphanesi'nin misafiri olarak Aydın'da kitaplarını imzalayan Münevver Düver, "Türkiye Sevdası Projesi" kapsamında her yıl Prof. Dr. Hikmet Okuyar tarafından dört dalda verilen ödüllerden birine layık görüldü. Ödül alan şairlere ödülleri 19 Mayıs 2010 Çarşamba günü Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde düzenlenecek törenle verilecek.

Bugüne kadar çeşitli konularda kitapları yayınlanan Münevver Düver'in toplam 25 kitabı bulunuyor. Düver'in kitap isimleri şöyle: Anne Sevgisi Sönmeyen Bir Alev, Güzel Mevlana, Yansıma, Adı Zenginliğinde Gizli Adana, Avrasya'da Runik Yazı, Bir Milletin Yok Ediliş Fermanı Çeçenistan, Ey Türk Gençliği, Şehit Sinan Eroğlu, Horasan Türkleri, Eski Türk İnancı Şamanizm, İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Destanları, Türkiye'de Yaşayan, azınlıklar, Kıl Çadırdan İmparatorluğa Osmanlılar, Batı Trakya Türkleri, Hristiyan Türk Boyu Gagauzlar, Mehmedim'e, Anne'ye Özlem, Sevgi Barış Dostluk, Sevginin Bedeli olmaz, Dağ Ardı Duyamıyorum, Yalgın, Sırça Yürek, Güzeller Kervanı Gönülden Geçer ve Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz

İHA- HABERİ






Eintrag (480) mailEintrag 480 editieren  SilEintrag 480 löschen
Eintrag (480) von Münevver Düver’e Şiire Üstün Hizmet Ödülü aus İSTANBUL
  Mittwoch, den 28.04.2010 um 09:17 Uhr eMail an Münevver Düver’e Şiire Üstün Hizmet Ödülü Homepage von Münevver Düver’e Şiire Üstün Hizmet Ödülü

Beitrag:

Münevver Düver’e Şiire Üstün Hizmet Ödülü


Münevver Düver’e bir ödül daha



Adanalı Şair Yazar Gazeteci Araştırmacı ve Fotoğraf sanatçısı Münevver Düver, şiire üstün hizmet ödülüne layık görüldü. Kısa adı ŞÜSİYAD olan Şaheserler Üreten Sanatçılar İletişimciler Yönetmenler Yapımcılar Araştırmacılar Derlemeciler Topluluğu, “Hikmet Okuyar 2010 Şiire Üstün Hizmet Ödülü”nü Münevver Düver’e verdi.


ADANA – Adanalı Şair Yazar Gazeteci Araştırmacı ve Fotoğraf Sanatçısı Münevver Düver’e bir ödül daha. Daha önce değişik kurum ve kuruluşlar tarafından ödüllendirilen Münevver Düver, bu kez de şiire üstün hizmet ödülü verildi.
Kısa adı ŞÜSİYAD olan Şaheserler Üreten Sanatçılar İletişimciler Yönetmenler Yapımcılar Araştırmacılar Derlemeciler Topluluğu, “Hikmet Okuyar 2010 Şiire Üstün Hizmet Ödülü”nü Münevver Düver’e verdi.
Avrasya Yayıncılar Birliği ile Şaheserler Üreten Sanatçılar İletişimciler Yapımcılar Araştırmacılar Derlemeciler Şüsiyad Topluluğu öncülüğünde; birçok vakıf, dernek, birlik, gönüllü kişi ve kuruluşun katkılarıyla TÜRKİYE genelinde geleneksel olarak tertiplenen “Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması” sonuçları açıklandı. 4 dalda düzenlenen yarışmada, jüri Münevver Düver’i “Hikmet Okuyar 2010 Şiire Üstün Hizmet Ödülü”ne layık gördü.
Münevver Düver ve ödül kazanan diğer şairler ödülleri önümüzdeki günlerde düzenlenecek törenle verilecek.
Daha öncede çeşitli edebiyat ödülleri kazanan Münevver Düver, yurt içi ve yurt dışında düzenlenen edebiyat ve şiir içerikli etkinliklerinin aranan isimleri arasında yer alıyor. Çok sayıda, etkinliğe imza atan Münevver Düver, daha önce aynı anda önce 5, ardından 15 kitabı birden yayınlayarak Türk Edebiyat Tarihine imza atmıştı.Toplam 25 kitapıi olan
Münevver Düver’in yayınladığı ve okurların büyük ilgisiyle karşılanan kitaplar şunlar:
Anne Sevgisi Sönmeyen Bir Alev, Güzel Mevlana, Yansıma, Adı Zenginliğinde Gizli Adana, Avrasya’da Runik Yazı, Bir Milletin Yok Ediliş Fermanı Çeçenistan, Ey Türk Gençliği, Şehit Sinan Eroğlu, Horasan Türkleri, Eski Türk İnancı Şamanizm, İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Destanları, Türkiye’de Yaşayan, azınlıklar, Kıl Çadırdan İmparatorluğa Osmanlılar, Batı Trakya Türkleri, Hristiyan Türk Boyu Gagauzlar, Mehmedim’e, Anne’ye Özlem, Sevgi Barış Dostluk, Sevginin Bedeli olmaz, Dağ Ardı Duyamıyorum, Yalgın, Sırça Yürek, Güzeller Kervanı Gönülden Geçer ve Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz.

GAZETE HABERLERİNDEN







Eintrag (479) mailEintrag 479 editieren  SilEintrag 479 löschen
Eintrag (479) von 13. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması sonuçlandı.. aus ŞEBİNKARAHİSAR
  Freitag, den 23.04.2010 um 11:34 Uhr eMail an 13. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması sonuçlandı.. Homepage von 13. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması sonuçlandı..

Beitrag:

13. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması sonuçlandı..
0

TÜRKİYE’nin, illerimiz ve ilçelerinin tanıtım turizm kültür sanat etkinliklerine canlılık kazandırmak ve Şüsiyad Başkanı Hikmet Okuyar tarafından Giresun, Şebinkarahisar Köprübaşı’nda ciddi ve saygın bir Proje çalışması olarak hazırlanan Tanıtım Turizm Kültür Sanat Eseri Türkiye Sevdası‘na KAYNAK oluşturmak için ”ÖZELLİKLERİ ve GÜZELLİKLERİ ile İLİMİZ ve İLÇELERİ” Konulu ”13.Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması’’ sonuçlandı.
Avrasya Yayıncılar Birliği ile Şaheserler Üreten Sanatçılar İletişimciler Yapımcılar Araştırmacılar Derlemeciler Şüsiyad Topluluğu öncülüğünde; birçok vakıf, dernek, birlik, gönüllü kişi ve kuruluşun katkılarıyla TÜRKİYE genelinde geleneksel olarak tertiplenen “ 13. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması’’ sonunda ödül kazanan aşık ozan ve şairler ile HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE ÜSTÜN HİZMET ÖDÜLÜ verilecek şiir dostları aşağıda belirlenmiştir.

HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE TEŞVİK ÖDÜLÜ KAZANANLAR:

Abdullah BAYKUŞ – Fethiye / MUĞLA
Ergül YILMAZ – Zara / SİVAS
Filiz BAYRAK -Tirebolu / GİRESUN
Fitnet ÖKSÜZ- Söğüt / BİLECİK
Mehmet KABA – EDİRNE
Mehmet KOCAOĞLU – Şahinbey / GAZİANTEP
Mustafa ÖKSÜZ – KIRŞEHİR
Mücahit ÖZKAN – Malarzgirt / MUŞ
Nermin YILMAZ – TİREBOLU / GİRESUN
Nihat ÇELİK – Görele / GİRESUN
Seyhan SİVRİ – Tercan / ERZİNCAN
Deryahan Ş.T.GÜRSEL – Salihli / MANİSA
Ümran DEMİR – Osmancık / ÇORUM

HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE SEVGİ ŞAİRE SAYGI ÖDÜLÜ
KAZANANLAR:

Ayla DEMİRER – ŞEBİNKARAHİSAR
Eray ÖZAY- Ardanuç / ARTVİN
Gamze MERTOL- İlkadım / SAMSUN
Hatice UMUT – Ceyhan /ADANA
İlhan YARDIMCI – BAYBURT
Mustafa YILDIZ – Kalecik / ANKARA
Onur SEZGİN – ERGANİ
Serpil KAYA – Pamukova / SAKARYA
Songül BAYRAM – GÜMÜŞHANE
Şahin YILANCI – ŞEBİNKARAHİSAR
Şerife GÜNDOĞDU – Emirdağ /AFYONKARAHİSAR
Yunus KARA – Akçakoca /DÜZCE

HİKMET OKUYAR 2010 ŞİİRE ÜSTÜN HİZMET ÖDÜLÜ
verilecekler:

Abdülkadir KALAY – Çilimli / DÜZCE
Ahmet KAÇAR – Görele / GİRESUN
Ahmet POYRAZOĞLU – İSTANBUL
Bekir ÖZTÜRK – Görele / GİRESUN
Canan BAŞKAYA / KIRŞEHİR
Elmas MACİT / İSTANBUL
Erol GÜNGÖR / GAZİANTEP
Faik KARAKILIÇ – GİRESUN
Fatma Çetin KABADAYI / KAYSERİ
Fatma ONUR / İSTANBUL
Feyzullah SEÇKİN / SİVAS
GİRESUN MÜZİK DOSTLARI DERNEĞİ
Gülşen ŞENDERİN / KIBRIS
Hasan ÖZTÜRK / KIRKLARELİ
Hasan GENÇAY – Fatsa / ORDU
Hatice Opak BİLGİN / KIRKLARELİ
Hatice İNTAÇ / KIBRIS
Hülya SÖNMEZ – Bandırma / BALIKESİR
İbrahim GÜLEÇ / NİĞDE
İsmail KAHRAMAN / GİRESUN
Kadir SAYIN – RİZE
Latif MAHMAT / MALATYA
Dr. Meral DİNÇER / ESKİŞEHİR
Murat DOLUDİZGİN / ŞEBİNKARAHİSAR
Mustafa YAMAN / GİRESUN
Müberra DEĞER / İSTANBUL
Münevver DÜVER / ADANA
Neşe BANU – İSTANBUL
Nevriye UĞURLUEL / ANTALYA
Nuray YANIKER / İSTANBUL
Oğuzhan KILIÇARSLAN / İSTANBUL
Öngün YILDIRIM / KAYSERİ
Radife Şen KAYAOĞLU / GÜMÜŞHANE
Süleyman BULDUK -İSTANBUL
Uğur BİLGİ – GİRESUN
Ünal YILDIRIM – ORDU
Vahit KAYA – Keşap / GİRESUN
Yaşar ÇAKIR / GİRESUN
Yaşar ÖZKAN – Çambaşı / ORDU
Yüksel AYHAN – Çatalca / İSTANBUL
Zehra Birsen YAMAK / İSTANBUL
Zehra YILMAZ – Tirebolu / GİRESUN

HİKMET OKUYAR 2010 TÜRKİYE SEVDASI
TÜRKİYE BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ kazananlar:

1 – ADANA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile ADANALI HARİKA UFUK

2 – ARTVİN ve İlçeleri için yazdığı şiir ile NEVŞEHİRLİ DR. NEDİM UÇAR

3 – BURSA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile ESKİŞEHİRLİ AŞIK NURŞAH – YOZGATLI AHMET SARGIN

4 – ÇANKIRI ve İlçeleri için yadığı şiir ile MALATYALI KUL BAHRİ BAHRİ ÇAVUŞOĞLU

5 – ÇORUM ve İlçeleri için yazdığı şiir ile TARIK TORUN – YOZGATLI SALİM GÜLBAHÇE

6 – EDİRNE ve İlçeleri için yazdığı şiir ile SAMSUNLU HÜSEYİN MERTOL – EDİRNELİ NESİME DEMİRDÜVEN

7 – ELAZIĞ ve İlçeleri için yazdığı şiir ile ANKARALI SİNEM ŞANLI

8 – ERZİNCAN ve İlçeleri için yazdığı şiir ile NEVŞEHİRLİ SADİ TELTİK

9 – ESKİŞEHİR ve İlçeleri için yazdığı şiir ile EMİRDAĞLI RABİA BARIŞ

10 – GAZİANTEP ve İlçeleri için yazdığı şiir ile YOZGATLI OSMAN YÜKSEL

11 – KOCAELİ ve İlçeleri için yazdığı şiir ile SAKARYALI ABDÜLKADİR ARI

12 – MANİSA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile AYDINLI ŞÜKRÜ ÖKSÜZ

13- MUĞLA ve İlçeleri için yazdığı şiir ile MUĞLALI İLKNUR MERSİN

14 – SİNOP ve İlçeleri için yazdığı şiir ile SİVASLI SABİHA SERİN

15 – SİVAS ve İlçeleri İÇİN YAZDIĞI ŞİİR İLE KIRŞEHİR GELİNİ ZÜBEYDE GÖKBULUT
Hikmet Okuyar 2010 Türkiye Sevdası BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ kazanmışlardır.

Hikmet Okuyar 2010 BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ kazanan Ankaralı Sinem ŞANLI imzalı ELAZIĞ GÜZELEMESİ örnek olarak arz edilimiştir.


el AZİZ (ELAZIĞ

şafak söküyor dilimi,
beni anlayacaklar ve ilimi,
üç etekliğini giymiş HARPUT kalesi,
taşlarını bir bir dökse,
dökülür gökyüzü nazenin,
güneşi doğum sancısında,
adaklarım tuttu ARAP BABA türbesinde,
ellerimi duasında göğe çıkarken görmüşler,
yağmuru ondan bilmişler,
kuracağım gözlerime KEBAN‘ı,
aşarsa haddini,
tutulacağım ismi konmamış bir geceye,
lal olduğunu unutuverip,
içinde onca kelebek tutarken,
tersinden öpmüşler,
şiirin yumuk yumuk ellerini de,
maden yatağına BAKIR filizini gelin edip,
zengin bir düşe düşebilirdi de aşk,
sonbaharı yaprak yaprak KURUT‘muşum,
bir ilahi çeşnisinde,
kendi kendimi yiyeceğim,
HAZAR’sız yüreğime bir güvercin kondurup,
maviyi yeşille barıştırabilirsem,
turkuaz kalacağım daima,
şiirlerimi akşamlara taşıyacağım,
tarihe borcumu ödeyebilirsem ellerimle,
yaşlarınızı toplayıp gidip göl olacağım daha,
kurbağalarından öpüp masalların,
suyu küçüklere sunup,
ele avuca sığmadan sözü alacağım,
söz verdim…
su gibi AZİZ olsun diye,
inciler döktüreceğim dökmeden ellerimde,

”sinem de bir tutuşmuş yanmış” türkü,
bu bahar değilse öbürkü,
türkülerimi çağırdım şiirime,
yine söyleneceğim…. aklı karışık saç tellerimde,
tünemişse umut,
ÇAYDA ÇIRA ile mumları söndürmeyin,
yatsıya kadar yanan yalan değildi ki aşk,
karanlıktan korkan gözbebeklerimi,
çırak vereceğim zamana,
bir dileğim daha var tutacağım ellerinizden,
yıldız gibi…
çıra gibi tutuşsam yüreğimle,
ay tutulur mu bana?
HALAYım geldi el ele tutuşsak, büyüyeceğim,
düşe kalka düşümden yana,
sakız ağacının gölgesindeki ”çedene”,
anlatılmaz nedene,
yudum yurdum hatırımda hatrı kalan HARPUT,
bağladım yüreğimi yüreğine çaput,
çözemiyorlar…
leblebi tozunu yuttuğum kaldırımlardan,
ıslıklarıma konacak serçe parmağım,
bir AĞIN çağını yaşayacakken,
tunç kafiyelerine kafi gelen tunç bileklerim,
tunç çağından şiirimi çalıp çalıp kaçacak miladım da,
BASKİLimle dağ başlarında avaz avaz,
sesimi bulacağım geri dönerse,
SİVRİCE dilimle ağzım kurumadan göle,
biriktireceğim gözlerimi,
kayıp gittiyse ellerimden kış,
ayak izleri, takipte tutulacakken her alkış,
iki nehir arası çatılmış kaşlarıma,
sıcak kollarını açtıysa ARICAK,
kavuşuyorduk sabaha,
”peri çayı”nın kenarındaki ilham perisinden,
dinleyeceğim şiirlerimi fısıl fısıl,
duyar mısınız? benden önce,
kafakoçanımı sormasın KARAKOÇAN,
güneşten önce doğdum ben bu topraklara,
toplayın hasadımı,
ırgat bir PALU‘dan,
faylarımdan önce kırık düşlerimle,
mücadele eden KOVANCILAR,
madem ki MADEN‘dik,
niye bulamadılar hala bizi?
ALACAKAYA, ölesim tuttu mermerini görünce,
bir mezar taşında bekletmekteyim fatihamı,
öldüm öldüm dirildim…
okumadan geçme dudaklarımı,

kerpiç gibi sallamayın ellerimi,
daha da büyümesin ayrılık,
”can evin yıhıla” diyen deyimlerinize birşey deyim,
”can çıhmadan huy çıkmaz” atasözlerimden,
kırıldım düşlerime pencere ardından,
nazar değdiyse yer çatlağıma,
sözlerimin zelzelesinde kalacak gözlerim,
yollara düşen hasretin güvercini posta,
sabahsız uykularımdaki lodosta,
rüzgarın şiddetini ölçeceğim,
yanımdan usulca geçip gittiyse,
rüzgargülü gibi başımı döndürmemeliydi bu sevda,
dönecektim oysa,
rüyalarıma söyleyin erkenden çıkıp gelmesin bir daha,
gitmeyin… dönmeyecekseniz görmeyeceğim rüyalarınızı,
azıklarınızı alın yanınıza,
yazık etmeyin…
GAKKOŞ şivesiyle yol ağzıyla konuşacağım,
”ösgemek” gözlerimi götürdünüz ardınızdan,
daldıkça umutlanıyorlar,
ağzım dolu dolu susarken,
ikna çabasıyla çağrılan ellerim,
ben de tarihe gittim belki dönemem geri,
iç savaşım kendimle…
kollarıma aldım, yine kaybedeceğim yüreğimi,
FIRAT‘ı DİCLE‘ye kavuştura kavuştura,
kendi aşkımı hasretle savuşturacağım.

Sinem Şanlı / ANKARA


NOT : Birincilik ödülü kazananlar ve Şiire Üstün Hizmet Ödülü verilecekler ile ilgili daha kapsamlı açıklama 1 Mayıs günü yapılacaktır.


Haberleşme ve İrtibat Adresi :
Hikmet OKUYAR

Cumhuriyet Meydanı / ŞEBİNKARAHİSAR


hikmetokuyar@hotmail.com /hikmetokuyar@gmail.com


Gsm: 0530 885 38 97








Eintrag (478) mailEintrag 478 editieren  SilEintrag 478 löschen
Eintrag (478) von Münevver DÜVER ile Nurullah ÇETİN / Hikmet OKUYAR aus İSTANBUL
  Dienstag, den 20.04.2010 um 19:32 Uhr eMail an Münevver DÜVER ile Nurullah ÇETİN / Hikmet OKUYAR Homepage von Münevver DÜVER ile Nurullah ÇETİN / Hikmet OKUYAR

Beitrag:

Münevver DÜVER ile Nurullah ÇETİN / Hikmet OKUYAR

Adanaşat Başkanı Şair Yazar Gazeteci Münevver Düver araştırma yazıları serisinin 17 Nisan 2010 tarihli bölümünde Yeni Türk Edebiyatının Neferi rof Dr.Nurullah ÇETİN konusunuda derlenmiş toparlanmış kayıtlara geçmiş çalışmaları bizlerle paylşmak istemiş.Tebrik ediyorum.

Konu ile ilgili iletiyi alınca şiir adına, şiire sevgi şaire saygı adına çok duygulandım.

Çok önemli bir kariyer sahibi olmasına rağmen Prof Dr. Nurullah Çetin'i; şiir için büyük önem taşıyan şiir tahlilleri ile tanıdım.

Yazdıklarını düşüncelerini şiir yüklü duygularla paylaştım.

Münevver Düver vasıtasıyla sunulan güzellikleri özümserken Prof Dr. Nurullah Çetin ile yol hikayelerinde buluşup Şiir Şenliklerinin Şehri Şebinkarahisar'a giderek; aşıkların şairlerin şiir yorumcularının bağ bahçe üreticilerinin piri halk önderi halk bilimcisi dünyaca ünlü şair Abdi Beğ'in Kütküt Mahallesindeki konağında bir kahve içimi soluklanmak; sonra da Avutmuş Mezarlığındaki kabrini ziyaret etmek, ruhuna fatihalar göndermek istiyecektim.
Köprübaşı Şiir Sohbetleri sırasında da sözü Abdi Beğ Divanı'nın tıpkı basım ve sadeleştirilmiş metinlerle gelecek nesillere aktarılmasının öncülüğünü isteyecektim.
Görüşmelerimiz devam ediyor.Şebinkarahisarlılar'ın kadim dostu Şair Yazar Gazeteci Münevver Düver'in de duyarlı olduğu konu içindeki konu iyi sahiplenilirse kültür sanat değerlerimizin kaynağındaki köşe taşları bir kez daha değerlendirilmeye alınacak.Yüzlerce yıldan sonra..

Bakalım bu davet konusu ile Şebinkarahisar ile ilgili tanıtım turizm kültür sanat faliyeti gösteren hangi stk temsilcileri ilgilenecek ve bu saygıdeğer bilim adamını hangi kurumlar Şebinkarahisar'a davet edecek.
Eğer bu davet gerçekleşirse öyle inanıyorum ki Atatürk'ün, Fatih'in Şebinkarahisar'da yazdığı şiirler de gün ışığına çıkacak Sıtlı Akozan'ın edebi çalışmaları da Neccarzade Divanı da, diğer arşivlik ürünler de..Çetinlerin verimli ve kaydadeğer hizmetlerinin daha geniş kitlelerce paylaşılmasına vesile olan Münevver Düver'e teşekkür ediyor; aşağıda aksettirilen bilgilerle çok yönlü olarak tanıyacağımız Nurullah Çetin'e Şebingülü sunumlarımla selamlarımı gönderiyorum.Şiir Şenliklerinin Şehri Şebinkarahisar'dan..Candost Çetin'e, sevenlerine ve tüm şiir dostlarına..


Yeni Türk Edebiyatı’nın Neferi:

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN

Şair Yazar Münevver Düver-Prof.Dr Nurullah ÇETİN


'' Yeni Türk Edebiyatı, batı kaynaklı akımlarıyla, batı etkisine açık yazarlarıyla, milli edebiyat akımıyla Türk Edebiyatı’nın en çok tartışılan bölümünü oluşturmaktadır.

Ancak ne var ki, Yeni Türk Edebiyatı ile ilgili araştırmalar, değerlendirmeler dönemin önemine göre çok sığ kalmaktaydı; görüşlerin çoğunluğu bir siyasi perspektiften yapılmakta, tamamen yanlı değerlendirmeler olmaktaydı.
Artık öyle değil.

Bir edebiyat adamımız, Yeni Türk Edebiyatı’nın neferi olarak ortaya çıktı ve edebiyatseverleri gerçeklerle buluşturmaya başladı.
O edebiyat adamı, Prof. Dr. Nurullah Çetin.
Halen, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi ve aynı bölüme bağlı Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanlığını yürüten Prof. Dr. Nurullah Çetin, bugüne kadar yayımladığı eserlerle Tanzimat’tan günümüze ulaşan Yeni Türk Edebiyatı’na adeta ışık tuttu.
Bazı arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdiği çalışmalarla, Recaizade Mahmut Ekrem’in, Tevfik Fikret’in bütün eserlerini bir araya toplayarak günümüz edebiyatseverlere ulaşmasını sağladı.
Aynı şekilde, Behçet Necatigil’in hayatı, sanatı ve eserlerini inceleyerek bizlere ulaştırdı.
Bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vuran “Genç Kalemler” Dergisini tahlil ederek, çok önemli bir çalışmaya İsmail Parlatır ile birlikte imza attı.
Gün oldu; şiir ve roman çözümleme yöntemleri üzerine kafa yorarken, aynı zamanda, yeni Türk şiirinde geleneğin izlerini aradı.
Edebiyat sözlüklerinde, Adaptasyon, Beş Hececiler, Bilinçaltı Romanı, Biyografi, Epigrafi, Fecr-i Ati ve Fıkra kavramlarını anlattı.
Asaf Halet Çelebi ve Ahmet Haşim’in şiirlerini irdeledi.
Aslında, Prof Dr. Nurullah Çetin’in yaptığı şiir tahlilleri başlı başına çok büyük bir hizmettir.
2. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatını mercek altına alan Prof Dr. Nurullah Çetin’in üzerinde durduğu konuların başında elbette batı ve batılaşma gelmektedir.
Çetin’in Tanzimat’la başlayan batılılaşma sürecinin Türk Edebiyatına etkisi konusundaki görüşleri oldukça dikka çekici. Şöyle diyor Çetin, bu konuda:
“Tanzimat, batılılaşma süreciyle birlikte o zamana kadar bilinmeyen farklı iklimlere açılım sağladı, Yeni dünyalar keşfetti, edebiyatı sosyal ve siyasal alanlara açtı. Batıdan bir çok şey aldı. Olumlu anlamda alınan değerler de var ama bana göre olumsuz bir etki de ortaya çıktı. Tanzimat’tan itibaren bakarsanız hep Batının kötü bir taklidi olma aşamasında kalınmıştır. Kendimize ait, bizi ifade eden, yerli ve millî duruş ve duyuşa tercüman olan kuvvetli edebiyatlar azaldı ya da zayıf damarlar olarak kaldı. Tanzimat, büyük oranda Batının iktibasıdır. Servet-i Fünun’un en büyük amacı Batıyı tamamen denebilecek ölçüde taklit etmeye dönüktü. Başarısını o taklidin derinliğinde arıyordu. Fecr-i Ati onun da kötü bir taklidi. Cumhuriyet sonrasında ortaya çıkan Garip edebiyatı, Sosyalist edebiyat, İkinci Yeni edebiyatı hep Batılı düşünce ve edebiyatı aktarmaktan ve taklit etmekten öteye bir şey yapmadılar. Ancak arada Millî edebiyat, Hisarcılar gibi bazı hareketler ve ferdî planda bazı çıkışlar görüldü. Bu hareketler, millî bilinç temeli atmaları bakımından önemli bir işleve sahiptir. Bu temel üzerine yerli duyarlığın ve bakış açısının hâkim olduğu estetik değeri yüksek, güçlü ürünler verilmesi gerekiyor.”
Türk edebiyatının gerilediğini kabul etmiyor Çetin.
Bir edebiyat araştırmacısı olarak. Bunu da net bir şekilde ispatlıyor:
“Türk edebiyatı, kendi edebiyat gelenekleri içinde değerlendirilmelidir. Türkçe’nin zengin yapısı, her dönemde gür edebiyat metinleri doğurmuştur. Klasik Türk şiiri geleneği, Türk halk edebiyatı geleneği, Tanzimat, Servet-i Fünun, Millî Edebiyat, Cumhuriyet Edebiyatı gelenekleri, hep kendi içlerinde, kendilerine özgü büyük ürünlerin çıkmasına vesile oldular. O açıdan Türk edebiyatını kendi dönemlerinin gelişimini ve atılımını yapan edebiyatlar toplamı olarak görüyorum. Gerileme yoktur. Olamaz da. Çünkü Türkçe’nin, Türk kültürünün ve tarihinin zengin birikimi, çocuklarında büyük duyarlıkların oluşması için her zaman uygun zemin olarak durmaktadır. Şeyh Galip kendi döneminde ve kendi şiir yazma alanında büyüktür. Mehmet Akif, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Arif Nihat Asya, Yavuz Bülent Bakiler gibi şairleri hep kendi tür, anlayış ve sahaları içinde değerlendirmek gerekir. Bence Türk edebiyatı günümüzde de büyük eserler vermeye devam ediyor.”
“Şiir Çözümleme Yöntemi”ni yazmış biri olarak şiiri nasıl incelememiz gerektiğini ise şöyle anlatıyor:
“Şiir incelemenin amacı, şiir dediğimiz metnin derununa nüfuz etmektir. Şiir, ortak dilin mecazî ve çağrışımsal anlam katmanlarıyla örülmüş, ahenkli, çarpıcı, az sözle çok şey söylenmiş güzel bir dil yapısıdır. Biz bu yapıyı önce unsurlarına ayırırız, sonra bu unsurlar arasındaki organik bütünlüğü bulur ve sonunda da o metne dair değer yargımızı ortaya koyarız. Şiir çözümlemesi, şiiri anlama ve anlamlandırma çabasından ibarettir. Türk şiiri çok zengin bir birikime sahiptir. Bu bikrimden istifade etmek de ancak bilimsel bir yöntemle şiire yaklaşmakla mümkündür.”
Elbette, Çağdaş Türk şiirinin problemlerini de o işin uzmanı Prof Dr. Nurullah Çetin’den öğrenmek gerkir:
“Çağdaş Tür şairinin başlıca problemi Türk-İslâm kültür ve edebiyat tarihine vakıf olamamasıdır. Şiir, tarihsel kültür birikimine dayanır ve millî duyarlığın devamıdır. Türk şairi, atalarım nasıl duyardı, duyuşunu deyiş hâline nasıl getirirdi? Sorusuna muhatap olarak önce kendi âleminde Türk şiir seçkisine sahip olmalıdır. Türk şiirinin başından günümüze kadar geçirdiği bütün aşamaları inceleyip, tarihten günümüze ne taşıyabilirim kaygısıyla hareket etmelidir. Sadece Batı edebiyatına bakmakla şair olunmaz. Dünya edebiyatı da okunabilir ama önce Türkçe’nin tarihî serüveninde önemli köşe taşlarından olan büyük edebiyat eserleri incelenmeli. Türk şairi tarihiyle, kültürüyle barışırsa yolu açık olacaktır.
Ayrıca günümüz şairleri, anlaşılır olmayı basitlik zannederek kimsenin anlayamayacağı metinler üretmeye çok meyyal. Sanki kimse anlamazsa büyük şair sayılamayacakları zehabına kapılıyorlar. Halbuki sehl-i mümteni diye bir şey var. Anlaşılabilir büyük şiir yazmak önemlidir. Yahya Kemal anlaşılıyordu ve küçük şair değildi. Cahit Sıtkı da öyle, Ahmet Muhip de. O bakımdan şairler artık karnından konuşmayı bırakmalıdır. İkincisi çağdaş Türk şairi, ahengi kaybetti. Lirizm yok oldu. Şiir demek biraz da güzel bir musiki cümlesi demektir. Kulağımızı okşayacak okunuşta bir şiir bulamıyoruz. Şairlerimiz bu konuda da kafa yorarlarsa iyi olur.”
Nurullah Çetin’in güzel Türkçemiz ile ilgili görüşlerini de aktaralım:
“Bir ara güncel siyasete alet edilerek öztürkçe-yaşayan Türkçe tartışmaları yapılıyordu, ama günümüzde artık bu tartışmalar yok. Bugün sağcı solcu demeden herkes aşağı yukarı belli bir dil anlayışında anlaşmış görünüyorlar. Eski ve yeni kelimeleri hemen her kesim müşterek olarak kullanıyor. Kelime ayırımı yapmadan Türkçe’ye mal olmuş, meramımızı ifade etmeye elverişli bütün söz varlıklarını kullanıyoruz. Konuşma ve yazılarımızda eski ve yeni kelimeler önemlerine ve işlevlerine göre yan yana kullanılmaktadır. En iyisi dili kendi hâline, kendi yatağına bırakmak. Tabii seyri içinde Türkçe’miz zenginleşerek, incelerek, derinleşerek, güzelleşerek devam ediyor. Türkçe’mizi zenginleştirip güzelleştirmede milletimizin zekâsı, zekice buluşları, benzetmeleri, vurgulamaları yanında güçlü şair ve yazarlarımızın çabaları da büyük bir role sahip.
Dilimiz, Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanından 720 yıl sonra onun görmek istediği yerde değildir. Günümüzün en önemli sorunlarından biri Türkçe’mizin İngilizce’nin istilâsına uğramasıdır. Bunlar gerçi çok tekrar ediliyor ama tekrar etmekte fayda var. Biz bir bütün olarak aşağılık duygusundan kurtulmalıyız. Kendimize güvenmeliyiz. Biz bir milletiz. Dünyanın en eski ve en köklü milletlerinden biriyiz. En büyük ve en güzel dillerden biri Türkçe’dir. Türkçe’nin dizgesi, yapısı, işleyişi, ek-kök sistemi vs. çok büyük bir zekâ ürünüdür. Türk milletinin zeki oluşunun en önemli göstergelerinden biri böyle bir dil dizgesi kurmuş olmalarıdır. Türkçe’miz yapısı itibariyle her hâli ifade etmeye muktedir bir dil. Böyle zengin ve işlek bir dil varken İngilizce gibi basit bir dilin istilâsına maruz bırakmak ihanettir. İş yerlerinin isimlerini İngilizce yapmanın, konuşma ve yazı aralarına İngilizce söz unsurları katmanın züppelikten başka manası yok. Fakat ümit veren bir durum da var. Türkçe bilinci gittikçe gelişiyor. Özellikle gençlerimiz, kendi millî varlıklarına, dillerine, kültürlerine güveniyorlar. Türkçe’yi geliştirmek ve korumak için çok önemli çalışmalar yapıyorlar. Sizin dergi çıkarmanız bile Türkçe’yi korumaya ve geliştirmeye yönelik bir çalışma. Bu sayede birçok öğrenci arkadaşımız Türkçe duyarak ve düşünerek şiir, hikâye, deneme, inceleme vs türlerde ürün yayınlayacak. Bu ürünler Türkçe’nin kıvrak ve işlek kullanım alanlarıdır. Türkçe’nin dolaşımda tutulması güzel, etkili, çarpıcı, vurgulu edebî metinler sayesindedir. Atasözlerimizi, deyimlerimizi, vecizelerimizi, halk bilgeliğinin karşılığı olan zengin ifadeleri konuşma ve yazılarımızda ne kadar dolaşımda tutarsak Türkçe’miz o kadar gelişecektir.”
Türk Edebiyatı ve Türkçe sevdalısı Prof. Dr. Nurullah Çetin’in tavsiyeleri, bence her Türk insanın kulağına küpe olması, mutlaka tutulması gerekli tavsiyeler olarak karşımızda duruyor:
“Bütün vatandaşlarımızı, bütün Türkleri, Türklük bilinçlerini diri tutmalarını, tarihlerini, kültür ve edebiyatlarını iyi öğrenmelerini ve özümsemelerini, kesinlikle aşağılık duygusuna kapılmamalarını, özgüvenlerinin tam olmasını, atak olmalarını, çekingenliği kesinlikle terk etmelerini, mücadeleci, azimli ve kararlı olmalarını, kendilerini yazılı ve sözlü olarak ifade etmekten geri durmamalarını tavsiye ediyorum.”

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN KİMDİR?

02 Mart.1964 tarihinde Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Kuşu kasabasında doğdu. İlk öğrenimimi 1974 yılında Kuşu kasabasında, orta öğrenimimi 1980 yılında Manisa’nın Demirci ilçesinde tamamladı. 1980-1981 öğretim yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalına kaydoldu. Lisans öğrenimimi 23.09.1985 tarihinde bitirdi ve 1986 yılında aynı anabilim dalında araştırma görevlisi olarak göreve başladı. Yüksek lisansını 13.09.1988, doktora öğrenimini de 20.11.1995 tarihlerinde tamamladı.
Doç. Dr. İsmail Parlatır’ın yönetiminde hazırladığı yüksek lisans tezinin konusu "Tanzimat’tan Fuat Köprülü’ye Kadar Bizde Edebiyat Tarihçiliği" (A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1988), Prof. Dr. Olcay Önertoy’un yönetiminde hazırladığı doktora tezinin konusu ise "Behçet Necatigil, Hayatı-Sanatı ve Eserleri" (A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1995) dir.
Askerliğini 15.08.1996 - 31.07.1997 tarihleri arasında ŞIRNAK 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığında Yedek Subay Asteğmen olarak yaptı.
31.07.1997 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne Yardımcı Doçent olarak atandı. 01.12.1998 tarihinden itibaren 2547 sayılı kanunun değişik 39. maddesi gereğince Londra Üniversitesine bağlı School of Oriental and African Studies (SOAS)’de "Mustafa Kemâl ATATÜRK Fellowship" Programları çerçevesinde Türk dili ve edebiyatı dersleri vermek üzere misafir öğretim üyesi olarak görevlendirildi. Bu görevi 31 Ağustos 2000 tarihinde sona erdi. 2002 yılında aynı üniversitede (Londra Üniversitesi) bir yıl süreyle tekrar görevlendirildi.
02 Kasım 1999 tarihinde "Doçent Doktor" unvanını aldı ve Mart 2000 tarihinde de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Doçentlik kadrosuna atandı.
26 Nisan 2005 tarihinde de profesörlük kadrosuna yükseltildi. Hâlen "Profesör Doktor" unvanıyla öğretim üyesi olarak bu görevine devam etmektedir.

ESERLERİ:


Şiir Çözümleme Yöntemi Şiir Tahlilleri I Behçet Necatigil Edebiyat ve Bilinç "Yusuf ile Züleyha Hikâyesi" Millî Doğruluş Yeniden Roman Çözümleme Yöntemi

ESERLERİ

A. TÜRKÇE KİTAPLAR

1. Türkçe-Arapça, Arapça-Türkçe Sözlük, Birleşik Yayın Dağıtım, Ankara 1990.
2. Lise Ders Kitapları: Edebiyat 1, 2, 3. (Cihat Erol, Mehmet Kara, Taha Çağlaroğlu ile birlikte), Ankara 1993.
3. Recaizade Mahmut Ekrem Bütün Eserleri I, (İsmail Parlatır ve Hakan Sazyek ile birlikte), Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi, İstanbul 1997.
4. Recaizade Mahmut Ekrem Bütün Eserleri II, (İsmail Parlatır ve Hakan Sazyek ile birlikte), Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi, İstanbul 1997.
5. Recaizade Mahmut Ekrem Bütün Eserleri III, (İsmail Parlatır ve Hakan Sazyek ile birlikte), Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi, İstanbul 1997.
6. Behçet Necatigil, Hayatı, Sanatı ve Eserleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1997.
7. Çağdaş Türk Edebiyatı (Olcay Önertoy, Zeliha Güneş, Sakine Öztürk Çelik ile birlikte), Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, İlköğretim Öğretmenliği Lisans Tamamlama Programı, Ünite 1-12, Açıköğretim Fakültesi Yayınları, Eskişehir 1998.
8. Edebiyat Bilgi ve Kuramları (Canan İleri ile birlikte), Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, İlköğretim Öğretmenliği Lisans Tamamlama Programı, Ünite 6-11, Açıköğretim Fakültesi Yayınları, Eskişehir 1999.
9. Genç Kalemler Dergisi (İsmail Parlatır ile birlikte), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1999.
10. İsmet İnönü, Yazan: Ali Fuad Erden, Sadeleştirenler: Olcay Önertoy-Nurullah Çetin, Bilgi Yayınevi, 2. basım, Ankara 1999.
11. Tevfik Fikret Bütün Şiirleri, (İsmail Parlatır ile birlikte), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2001.
12. Şiir Çözümleme Yöntemi, kendi yayını, Ankara, 2004.
13. Roman Çözümleme Yöntemi, kendi yayını, Ankara, 2004.
14. Yeni Türk Şairinin "Yusuf ile Züleyha Hikâyesi" Duyarlığı, Hece yayınları, Ankara 2004.
15. Yeni Türk Şiirinde Geleneğin İzleri, Hece Yayınları, Ankara 2004.
16. Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Rubaî, Hece Yayınları, Ankara 2004.
17. Şinasi Bütün Eserleri (Prof. Dr. İsmail Parlatır ile birlikte), Ekin Kitabevi, Ankara 2005.
18. Türk Şiirinde Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları, İstanbul 2005
19. Takma (Müstear) İsimler Sözlüğü, Edebiyat Otağı Yayınları, Ankara 2006
20. Milletleşme Sürecimizde Yahya Kemal Aydınlanması, Öncü Kitap, Ankara 2008
21. Şiir Tahlilleri I, Öncü Kitap, Ankara 2008
22. Millî Doğruluş Yeniden, Öncü Kitap Ankara 2010
23. Edebiyat ve Bilinç, Öncü Kitap Ankara 2010

B. Kitaplarda Bölüm Yazarlığı:


1. Türkçe
1. "Adaptasyon", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. I, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2001, s.27.
2. "Beş Hececiler", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. I, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2001, s.409.
3. "Bilinçaltı Romanı", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. I, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2001, s.433.
4. "Biyografi", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. I, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2001, s.451.
5. "Epigraf", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. II, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2003, s.372.
6. "Epik Şiir", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. II, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2003, s.373.
7. "Fecr-i Ati", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. II, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2003, s.442.
8. "Fıkra", Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü, C. II, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları, Ankara 2003, s.488.
9. "Âsaf Halet Çelebi’nin İbrahim Şiirine Bir Yaklaşım Denemesi", Âsaf Halet Çelebi Kitabı, Hece Yayınları, Ankara 2003.
10. "Bir Türk Edebiyatı Sosyolojisi Tasarımı", Edebiyat Sosyolojisi, Editör: Köksal Alver, Hece yayınları, Ankara 2004, s.199.
11.”İkinci Meşrutiyet Döneminin Siyasi ve Sosyal Görünümüne Genel Bir Bakış”, II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları, Ankara 2007, s.15-118
12. “II. Meşrutiyet Döneminde Batıcılık Düşüncesi ve Türk Edebiyatına Yansıması”, II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları, Ankara 2007, s.451-486
13. “Ahmet Haşim’in Şiirinin Konuları”, II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları, Ankara 2007, s.521-553
14. “Tahsin Nahit ve Şiiri”, II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları, Ankara 2007, s.553-564

2. Yabancı Dilde:

1. Balkan Edebiyatlarında Dans, "Türk Şiirinde Dans", (s.187-197), Redaktörü: Doç. Dr. Roumyana Stanceva (Balkan Araştırmaları Enstitüsü, Bulgaristan Bilimler Akademisi), Balkani Yayınevi, Sofya 2004


C. MAKALELER

1. "Ahmet Hamdi Tanpınar’a Göre Batı ve Batılılaşma", A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, Ankara 1990, C.XXXIV, S.1-2, s. 53-56.
2. "Aydaki Kadın Romanında Tanpınar", Millî Kültür, Mayıs 1991, S.84, s.34-35.
3. "Türkçede İlk Edebiyat Tarihi", Türkoloji Dergisi, Ankara 1991, C.IX, S.1, s.143-152.
4. "Şiirde İmaj ve Sembol", Türkoloji Dergisi, Ankara 1992, C.X, S.1, s.165-168.
5. "Faik Reşad’ın Târîh-i Edebiyyât-ı Osmâniyyesi", Türkoloji Dergisi, Ankara 1992, C.X, S.1, s.169-176.
6. "Şahabeddin Süleyman’ın Târîh-i Edebiyyât-ı Osmâniyyesi Üzerinde Edebiyat Tarihi Metodu Açısından Bir Değerlendirme", A. Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, Ankara 1992, C.XXXV, S.1, s.61-73.
7. "Karım ve Kızım Oyununda Değerler Çatışması", Türkoloji Dergisi, Ankara 1993, C.XI, S.1, s.257-262.
8. "Süleyman Nazif’in Fırak-ı Irak Adlı Eseri", Türkoloji Dergisi, C.XI, S.1, Ankara 1993, s.233-256.
9. "Tahsin Nahit ve Şiiri", A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, Ankara 1993, C.XXXVI, S.1-2, s.23-33.
10. "Tahsin Nahid’in Rûh-ı Bî-Kayd Adlı Kitabında Yer Almayan Şiirleri", A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, Ankara 1995, C.XXXVII, S.1-2, s.541-581.
11. "Âsaf Hâlet Çelebi’nin "Sidharta" Şiiri", Türk Dili, Ocak 1996, S.529, s.70-74.
12. "Tahsin Nahid’in Rûh-ı Bî-Kayd Adlı Eseri", Türkoloji Dergisi, Ankara 1997, C.XII, S.1, s.209-275.
13. "Tanzimat Dönemindeki Bazı Biyografi ve Antolojilerde Edebiyat Tarihi Özellikleri", OTAM (Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi), S. 7, Ankara 1996, s.37-44.
14. "Behçet Necatigil’in Düşünce ve Şiirlerinde Divan Edebiyatı Etkisi", Journal of Turkish Studies Türklük Bilgisi Araştırmaları, Volume 21.1997, Harvard University 1997, Hasibe Mazıoğlu Armağanı I, s.102-117.
15. "Yeni Türk Edebiyatında ’Hân-ı Yağmâ’ Motifi", Türk Dili, S. 551, Kasım 1997, s.446-450.
16. "İzzet Melih’in Sermet Adlı Romanı", Türk Dili, S. 556, Nisan 1998, s.359-366.
17. "Türk Edebiyatında ’Don Juan’ Tipi", Türk Dili, S.560, Ağustos 1998, s.162-168.
18. "Yeni Türk Şairinin Hüması", Türk Dili, S.567, Şubat 1999, s.196-202.
19. "Behçet Necatigil’in Şiirinde Atatürk Teması", Atatürk Haftası Armağanı, 10 Kasım 1998, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, Genelkurmay Basımevi 1998.
20. "Semender Yürekli Şaire İthaf", Esin Sanat, Yaz 1999, S.1, Ankara, s.31-36.
21. "Yeni Türk Şairinin Ankası", Türk Dili, Mayıs 1999, S.569, s.423-431.
22. "Mehmet Çınarlı", Türk Dili, Ekim 1999, S.574, s.904-918.
23. "Millî Edebiyat Dönemine Ait Bilinmeyen Bir Roman", Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C.39, S.1-2, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1999.
24. "Yeni Türk Şiirinde Kleopatra", Türk Dili, Şubat 2000, S.578, s.166-171.
25. "Mehmet Önal’ın Kafdağına Kar Yağıyor Adlı Hikâye Kitabı", Esin Sanat, Yaz 2000, Y.1, S.3, s.19-21.
26. "Selma Rıza-Uhuvvet", Türk Dili, Kasım 2000, S.587, s.522-51.
27. "İlginç Bir Başarı Öyküsü: Bir Bilim Adamının Romanı", Esin Sanat, Yıl. 2, S.4, Güz 2000, s.4.
28. "Hüseyin Su’nun Hikâyeleri", Dergâh, Ocak 2001, C.11, S.131, s.15.
29. "Yeni Türk Şairinin Yusuf ve Züleyha Hikâyesi Duyarlığı", Türkoloji Dergisi, C.13, S.1, s.109-143.
30. "Çağdaş Türk Şairinin Çıkmazı", Dergi Yansıma, Kış 2001, Y.4, S.10, s.3-5.
31. "Türk Şiirinde Anlam Sorunu", Hece, Türk Şiiri Özel Sayısı, Mayıs-Haziran-Temmuz 2001, S.53-54-55, s.247-262.
32. "Tarihî Roman Kavramı Etrafında", Esin Sanat, Y.2, Güz 2001, S.5, s.2-3.
33. "Türk Edebiyatında Pastoral Şiir", Türk Dili, Aralık 2001, S. 600, s. 812-843.
34. "II. Abdülhamid Dönemi Türk Romanında Aşk-ı Memnu Teması", Türkoloji, Ankara 2002, XV. C. 1, s. 19-59.
35. "Türk Şairinin Yılbaşı Duyarlığı", Türk Dili, Aralık 2002, S. 612, s. 995-1006.
36. "Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Şiiri", Hece Dergisi, Ahmet Hamdi Tanpınar özel sayısı, Ocak 2002, S. 61, s. 39-56.
37. "Tanzimat Döneminde Türk Romanı", Hece Dergisi, Roman Özel Sayısı, Mayıs / Haziran / Temmuz 2002, S. 65, 66, 67, s. 21-23.
38. "II. Abdülhamid Dönemi Türk Romanı", Hece Dergisi, Roman Özel Sayısı, Mayıs / Haziran / Temmuz 2002, S. 65, 66, 67, s. 34-52.
39. "1960-2000 Yılları Arasında Türk Edebiyatında Eleştiri Çalışmaları", Hece Dergisi, Eleştiri Özel Sayısı, Mayıs / Haziran / Temmuz 2003, S. 77 / 78 / 79, s. 167-184.
40. "Öznel / İzlenimci Eleştiri", Hece Dergisi, Eleştiri Özel Sayısı, Mayıs / Haziran / Temmuz 2003, S. 77 / 78 / 79, s. 206-208.
41. "Modern Öykünün Edebiyatımızdaki Serüveni: Hazırlayıcı Geleneksel Dönem (Başlangıçtan Tanzimat’a
Kadar)", Hece Öykü Dergisi, Nisan / Mayıs 2004, S.2, s.56-67.
42. "Tanzimattan Cumhuriyete Türk Hikâyesine Kısa ve Genel Bir Bakış", Hece Öykü Dergisi, Haziran / Temmuz 2004, S.3, s.57-64.
43. "Hayat Edebiyat Siyaset", Hece Dergisi, Hayat Edebiyat Siyaset Özel sayısı, Haziran / Temmuz / Ağustos 2004, S.90 / 91 / 92, s.592-594.
44. "Türk Hikâyesinde Sosyalist Realizm (Toplumcu Gerçekçilik)", Hece Öykü Dergisi, Ağustos / Eylül 2004, S.2, s.52-71.
45. "İlhan Berk’in Şiirine Genel Bir Bakış", Hece Dergisi, Eylül 2004, S.93, s.80-95.
46. "Türk Edebiyatında Deneme", Millî Eğitim, Kış 2005, S.165, s.23.
47. "Necip Fazıl Kısakürek’in "Sakarya Türküsü" Şiirini Tahlil", Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Mayıs 2005, S.63, s.96.
48. "Ahmet Kutsi Tecer’in "Nerdesin?" Şiirini Tahlil", Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Ekim 2005, S.68, s.46.
49. "Yahya Kemal’in "Atik-Valde’den İnen Sokakta" Şiiri", Edebiyat Otağı, 1 Ekim 2005, S.1, s.1.
50. "Taha Çağlaroğlu’nun "İntihar" Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Kasım 2005, S.2, s.1.
51. "Bahattin Karakoç’un Elif Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Aralık 2005, S.3, s.1.
52. "Asaf Halet Çelebi’nin İbrahim Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Ocak 2006, S.4, s.1.
53. “İskender Pala’nın Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk Romanı Üzerinde Bir İnceleme”, Edebiyat Otağı, 1 Şubat 2006, S.5, s.1.
54. Faruk Nafiz’in Sanat Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Nisan 2006, S.7, s.1.
55. “Mehmet Kara’nın Beyaz Dünya Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Mayıs 2005, S.8, s.1.
56. “Elif Şafak ve Ömer Seyfettin”, Edebiyat Otağı, 1 Haziran 2006, S.9, s.1.
57. “Mahmut Kaplan’ın Bir Zamanlar Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Temmuz 2006, S.10, s.1.
58. "Tevfik Fikret’te Beynelmilelcilik Düşüncesi”, Edebiyat Otağı, 1 Ağustos 2006, S.11, s.1.
59. "Behçet Necatigil’in Kurşun Adlı Şiirini Tahlil", Edebiyat Otağı, 1 Eylül 2006, S.12, s.1.
60. “Pierre Loti’nin Gerçek Kimliği I”, Edebiyat Otağı, 1 Ocak 2007, S.16, s.1.
61. “Pierre Loti’nin Gerçek Kimliği II”, Edebiyat Otağı, 1 Şubat 2007, S.17, s.1.
62.”Gecelerin Pelerinli Prensi Bir Yalnız Şair: Özdemir Asaf ve Şiirinde Yalnızlık İzleği”, İkindi Yağmuru, Ocak-Şubat 2007, S.6, s.12
63. “Ali Akbaş’ın Çiçekler ve Kuşlar Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Mart 2007, S.18, s.1.
64. “Arif Nihat Asya’nın Fetih Marşı’nı Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Nisan 2007, S.19, s.1.
65. “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu Marşı’nı Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Mayıs 2007, S.20, s.1.
66. “Hilmi Yavuz’un Exodus Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Haziran 2007, S.21, s.1.
67. “Cahit Zarifoğlu’nun “Kayıt” Adlı Şiirini Tahlil”, İkindi Yağmuru, Mayıs-Haziran 2007, S.8, s.11
68. “Metin Neşri ve Bir Örnek”, Edebiyat Otağı, 1 Ağustos 2007, S.23, s.1.
69. “Yahya Kemal’in Süleymaniye’de Bayram Sabahı Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Ekim 2007, S.25, s.1.
70. “Milletleşme Sürecimizin Tahribi Değil Tamiri”, Haber Ajanda, Ekim 2007, S.18, s.36
71. “Rasim Demirtaş’ın Paranoyak Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Kasım 2007, S.26, s.1.
72. “Millî Yapımızın Çözülüşünde Bir İllet Bireycilik”, Haber Ajanda, Kasım 2007, S.19, s.76
73. “Ahmet Muhip Dıranas’ın Serenad Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Aralık 2007, S.27, s.1.
74. “Zihinsel Emperyalizm Bukağısı”, Haber Ajanda, Aralık 2007, S.20, s.58
75. “Sedat Umran’ın Mankenlerin Yalnızlığı Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Ocak 2008, S.28, s.1.
76. “Millî Türk Bilim Yurdu Mutlaka”, Haber Ajanda, Ocak 2008, S.21, s.22
77. “Tacettin Şimşek’in Bu Rüyayı Hangi Aşka Yormalı Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Şubat 2008, S.29, s.1.
78. “Bir Millet Tanımı Tam Bağımsızlık”, Haber Ajanda, Şubat 2008, S.22, s.80
79. “Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin” Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Mart 2008, S.30, s.1.
80. “2008 Yılının Yaşayan Gerçek Türk Aydını Mehmet Akif’in Gözüyle Kavmiyetçilik Özelinde Günümüzü Okumak”, Haber Ajanda, Mart 2008, S.23, s.76
81. “Seyfettin Başçıllar’ın Bir Gazelini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Nisan 2008, S.31, s.1.
82. “Türk Millî Şairi Yahya Kemal’in Gözünden Osmanlılıktan Günümüz Türkiyeliliği Garabetine İntikal”, Haber Ajanda, Nisan 2008, S.24, s.76
83. “Mehmet Akif’te Türk Eğitim Sistemi Hassasiyeti”, Haber Ajanda, Mayıs 2008, S.25, s.76
84. “Bacon’a Karşı Yunus Emre”, Edebiyat Otağı, 1 Haziran 2008, S.33, s.1.
85. “Mikrobun Elinden Mikroskopu Kapma Zamanıdır”, Haber Ajanda, Haziran 2008, S.26, s.46
86. “Dilaver Cebeci’nin Türkiyem Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Temmuz 2008, S.34, s.1.
87. “Futbolun Milletleşme Sürecimize İşlevsel Katkısı”, Haber Ajanda, Temmuz 2008, S.27, s.58
88. “Ahmet Haşim’in “Merdiven” Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Ağustos 2008, S.35, s.2.
89. “Bizi İngilizler Yönetseydi Daha mı Mutlu Olurduk?”, Haber Ajanda, Ağustos 2008, S.28, s.84
90. “Kültürel Donanımıyla İdeal Bir Kişilik Örneği Olarak Öğretmen Figürü”, Muradiye, Eylül 2008, S.16, s.34
91. “Günümüzün Mankurtlaştırılmış Türklerine Cengiz Aytmatov Uyarısı”, Edebiyat Otağı, 1 Eylül 2008, S.36, s.2.
92. “Gönüllü Sömürgeciliğin Anahtar Kavramı Kürselcilik”, Haber Ajanda, Eylül 2008, S.29, s.76
93. “Hüseyin Nihal Atsız’ın “Kader” Şiirini Tahlil”, Edebiyat Otağı, 1 Ekim 2008, S.37, s.2.
94. “Bir Olmak ya da Bir Kalmak”, Kuşu Liva, Ekim 2008, S.2, s17
95. “Meşrutiyetçi Jöntürkler Reenkarnasyonla Bugün Avrupa Birlikçi Olarak Yeniden Doğdu”, Haber Ajanda, Ekim 2008, S.30, s.54
96. “Yahya Kemal’de Tarih Felsefesi”, Edebiyat Otağı, 1 Kasım 2008, S.38, s.2.
97. “Avrupa Birliği Müslüman Türkün Neyine?”, Haber Ajanda, Kasım 2008, S.31, s.78
98. “Türkçemizin Ses Bayrağı: Fazıl Hüsnü Dağlarca”, İkindi Yağmuru, Kasım-Aralık 2008, S.17, s.6
99. “Yahya Kemal’in “Koca Mustapaşa” Şiirinin İnsan, Kültür, Tarih, Zaman, Mekan Adına Bize Söyledikleri”, Muradiye, Aralık 2008, S.17, s.72
100. “Şiir Tahlili Üzerine”, Bizim Külliye, Aralık-Ocak-Şubat 2008-2009, S.38, s.63
101. “Yahya Kemal’in “Üsküdar’ın Dost Işıkları” Şiirini Tahlil”, İkindi Yağmuru, Ocak-Şubat 2009, S.18, s.6
102. “Yahya Kemal’in Itrî Şiirinin Tahlili”, Edebdağ, Ocak-Şubat 2009, S.2, s.16
103. “Varoluşumuzu Sevgiyle Gerçekleştirmek”, Kuşu Liva, Şubat-Mart 2009, S.3, s.8
104. “Turan’ın Büyük Aksakallarından Bahtiyar Vahapzade Vatan-ı Aslisine Döndü”, İkindi Yağmuru, Mart- Nisan 2009, S.19, s.28
105. “Emine Sevinç Öksüzoğlu’nun “Türkoğlu Türkleriz Biz” Adlı Şiirini Tahlil”, Edebdağ, Mart-Nisan 2009, S.3, s.18
106. “İsmail Özmel’in “Ah Bu Türküler” Şiirini Tahlil”, Akpınar, Mart- Nisan 2009, S.20, s.4
107. “Edebiyatla Var Olma İradesinin Yeni Bir Fidanlığı”, Müsvedde, Nisan 2009, S.1, s.6
108. “Yahya Kemal Beyatlı’nın “Düşünce” Adlı Şiirini Tahlil”, Mai, Nisan-Mayıs 2009, S.1, s.3
109. “Kültürel Uyanış Hamlesi Ya da Kendimize Dönmek”, Kuşu Liva, Nisan-Mayıs 2009, S.4, s.8
110. “Hilmi Yavuz’un Sahih Aydın Kimliği”, Müsvedde, Mayıs 2009, S.2, s.11
111. “Özer Şenödeyici’nin “İnanmıyorum” Şiirini Tahlil”, Edebdağ, Mayıs-Haziran 2009, S.4, s.16
112. “İsmet Bora Binatlı’nın “Su Güzellemesi” Şiirini Tahlil”, Bizim Ece, Mayıs-Haziran 2009, S.142, s.7
113. “İslam Medeniyetinin Türk Edebiyatı”, Müsvedde, Haziran 2009, S.3, s.7
114. “Çağdaş Türk Şiirinde Gelenekten Yararlanma Meselesine Kavramsal Bir Çerçeve Denemesi”, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, Ocak-Haziran 2009, S.1, s.9-32
115. “Mehmet Akif’te Batı Emperyalizmine Karşı İrade Beyanı ve Tavır Alış”, Muradiye, Bahar 2009, S.18, s.36
116. “Küreselleşmeye Karşı Türkçenin Millî Edebiyatı Ya da Türkçenin İç Coğrafyasını Genişletmek”, Mai, Haziran-Temmuz 2009, S.2, s.14
117. “Türkiye’de Aydın Olmak”, Müsvedde, Temmuz 2009, S.4, s.5
118. “İstiklal Marşımızın Tarihî, Edebî, Dinî ve Kültürel Kaynakları”, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Mart 2010, S.121, s.6-32

Makale Çevirisi

1. Anton Çehov, "Kısa Hikâye", Çeviren: Nurullah Çetin, Hece Öykü Dergisi, Ağustos-Eylül 2004, S.4, s.140.

Söyleşiler:
“Türk Edebiyatı Hocası Prof. Dr. Nurullah Çetin’le Bir Mülakat”, Muammer Gökalp, Kuşu Liva, Eylül 2008, S.1, s.4

Ç. BİLDİRİLER


I. Uluslararası Kongrelerde:

1. "Türk Romanında Şeyh ve Evliya Tipi", I. Uluslararası Türk Dünyası Eren ve Evliyaları Kongresi, 13-16 Ağustos 1998, Başkent Öğretmen Evi, Ankara. Bu bildiri, I. Uluslararası Türk Dünyası Eren ve Evliyaları Kongresi Bildirileri ( Ervak Yayınları, Ankara 1998) adlı kitapta yayımlandı.
2. "Yahya Kemal’in Şiiri", Department of the Languages and Cultures of the Near and Middle East, School of Oriental and African Studies (SOAS) ) University of London, 3 March 1999, Room 434.

II. Ulusal Kongrelerde:

1. "Modern Öykünün Edebiyatımızdaki Serüveni: Hazırlayıcı Geleneksel Dönem", Türkiye Yazarlar Birliği 25. Kuruluş Yıldönümü Etkinlikleri Öykü Sempozyumu (Konya Öykü Günleri I), 17 Ekim 2003, Alaaddin Keykubat Salonu, Konya. (Bu bildiri, makale hâlinde bir dergide yayınlandı: "Modern Öykünün Edebiyatımızdaki Serüveni: Hazırlayıcı Geleneksel Dönem (Başlangıçtan Tanzimat’a Kadar)", Hece Öykü Dergisi, Nisan / Mayıs 2004, S.2, s.56-67.
2. "Nazım Hikmet’in Şiirinde Metinlerarasılık", Cumhuriyetin 80. Yılını Kutlama Etkinlikleri, Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu,18 Aralık 2003, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Muzaffer Göker Salonu, Ankara. (Bu bildiri, Yeni Türk Şiirinde Geleneğin İzleri, Hece Yayınları, Ankara 2004 adlı kitapta yayınlandı.)
3. "Türk Edebiyatında Piyer Loti Değerlendirmeleri", II. Dil ve Edebiyat Araştırmaları Sempozyumu, 24-26 Mayıs 2004, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Muzaffer Göker Salonu, Ankara.


D . Tanıtma Yazıları

1. "Değerlendirmeler, Aydın Oy, Şiir Dünyamızda Atatürk", Türk Dili, Kasım 1990, S.467, s. 283-285.
2. "Değerlendirmeler, Dr. Mustafa Tatçı, Yunus Emre Divanı I İnceleme, II Tenkitli Metin, Türk Dili, Aralık 1991, S.480, s.480-482.
3. "Değerlendirmeler- Asım Bezirci, Tevfik Fikret, Geçmişten Gelen ve Rübâb-ı Şikeste Bütün Şiirleri", Türk Dili, Şubat 1991, S.470, s. 118-127.
4. "Tanıtma ve Değerlendirmeler, Dr. Muhammed Abdüllâtif Herîdî, El-Edebü’t-Türkiyyü"l-İslâmî", Türkoloji Dergisi, Ankara 1991, C.IX, S.1, s.197-199.
5. "Değerlendirmeler, Mustafa Tatçı, Yunus Emre Divanı", Türk Dili, Aralık 1991, S. 480, s. 480-482.
6. "Değerlendirmeler, Şerefeddin Sabuncuoğlu, Cerrâhiyyetü’l-Hâniyye", Türk Dili, Haziran 1993, S.498, s. 467-469.
7. "Değerlendirmeler, A.Turan Oflazoğlu, Fetih-Destan", Türk Dili, Ekim 1993, S. 502, s. 467-471.
8. "Değerlendirmeler, Abdülhak Hâmid’in Mektupları 1, 2", Türk Dili, Nisan 1996, S.532, s.1157-1158.
9. "Değerlendirmeler - Mesut Akça, Şiirler", Türk Dili, Eylül 1998, S.561, s.251-254.
10. "Değerlendirmeler - Ömer Çakır, Türk Şiirinde Çanakkale Muharebeleri", Türk Dili, Ekim 2004, S. 634, s. 625-627.
11.“Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi”, Türk Dili, Şubat 2010, S.698, s.172-183

Münevver DÜVER

Şair Yazar,Araştırmacı Gazeteci


17.04.2010







Eintrag (477) mailEintrag 477 editieren  SilEintrag 477 löschen
Eintrag (477) von ŞAİR, YAZAR, FOTOĞRAF SANATÇISI MÜNEVVER DÜVER AYDIN HALKINI ÇOK MUTLU ETTİ aus AYDIN
  Mittwoch, den 14.04.2010 um 18:02 Uhr eMail an ŞAİR, YAZAR, FOTOĞRAF SANATÇISI MÜNEVVER DÜVER AYDIN HALKINI ÇOK MUTLU ETTİ Homepage von ŞAİR, YAZAR, FOTOĞRAF SANATÇISI MÜNEVVER DÜVER AYDIN HALKINI ÇOK MUTLU ETTİ

Beitrag:

ŞAİR, YAZAR, FOTOĞRAF SANATÇISI MÜNEVVER DÜVER AYDIN HALKINI ÇOK MUTLU ETTİ

Kütüphaneler Haftası etkinlikleri çerçevesinde Aydın İl Halk Kütüphanesinin davetlisi olarak Aydın’da bulunan Adanalı Şair, Yazar, Fotoğraf Sanatçısı Münevver Düver’e İl Halk Kütüphanesi Müdürü Necmi Geboloğlu tarafından Teşekkür Belgesi verildi.
2 Nisan Cuma günü İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonunda bir slayt gösterisi ile muhtelif konularda yazmış olduğu 25 adet eserini tanıtan, bazı şiirlerini ve türkü sözlerinin seslendirilmiş halini klipli olarak videodan okuyucularına seyrettiren, şiirlerinden bestelenmiş olan türkülerini dinlettiren ve okuyucularına kitaplarını imzalayan Şair, Yazar, Fotoğraf Sanatçısı Münevver Düver’e İl Halk Kütüphanesi Müdürü Necmi Geboloğlu Şair’in Aydın’a gelmesinden büyük mutluluk duyduklarını, memnun olduklarını, bu kadar çok esere imza atmasından dolayı da tebrik ve teşekkür ederek bir teşekkür belgesi verdi. Bunun üzerine Adanalı Şair Münevver Düver Aydın için yazdığı fon verilerek kartpostal haline getirilmiş bir şiirini çerçeveli olarak İl Halk Kütüphanesi Müdürü Necmi Geboloğlu’na kitapları ile beraber hediye etti. Kartpostal haline getirilmiş bu Aydın Şiirinden Şair gelen ziyaretçilere de ücretsiz olarak takdim etti.yazdığı Aydın türküsü Nezir Kaya tarafından bestelendi,
Münevver Düver’in Aydın İl Halk Kütüphanesinde ki proğramıda okurlarına imzaladığı kitapları şunlar
Anne Sevgisi Sönmeyen Bir Alev, Güzel Mevlana, Yansıma, Adı Zenginliğinde Gizli Adana, Avrasya’da Runik Yazı, Bir Milletin Yok Ediliş Fermanı Çeçenistan, Ey Türk Gençliği, Şehit Sinan Eroğlu, Horasan Türkleri, Eski Türk İnancı Şamanizm, İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Destanları, Türkiye’de Yaşayan, azınlıklar, Kıl Çadırdan İmparatorluğa Osmanlılar, Batı Trakya Türkleri, Hristiyan Türk Boyu Gagauzlar, Mehmedim’e, Anne’ye Özlem, Sevgi Barış Dostluk, Sevginin Bedeli olmaz, Dağ Ardı Duyamıyorum, Yalgın, Sırça Yürek, Güzeller Kervanı Gönülden Geçer, ve Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz

GÜZEL AYDIN

Sen ne güzel il’sin, ne güzel toprak
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.
Asil insanların ağaçta yaprak
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.

Adnan Menderes’in bir ulu çınar
Çınarın altında akıyor pınar
Tarihler boyunca sevenler anar
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.

Ehl-i Kamil’in çok insanı aydın
Menderes Irmağın, dağların aydın
Ünlü Ali Efe, ovası aydın
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.

Deve güreşleri, yiğit efesi
Altın Kum Plajı, keklik kafesi
Zeybek oyunuyla incir hevesi
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.

Nazilli, Didim’in tarih yatağı
Söke ile Çine güzel otağı
Deve güreşinde güçlü atağı
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.

Sanayide devrim yaptı toprağın
Antik kentlerinle büyür yaprağın
Münevver elinde taşır bayrağın
Gönlümün bahçesi güzel Aydın’ım.

Münevver Düver 19.03.2010- ADANA
Müzik ve Yorum Nezir kaya







Eintrag (476) mailEintrag 476 editieren  SilEintrag 476 löschen
Eintrag (476) von Cengiz Aytmatov Ödülleri Dağıtıldı aus Ankara
  Mittwoch, den 14.04.2010 um 17:59 Uhr eMail an Cengiz Aytmatov Ödülleri Dağıtıldı Homepage von Cengiz Aytmatov Ödülleri Dağıtıldı

Beitrag:

Cengiz Aytmatov Ödülleri Dağıtıldı
05.04.2010
Bizde GASAT ailesi olarak ödüle değer görülen sanatdaşlarımızı kutluyor, başarılarının daimi olmasını diliyoruz.
Ünlü yazar rahmetli Cengiz Aytmatov anısına adını yaşatmak, gelecek kuşaklara onu ve eserlerini aktarabilmek amacı ile GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat ve Bilim Adamları Topluluğu) Ödül Komisyonu ve Danışma Kurulu başkanlığınca alınan karar üzerine, her yıl “Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülü” verilmesi kararı alınmıştır.

Bu doğrultuda GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat ve Bilim Adamları Topluluğu) Yönetim Kurulu tarafından alınan karar üzerine, düzenlenen ödül yönetmeliğine uygun görülen, Edebiyat, kültür, sanat ve eğitim alanında başarı göstermiş, ödül kurulu tarafından onaylanmış ve yılda bir kişiye verilmesi uygun görülmüştür. Ödül Komisyonu Başkanı İsmet Bora Binatlı ve Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, ödül sahiplerini büyük emekler vererek, her adayın üzerinde uzun uzun düşünüp, araştırarak tespit etmişlerdir.

İlkini 05.03.2009 tarihinde, Ankara Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı binasında, Kurum Başkanı Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Beyefendi tarafından takdim edilen ödülümüzün, bu yıl ikincisini 26.03.2010 günü saat 17,00 de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Muzaffer Göker konferans salonu Ana Bina 2.kat Sıhhıye Ankara adresinde düzenlenen resmi ödül töreni programı ile sahiplerine takdim edildi.
Törene katılım beklenilenin üzerinde büyük ilgi gördü. Ulusal ve yerel basınında ilgi gösterdiği törene, devlet büyüklerimiz tarafından önemli kutlama mesajları gönderilmişti. Ankara Üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin yanı sıra, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Şiir Kulübü öğrencilerinin de, Zonguldak’tan gelerek katıldığı programa, il dışından gelen davetlilerin ve GASAT il Başkanlarından bazılarının katılım ve ilgisi de gözlerden kaçmadı.

TRT 2´deki “Can Veren Pervaneler” isimli şiirli sohbet ve edebiyat programı ile gönüllere taht kuran Sn.Avukat Hayati İnanç’ın Türk şiir sanatı (divan, tekke, âşık, halk) yazıldığı dönemin özellikleriyle birlikte ele alınan Edebi sohbeti ile programa merhaba diyerek başlanıldı. Sayın İnanç’ın anlatımı salondaki tüm konukları adeta mest etti. Baki ve Fuzuli ye dair anlatımları ile adeta ağzından bal damlayan Sayın İnanç, herkese keyifli dakikalar yaşattı.

Programı Türk Edebiyat Bilimcisi, Yazar ve Şair Emine Sevinç Öksüzoğlu sundu. Ödüllerin anlam ve önemine dair konuşmayı, Ödül komisyonu Başkanı İsmet Bora Binatlı yaptı. Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız ise; günün anlam ve önemine dair konuşmayı ve GASAT’ın 13 yıldır vermiş olduğu Kültür, Sanat, Edebiyat ve Bilim ödüllerinin önemini vurgulayan bir konuşma sundu.

“Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülü”nün verileceği anons edildiğinde, salondaki tüm izleyicilerin büyük bir heyecanla tören sahnesine odaklanması, kamera ve fotoğraf makinelerinin hazıra geçmesi tarihi bir andı.
Ödülü Almak Üzere; Sn. Prof.Dr. Nurullah Çetin, ödülü takdim etmek üzere ise; Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih Coğrafya Fakültesi Üniversitesi Dekanı Prof.Dr.Rahmi Er beyefendi tören sahnesinde yerlerini aldılar. Ödülün takdim edilemsi sonrasında, Sn. Prof.Dr. Nurullah Çetin Cengiz Aytmatov’la ilgili edebiyat tarihine geçecek önemli akademik bilgiler sundu.
Ardından “GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat Ve Bilim Adamları Topluluğu) Kültür, Sanat, Edebiyat Ve Bilim Ödülleri” nin takdim törenine geçildi. Ödül sahipleri sırası ile sahneye davet edilerek ödüllerini alarak, verilen ödüllerin anlamı ve önemine dair konuşmalarını sundular. Ödül sahipleri sırası ile ödüllerini şu şekilde teslim aldılar.

“Türk Dünyası Edebiyatı Üstün Şeref Ödülü” nü
Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Sn. Özgen Keskin adına ödülünü Faruk Anbarcıoğlu’na Kültür Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı görevlisi Burak Tütüncü takdim etti.
“Türk Edebiyatı Üstün Hizmet Madalyası” nü
Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Sn. Özgen Keskin adına ödülünü Faruk Anbarcıoğlu’na Merkez Valisi Halil Nimetoğlu takdim etti.
“Türk Dünyası ve Edebiyatı Üstün Hizmet Ödülü” nü
Sn. Feyzi Halıcı ödülünü, bu yılın “Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülü” sahibi Prof. Dr. Nurullah Çetin’in elinden aldı.
“Türk Kültür, Sanat Ve Edebiyat Üstün Hizmet Ödülü” nü
Sn. Faruk Anbarcıoğlu ödülünü Kültür Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı görevlisi Sn.Mevlüt Ekici’nin elinden aldı.
“Türk Edebiyatı Üstün Hizmet Madalyası” nü
Sn. Av.Hayati İnanç, ödülünü GASAT Ödül Komisyonu Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın elinden aldı.
“Türk Yayıncılığı Ve Türk Edebiyatına Hizmet Ödülü” nü
Akçağ Yayınevi’ne ödülünü GASAT Adana İl Başkanı Münevver Düver takdim etti.
“Sosyo-Kültürel Belediyecilik, Edebiyat Ve Sanata Üstün Hizmet Ödülü” nü
Ankara Altındağ Belediye Başkanı Sn. Veysel Tiryaki ödülünü, GASAT Genel Başkanı Emine Sevinç Öksüzoğlu’nun elinden aldı.


Program sonunda Türk Şiir ve Edebiyatına hizmetlerinden dolayı, Ürün Yayınlarını temsilen Serhat K.Turan’a, Şair Vedat Fidanboy’a, Şair Ayşe Akay’a, Şair Murat Duman’a, GASAT Teşekkür Belgesi takdim edildi.


Programa geç iştirak eden Sn. Feyzi Halıcı ise; H.Z.Mevlana hakkındaki önemli çalışmalarını ve tarihe ışık tutacak bilgilerini paylaştı. Ödül töreni sonrasında Muzaffer Göker Konferans Salonu fuayesindeki kokteyl tüm davetlilere açık olarak ikram edildi.
Bizde GASAT ailesi olarak ödüle değer görülen sanatdaşlarımızı kutluyor, başarılarının daimi olmasını diliyoruz.







Eintrag (475) mailEintrag 475 editieren  SilEintrag 475 löschen
Eintrag (475) von CENGİZ AYTMATOV EDEBİYAT ÖDÜLÜ” aus Ankara
  Montag, den 08.03.2010 um 17:36 Uhr eMail an CENGİZ AYTMATOV EDEBİYAT ÖDÜLÜ” Homepage von CENGİZ AYTMATOV EDEBİYAT ÖDÜLÜ”

Beitrag:

“CENGİZ AYTMATOV EDEBİYAT ÖDÜLÜ”

Ünlü yazar rahmetli Cengiz Aytmatov anısına adını yaşatmak, gelecek kuşaklara onu ve eserlerini aktarabilmek amacı ile GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat Ve Bilim Adamları Topluluğu) Ödül Komisyonu başkanlığınca alınan karar üzerine, her yıl “Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülü” verilmesi kararı alınmıştır.

Bu doğrultuda GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat Ve Bilim Adamları Topluluğu) Yönetim Kurulu tarafından alınan karar üzerine, düzenlenen ödül yönetmeliğine uygun görülen, Edebiyat, kültür, sanat ve eğitim alanında başarı göstermiş, ödül kurulu tarafından onaylanmış ve yılda bir kişiye verilmesi uygun görülmüştür.

İlkini 05.03.2009 tarihinde, Ankara Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı binasında, Kurum Başkanı Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Beyefendi tarafından takdim edilen ödülümüzün, bu yıl ikincisini vermekten dolayı, GASAT ailesi olarak gururluyuz.

DAVET

26.03.2010 günü saat 17,00 de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Muzaffer Göker konferans salonu Ana Bina 2.kat Sıhhıye Ankara adresinde düzenlenecek olan “Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülü” ve GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat Ve Bilim Adamları Topluluğu) Kültür, Sanat, Edebiyat Ve Bilim Ödülleri resmi ödül töreni programına tüm sanat severler davetlidir.



ÖDÜL SAHİPLERİ

“Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülü”

Sn. Prof.Dr. Nurullah Çetin



“GASAT (Girişimci Sanat, Edebiyat Ve Bilim Adamları Topluluğu) Kültür, Sanat, Edebiyat Ve Bilim Ödülleri”



“Türk Dünyası Edebiyatı Üstün Şeref Ödülü”

Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Sn. Özgen Keskin

“Türk Edebiyatı Üstün Hizmet Madalyası”

Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Sn. Özgen Keskin

“Türk Dünyası ve Edebiyatı Üstün Hizmet Ödülü”

Sn. Feyzi Halıcı

“Türk Kültür, Sanat Ve Edebiyat Üstün Hizmet Ödülü”

Sn. Faruk Anbarcıoğlu

“Türk Edebiyatı Üstün Hizmet Madalyası”

Sn. Av.Hayati İnanç

“Türk Yayıncılığı Ve Türk Edebiyatına Hizmet Ödülü”

Akçağ Yayınevi

“Sosyo-Kültürel Belediyecilik, Edebiyat Ve Sanata Üstün Hizmet Ödülü”

Ankara Altındağ Belediye Başkanı Sn. Veysel Tiryaki





“CENGİZ AYTMATOV KİMDİR”

Kişisel Yaşamı

12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Törekul Aytmatov, annesi Nagima Hamzayevna Aytmatova'dır. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.

Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasal sistem, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü İkinci Dünya Savaşı'nın SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı.

Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu.

Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Ardından, yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Yapıtları yüz ellinin üstünde dile çevrildi. Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Kırgızistan'ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra ülkesini Lüksemburg'da büyükelçi olarak temsil etti.

Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008 rahatsızlanarak böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirilmişti. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girmişti.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de yaşamını yitirdi.

Eserleri

II. Dünya Savaşı sonrası yazarları arasında yer alan Aytmatov, Cemile'den önce bir kaç kısa hikaye ve Yüzyüze`yi yazdı. Ancak yazarın kendini kanıtlamasını sağlayan kitap Cemile oldu; Louis Aragon Cemile`yi "dünyanın en güzel aşk hikâyesi" olarak tanımlamıştır.

Eserlerinde mitolojiye oldukça yakın durdu; ancak onunki antik anlamından farklı olarak mitolojiyi çağdaş bir zeminde sentezlemek ve yeniden yaratmaktı. Eserlerinde mitlere, efsanelere ve halk hikâyelerine göndermeler yapmıştır.

Siyasal Yaşamı

Cengiz Aytmatov; edebi çalışmalarına ek olarak, Avrupa Birliği, NATO, UNESCO ve Benelüks ülkelerinin Kırgız delegeliğini üstlenmiştir. Ayrıca Kırgızistan Dışişleri eski Bakanı Askar Aytmatov'un babasıdır.

Yapıtlarından Bazıları

Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı (Son romanı - 2007)
Darağacı - Dişi kurdun Rüyaları (Плаха, 1988)
Gün Olur Asra Bedel ,(Kırgız Türkçesi Кылым карытар бир күн,(Rusça И дольше века длится день, 1980),
Fuji-Yama (Восхождение на Фудзияму, Fuji Dağının Tepesi 1973)
Beyaz Gemi (Kırgız Türkçesi, Ак кеме : Ak Keme) (RusçaБелый пароход, 1970)
Selvi Boylum Al Yazmalım , (1970)
Elveda, Gülsarı! (Прощай, Гульсары, 1966)
Dağlar ve Steplerden Masallar (Повести гор и степей, 1963)
İlk Öğretmenim (Первый учитель, 1962)
Cemile (Kırgız Türkçesi Жамийла, Rusça Джамиля, 1958)
Yüzyüze (Лицом к лицу, 1957)
Zorlu Geçit (1956)
Toprak Ana
Cengiz Han'a Küsen Bulut
Çocukluğum
Kırmızı Elma red apple


Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içinde düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile ‘tipik insan’ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır.

Hikâyelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal hikaye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmış. Hikâyelerinde halkının değerlerini, dertlerini, varsa onun içindeki çürümeyi anlatan yazarın en önemli özelliği, özüne bağlılık, kendinden, halkından, coğrafyasından haberdar olma olarak kendini gösteriyor. Hikâyelerinde, Kırgız Türklerinin zengin şifahi kültürüne ait efsaneleri, masalları, türküleri kullanışında gözlenen coşku da yazarın bu yanının en bariz göstergesi durumundadır.







Eintrag (474) mailEintrag 474 editieren  SilEintrag 474 löschen
Eintrag (474) von ANNEME MEKTUP aus ADANA
  Dienstag, den 02.03.2010 um 15:20 Uhr eMail an ANNEME MEKTUP Homepage von ANNEME MEKTUP

Beitrag:

ANNEME MEKTUP

Annem! Yeryüzünde ilk tanıdığım sen oldun, nurlu bakışlarınla beni okşadın büyüttün. Emeklemeye başladım peşimden koştun, yürümeye başladım düşerken ayağımı sen tuttun, ateşim yükseldiğinde başucumda sabahlayarak uykusuz kaldın. Kucağında, ilk sen okula götürdün beş yaşındayken. Hem annem, hem de öğretmenim oldun, Hatırladıkça, içim acıyor. İlk şiirimi beş yaşında bir lokantada yazmıştım çocuklar var diye sende çantana koyup aylar sonra bana vermiştin onu hiç unutamıyorum annem. Gecemde ışığım, gündüzümde güneşim oldun, büyüttün okullara yolladın, uzaktayken de yanımda oldun. Her hasta oluşunda, yüreğimden bir parça koptu sanki ruhum ağladı canımdan çok sevdim seni annem. Hep derdin ya “Büyüyünce ne olacaksın.” ben seni hep hasta görünce “Doktor.” derdim ama hem doktor hem de yazar olacağım derdim sana “Ne yazacaksın.” dediğinde ise ben de “kitap hem de 157 kitabım olacak.” derdim bu soru herkes tarafından sorulmaya başlamıştı. Bazı sevenlerim ise beni kızdırmak için “Yok yüz kitabın olsun.” derledi ya ben de hemen kızarak “Hayır hayır, tam 157 olacak.” derdim. Ve okullu oldum çalışmaya başladım beş yaşından beri yazdım ilk sana okurdum annem. Yıllarca yazıp durdum, günün birinde dünyaca ünlü bir yazar olarak adımı duyuracaktım ve hep bunun hayalini kurardım. sen de bana hep “İnşallah güzel yürekli kızım.” derdin. Her gördüğüne merak sarıyorsun, hemen öğreniyorsun, sen çok yönlü bir sanatçı olacaksın derdin. Bu sözün bana cesaret vermekle kalmazdı, seni andığım ve yaşadığım her zaman ve her yerde ruhumu okşardı annem.

Günler geçti, gerçekten hayalini kurduğum ve çok çalışarak arzularımın çoğuna ulaştım sayende değil mi? annem. Sana hep derdim ya sana şiirler yazacağım, şarkılar yapacağım günün birinde. Sen de “Sen her şeye layıksın Minoşum.” derdin annem. Ben de büyüyünce sana sürpriz yapacaktım. Sana yazdığım şiirleri kitap yapmıştım son duruma gelmişti ki seni acil olarak hastaneye kaldırdık canım annem. Dalgın yatıyordun. Gözlerini kapatıyordun Alev alev yanıyordun.
Hiç kalkmayacak gibi duruyordun. Beni can evimden vuruyordun canım annem. Rengin sapsarı duruyor, gözlerime bakarak ağlıyordun. Sanki kendi halini biliyor gibiydin annem. Sağından soluna dönemiyordun Beni can evimden vuruyordun. Ateşler içinde sayıklıyordun. Durmadan çocuklarını soruyordun. Her dalışında Tahir'im, Hacı’m diyordun, Durumun çok kötüydü ve sen de bunu biliyordun.
web sitemde sana yazdığım şiirlerimi fotoğrafınla birlikte koyarak tekrar sana baktıracaktım. Site çalışmam henüz bitmediği için sana gösteremedigim için, içim yanmıştı annem.
Balcalı hastanesi yoğun bakımda yatıyordun. Beni hep başucunda istiyordun. Dayanamıyor, kalbin içten içe eriyordu. Durmadan gözlerinden yaşlar akıtıyordun. Canım annemi 23 Nisan 2005’te yoğun bakıma yatırıp 25 Mayıs’ta yoğun bakımda kaybettik. O en çok sevdiğimdi, yaşam kaynağımdı. Onsuz ne yaparım bilemiyorum diyerek ağlıyordum.

34 gün hastanede yattığın zamanlarda benim sana yapacağım sürpriz de bitmişti. Ama sana gösterme şansım olmadı. Senin cansız bedenini morgda bana gösterdiler hala unutamıyorum. Açık olan o kocaman kahve gözlerini son görüşüm oldun. Varlığında sığındığım tek limandın yokluğunda da sığındığım tek liman yine sen oldun annem. Yokluğun bana acı verdi hem de acıların en büyüğünü. Beni benden var ettin sevdiğime yar ettin hislerimde gözyaşım oldun, sevincim ekmeğim aşımdın, seven gönlümde harmandın, türlü dertlerime dermandın, dünyalar güzeli idin annem, sensiz geçen günler çok acı. Yalnızlık, ne acıdır. Bir başına, yapayalnız, İllaki sensizlik ne acıdır annem. Sana yüzlerce dizeler az olur annem. Güneş batmak üzere, umutlarım gibi, yalnız ve bir başıma. Depreşir sancılarım geceler serseri, Geceler acımasız, Ve gecenin rengi ağır taşımıyor bedenim. Sensizlik geceden daha ağır annem. Ürkütüyor beni, zemheri bedenim Sıcaklığına hasret, Üşüyorum anne. Toprak susamamış yağmura sana susadığım kadar. Yorgunum, Yorgunum anne. Takatten kesildi dizlerim eridi göz ferim yolunu gözlemekten. Sensizim, sensizim annem. Gel artık gel, çok özledim annem!..

Annem benim 157 değil ama 24 kitabım oldu. Sırça yürek adlı kitabımı senin adına yaptım. Anneye Özlem adlı kitabım yine sana yazdığım şiirlerle oldu. Anne Sevgisi, Sönmeyen bir alev de senin içindi. Sana yazdığım şiirler bestelendi, fotoğraf çekmeyi çok severdim biliyorsun. 180 fotoğraf eserim oldu, sanat yaşamım işim çok güzel gidiyor çok çalışıyorum çok mutluyum ama senin eksikliğin hayatımda çok yer tutuyor çok özlüyorum çok annem. Hayırlı bir evlat oldum, kardeşlerim çok iyi bir tek özlemimiz sensin canım annem. Sana dualar okuyorum elimden bundan başka bir şey gelmiyor. Nur içinde yat, mekânın cennet olsun canım annem. Kızın Münevver.


Münevver Düver
22.01.2010- Adana







Eintrag (473) mailEintrag 473 editieren  SilEintrag 473 löschen
Eintrag (473) von MÜNEVVER DÜVER DEN ÜÇ GÜZEL ESER www.ilerigazetesi.com  aus YOZGAT
  Dienstag, den 23.02.2010 um 17:42 Uhr eMail an MÜNEVVER DÜVER DEN ÜÇ GÜZEL ESER www.ilerigazetesi.com Homepage von MÜNEVVER DÜVER DEN ÜÇ GÜZEL ESER www.ilerigazetesi.com

Beitrag:

MÜNEVVER DÜVER
DEN ÜÇ GÜZEL ESER
Salı, 23 Şubat 2010
www.ilerigazetesi.com


Sevgiler akmalı kalbe sel gibi
Münevver elinde beyaz gül gibi
Kavgayı def etsin poyraz yel gibi
Sevgiler olmazsa dostluk yaşamaz.

Gazeteci-Şair-Yazar Münevver Düver “Anne Sevgisi- Güzel Mevlana- ve Yansıma” isimli üç güzel eserle edebiyat dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Düver Adana'da düzenlediği imza gününde eserlerini tanıtarak okuyucularıyla buluştu.
Münevver Düver kimdir?

Gazeteci-Şair-Yazar Düver Adana doğumlu. 10 yıl Kültür Bakanlığına bağlı olarak çalışmış, daha sonra gazeteciliğe başlamış olup, halen Adana'da yayımlanan Zirve Gazetesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Aynı zamanda Türkay Haber Gazetesinin Sanat Editörlüğünü, Can By Mix yapımcı müzik şirketinin basın danışmanlığını yürütmektedir. Yayımlanmış 24 eseri, 180 fotoğrafı olup değişik illerde açtığı fotoğraf sergileriyle de fotoğrafçılığa olan merakını buralara taşımıştır.

Değişik illerde yapılan festivallere şiir şölenlerine, kültür sanat programlarına katılan Düver, Yozgat Sürmeli Festivali Şiir şölenine de gelerek bizleri onurlandırmıştı. Yozgatla ilgili makalelerini, haber yorumlarını, gazetemizde yayımlamıştık. Her defasında Yozgat'a ve Yozgatlı Şair-Yazarlara olan sevgisini dile getiren Münevver Düver “Yansıma” isimli eserinde Yozgat Sürmeli Festivali Şiir Şölenine genişçe yer vererek bu sevgisini ıspatlamıştır.

Bir zamanlar yanına aniden gelsem
Gözyaşlarını ellerimle silsem
Saatlerce seni seyredeceğim
O günleri keşke yeniden görsem,

ANNE SEVGİSİ

Yazar “Anne Sevgisi”nde kendi şiirlerine yer veriyor. Eserin birinci bölümünde; Vatan Sevgisi- ikinci bölümünde; Sevgidir Sevgi- üçüncü bölümünde Anne Sevgisi- dördüncü bölümünde; Seçmeler başlığı ile ilgili şiirlere yer verirken kitabın sonunda etkinliklerde çektirmiş olduğu fotoğrafları sergilemiş.

Bu bölümde Yozgat Valisi Amir Çiçek'le çektirmiş olduğu fotoğrafı da yayımlayarak özel albümü arasında yer alan resimleri okuyucularıyla paylaşmış.
Anadolu Basın Birliği, Çukurova Edebiyatçılar Derneği, Halk Ozanları ve Müzisyenler Derneği, İLİM ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği Üyesi, Türkiye Yardım Sevenler Derneği ve Sosyal Yardımlaşma-Dayanışma Derneği üyesi olan Yazar, “Anne Sevgisi” şiirleriylede şiir sevenlerin karşısına çıkıyor.

Bağdat gibi diyar, ana gibi yar
Bulunmaz imiş bu güzel dünyada
Annenin yüreği çeker ahu azar
Dünyalar güzeli Fedakar anne!

GÜZEL MEVLANA

Gazeteci-Şair-Yazar Münevver Düver “Güzel Mevlana” isimli kitabında Hazreti Mevlana'nın hayatına, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Eserlerine, Mevleviliğin Tarihi seyrine, Mevlana'nın sözlerine, Mesnevi'den alınan örnek anlatımlara yer veriyor. Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün anlatımıyla Mevlana ve Mevlevilik ele alınıyor.

Ne güzel yaratmış Mevlam cismini
Kendi adı gibi güzel Mevlana
Türlü nakış ile vermiş ismini
Kendi adı gibi güzel Mevlana.

Münevver der, kalbi pir gibi aktı
Cahili ilmiyle eğitip baktı
Sevgi ateşini kalplere yaktı
Kendi adı gibi güzel Mevlana

MÜNEVVER DÜVER' LE YANSIMA

Yazarın gönlünden, kaleminden, duygularından yansıyanlar bu eserde toplanmış. Büyük boy 586 sayfa olarak yayımlanan bu güzel eser, binlerce ismi, yüzlerce anlatımı içeriyor.Türkiye genelinde yapılmış olan Festivaller, Şiir Şölenleri-Kültür-Sanat-Etkinliklerinde yazılanlar, gazete ve dergilerle-internet sitelerine yansıyanlar kaleme alınmış. Kitabın büyük bir bölümü Yozgat Sürmeli Festivali Şiir Şölenine ayrılmış, Yozgat'ta ilgili haberler, yorumlar ve makaleler bulunuyor.

9. Sürmeli Festivali ve 10. Uluslararası Sürmeli Festivaline katılan yazarı Kars Aşıklar Bayramında tanıma fırsatını bulmuştuk. Burada Yozgatlı Şairlere-Yazarlara büyük ilgi duyan Münevver Düver'i arkadaşlarımla tanıştırmış ve kendisini Yozgat programına davet etmiştim. Bu davetimiz oldukça işe yaramış olmalı ki, Düver bu katılımdan sonra her vesileyle Yozgat'tan söz ederek, Yozgat'a ve Yozgatlı'ya olan özlemini dile getirmektedir.

İki şeyi deli gibi sevdim hayatta
Bir seni, bir de maviyi
Seni sevdim çünkü: Maviydi gözlerin
Maviyi sevdim çünkü: O gözler senin...

Ve “Yansıma”ya da nakşedilmiş olan Münevver Düver'in kaleminden Yozgat'a övgü dolu sözler: “Yozgat yüreği Hak için, vatan için çarpan insanların otağıdır. Vatan denince yüreği yananların, kalbi heyecanla çarpanların kentidir Yozgat. Türklüğüyle gurur duyan, bayrağı için gözünü kırpmadan can vermeye hazır Türkoğlu Türk yiğitlerin mekanıdır Yozgat, ve Yozgat benim de ikinci vatanımdır!..”

“Yozgat Sürmeli Şiir Şöleni ve bu gibi etkinlikler Yozgat'ın tanıtımına büyük katkı sağlamaktadır. Ayrıca şölen esnasında seyircilere sunulan Yozgat tanıtımı filmi de çok güzel hazırlanmış ve Yozgat'ı tanıtan bir filmdi. Yozgat'ın tanıtımında bu özenle hazırlanmış filmin de büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.”
(Münevver Düver: Yansıma sayfa= 500-502)

Evet üç güzel eserle Edebiyat dünyasında ciddi çıkış yapan Adanalı Gazeteci-Şair-Yazar Münevver Düver'i bu üç güzel eserinden dolayı kutluyoruz. Başarılanının devamını diliyoruz.

(Ona ve eserlerine ulaşılabilecek internet adresi www.munevverduver.org, www.munevverduver.com.) Sevgili gönül dostu, kalemine, emeğine ve yüreğine sağlık, sana ve Adana'ya Yozgat'tan gönül dolusu selamlar...

Ahmet Sargın
Yozgat Şairler Yazarlar Birliği Başkanı







Eintrag (472) mailEintrag 472 editieren  SilEintrag 472 löschen
Eintrag (472) von SİVAS ANTOLOJİ KİTABI KATILIM  aus SİVAS
  Freitag, den 12.02.2010 um 16:39 Uhr eMail an SİVAS ANTOLOJİ KİTABI KATILIM Homepage von SİVAS ANTOLOJİ KİTABI KATILIM

Beitrag:

: ANTOLOJİ KİTABI KATILIM


Değerli Arkadaşlar

Siz değerli dostların katılımıyla Şubat-2009 Yılında Grubumuzda hazırladığımız ”Sivaslı Şairler Antolojisi Güldeste” Kitabında olduğu gibi sizlerin destek ve katkılarıyla 2010 Yılı Mart veya Nisan ay’ında çıkarmayı düşündüğümüz Antoloji Kitabı ile yine bir kalıcı eserimiz olsun istedik.
Grubumuza aktif olarak katılan arkadaşlarımız hatırlarlar bundan yaklaşık bir ay önce Antoloji Kitabı hakkında sizlerin görüş ve önerilerinizi almıştık.
Sizlerden gelen yoğun istek doğrultusunda seçtiğimiz Yayın Kurulu üyeleri ile birlikte bu konu değerlendirilerek şu sonuca varılmıştır.
1-Katılımcı şairler Sivas’la sınırlı kalmayıp yurdun dört bir tarafından katılmak isteyen herkes katıla bilir.
2- Antoloji Kitabında yer alacak Şiirler Hece şiiri ağırlıkta olacak görsel ve kalite’ye önem verilecektir.
3-Antoloji Kitabı toplam 360 Sayfa 2000 adet basılıp her katılımcı şaire Yirmi(20) adet kitap verilecektir.
4-Kitapta şiirleriyle yer alacak şairler 44 kişiyle sınırlı olup, kitabın baskı masrafını her katılımcı şair katılım ücreti olan (90 TL) yi kendisi ödeyecektir.
5-Her katılımcı şaire Antoloji Kitabında eşit miktarda Sekiz(8) sayfa yer ayrılıp Bir tanıtım ve Yedi adet şiirine yer verilecektir. Şiirler bir sayfayı geçmeyecektir.
6-Katılımcı şairlere 20 şer adet kitap verdikten sonra geri kalan yaklaşık 1100 Kitabın ne şekilde değerlendirileceğine veya Sivas Yazar ve Şairler Derneğine bağışlanmasına Katılımcı şairler karar verecektir.
7-Katılım Ücreti Kişi başına Doksan (90) TL’ olup, çalışmalarımızın aksamaması için istendiğinde geciktirmeden ödeyecektir.
8- Antoloji Kitabında yer almak isteyenler İsimlerini Aşağıdaki Listeye yazarak Şiirlerini ve Bir adet Resimle birlikte Yayın Kurulu üyelerimizden birine gönderebilirler.
9-Bütün şairlerimize önemle duyurulur..

ANTOLOJİ KİTABI YAYIN KURULU ÜYELERİ

Bekir ALİM:sultansehirli_58@hotmail.com
TLF.506 264 6613
Sabiha SERİN:sabiha_serin@mynet.com
Şevki KAYATURAN:s.kayaturan58@hotmail.com
TLF: 0 535 314 21 65
Zekeriya DUMAN:zduman58@hotmail.com
Şükrü TOPRAK:
Nevin KILIÇ:nevi_n_70@hotmail.com
Fatma PINARBAŞI:caygulu_58@mynet.com
Bülent ARI:

MALİ İŞER SORUMLUSU

1-Zeki TOMBUL 2- Fatma HİZMETLİ 3- Zeki ÇİMEN







Eintrag (471) mailEintrag 471 editieren  SilEintrag 471 löschen
Eintrag (471) von Kitaplarla baş başa, Ahmet SARGIN aus YOZGAT
  Montag, den 08.02.2010 um 09:08 Uhr eMail an Kitaplarla baş başa,       Ahmet SARGIN Homepage von Kitaplarla baş başa,       Ahmet SARGIN

Beitrag:

Kitaplarla baş başa...
Ahmet Sargın
www.ilerigazetesi.com
Cumartesi, 06 Şubat 2010

MÜNEVVER DÜVER'DEN


“Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz” Münevver Düver'in tiyatro eseri. Türk Edebiyatına bir çok eser kazandıran Gazeteci-Şair Yazar Münevver Düver “Güney Kızı” mahlasıyla tanınıyor. Gazeteci-Şair-Yazar ve Ressam olarak Anadolu'yu adım adım dolaşan yazar Yozgat Sürmeli Festivali şiir şölenlerine de katılarak aramızda bulunmuşlardır.

Kendisi Yozgat dostu olan şair Yozgat'a ve Yozgat'lıya olan özlemini yazdığı eserlerde ortaya koymuştur. Gönlü dostu Memleket aşığı, şiir sevdalısı Münevver Düver'le Antalya şiir programında tanışmıştık. Daha sonra Bodrum, Bursa, Kars şiir şölenlerinde birlikte olduk. Yozgatlı şairlere olan ilgisi dikkatimizi çekti. Bizde kendisini sürmeli şiir şölenine davet ettik. Konuklarımız arasında seviyeli-hanım efendi kişiliği ile hep dikkatimizi çekmişti. Onu ve eserlerini tanıtmaya devam edeceğiz. Yozgat'tan gönül dolusu selamlarımızı yolluyoruz.

İnsanlık alemi dönmüş şaşkına
Gözlerdeki yaşlar akar taşkına
Bu kanı durdurun Allah aşkına
Gökyüzünde matem, yerde ölüm var

Münevver DÜVER

Ahmet SARGIN
Yozgat Şairler veYazarlar Birliği Başkanı
a.sargin@hotmail.com







Eintrag (470) mailEintrag 470 editieren  SilEintrag 470 löschen
Eintrag (470) von Ali Hikmet Ergöçen aus ADANA
  Mittwoch, den 27.01.2010 um 10:19 Uhr eMail an Ali Hikmet Ergöçen Homepage von Ali Hikmet Ergöçen

Beitrag:

ARKADAŞ’A


Dağılıp gitmişsin hayatın derinliğine
Çaba, emek, güç harcayandın sen
Emeğinde çabanda gülüşünde boş
Çünkü yaşanacak bir dünya yok ki
ARKADAŞ

Edebiyat dünyamızda bazı ilkler vardır bunları söylemek, hatırlatmak ve de daima anmak isteriz. Benim içinde edebiyat dünyasında şaşırtan bir yazar, şair ve gazeteci, fotoğraf sanatçısı kimliği ile Münevver Düver’de bu ilklerden biriydi.
Şöyle ki edebiyata daldığımızda şairin şiirini tanımlarken, yazar romanın kahramanı ile özdeşleşirken, gazetecinin haber peşinde koşarken yapmış oldukları çaba ve emeklerine saygı duymak gerekir. Bizlerin hayalinde ve yaşamımızın bazı kesitlerini irdeleyen, eleştiren, yol gösteren ve haberdar eden bu kimlikli ve kişilikli arkadaşlarımıza teşekkür etmek gerekir.
Bunlar toplumuzun aydınlanması, geleceğimizin teminatları olan gecelerinize yol gösterci ve yönlendirici vasıfları bir arada toplayan özel insanlardır.
Benim için de özel olan yazarımız Münevver Düver hanımefendi, Osmanlı tarihi ile Atatürk Türkiyesini ayrı ayrı kitaplaştırarak bizlere ve toplumumuza sunumu geleceğimizin ve geçmişimizin muhasebesini yapmamızı sağlaması özel ve alkışlanacak bir olgudur.
Sevgili yazarımızın kalemine, fikirlerine sağlık bizleri, toplumumuzu bu güzel şiirlerinizle, yazılarınızla, haberlerinizle bilgilendirmeye devam edeceğinizi, bu güzelliklerden mahrum bırakmayacağınızı düşünerek, bundan sonraki hayatınızda tüm güzelliklerin ve başarıların sizinle olmasını diliyorum.
Yaşanacak bir dünya bırakalım bizden sonrakilere geçmişten geleceğe bakarak
ARKADAŞ



Saygılarımla
Ali Hikmet Ergöçen








Eintrag (469) mailEintrag 469 editieren  SilEintrag 469 löschen
Eintrag (469) von M. Demirel Babacanoğlu, Suriye Gezisi  aus Suriye
  Dienstag, den 26.01.2010 um 17:23 Uhr eMail an M. Demirel Babacanoğlu, Suriye Gezisi Homepage von M. Demirel Babacanoğlu, Suriye Gezisi

Beitrag:

M. Demirel Babacanoğlu
Suriye Gezisi





BAŞLAMA

Çukurova Edebiyatçılar Derneği Başkanı Halise Tekbaş’ın önerisiyle Suriye gezisine evet diyorum. Kasım içinde yapılacak olan gezi 18 Aralık 2009’a erteleniyor. O gün akşam Adana Büyükşehir Belediyesi güneyinden biniyoruz Piktur/Aksu otobüsüne. Adana, Tarsus topluluğu olarak elli kadar varız otobüste. Dernekden Ben, Halise Tekbaş, Münevver Düver katılıyoruz geziye. Şam, Homs, Hama, Halep kentlerini gezeceğiz..

SURİYE

Suriye güney komşumuz. 184 500 km2 alanı kapsıyor. Nüfusu 20.178.485. Okuma yazma oranı % 76.9. Başkenti Şam, 5.5 milyon nüfusa sahip, sınıra uzaklığı 400 km, rakım 450 m.
Tarihte, Mısır, İran, Yunan, Roma, Selçuklu, Osmanlı, Fransa egemenliğinde kalmış. I. Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlığa kavuşacağı sırada Fransızlar işgal etmişler; 1941’de bağımsız olmuşlar. Kadar. 1958’de, Mısır’la Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurmuşlar, 1961’de ayrılmışlar.
1963’ten beri Baas Partisi yönetiyor. Yönetim biçimi Cumhuriyet. Devlet Başkanı Beşar Esat. Ülke topraklarının 3/2’si çöl. Batı taraflarda Akdeniz, içerlerde kara ve çöl iklimi görülmektedir. Geçim kaynakları petrol ve tarıma dayalıdır. Hayvancılık, tahıl, zeytin, bağ, sebze, meyvecilik yapılır. Ekonomisi kendi kendine yeten ülkenin, dışarıya borcu yoktur, eğitim, sağlık bedavadır. Şam, Homs, Hama Halep’te dört büyük üniversite vardır.. Halkı çağcıl giyinişlidir. Türban, çarşaf, entari, sarık gibi şeylerle uğraşılmaz..Arap alfabesi kullanılmakta, devlet dili Arapçadır. Para birimi Suri, bizim paramızla 30 kuruştur. 19 Ekim 2009’da, Türkiye ile yapılan karşılıklı anlaşmayla vize kaldırılmıştır..

YOLLARDAYIZ

Saat 21 sıralarında otobüsümüz Adana’dan ayrıldı; 24 sıralarında Hatay-Cilvegöz kapısındaydık. Pasaport işlemlerimiz iki saat kadar sürdü. Kılavuzumuz, Suriye tarafında, elektronik, kozmatik, sigara gibi şeyler satan bir market olduğunu söyledi, marketten. gereksinimi olanlar alışveriş yaptılar.
Bindik otobüsümüze, yollar uzun ve ıssızdı, rüzgar esiyordu, Bahhu Kasabası’nda durduk, zeytin, peynir, yumurta, tatlı, çay gibi şeylerle kahvaltı yaptık.
Yollara düştük yine. Topraklar kalkerli. Yer yer ağaçlar dikilmiş, çoğu tutmamış, tutanı da rüzgar eğmiş, yatırmış yere.
Sabah oluyor. Yolumuzun üstündeki Malule (Maaloula) Köyü’ne uğradık. Saat 9’a geliyordu, köylüler yeni uyanıyordu. Kılavuzumuzun söylediğine göre MÖ 200’de kurulmuş köy. Köyde 40 kilise, 3 cami var.
Kilisenin biri dağın yüzüne oyulmuş, üstüne Meryemana heykeli dikilmiş. İçinde resimler, kitaplık, kutsal su var. Kimi tasla, kimi eliyle içti sudan.
Kilise’nin sırtındaki kaya bıçakla kesilmiş gibi ikiye ayrılmış, dağ ile dere kutsal sayılıyor! Köy yamaçtan düzlüğe doğru uzanmış. Ortasında incir, meyve, sebze, asma bahçeleri var, Şama’a doğru fıstık bahçeleri görüyoruz; Şam’ın.fıstığı ünlü, bizim de Antep fıstığımız. Topluluk neşe içinde, çalıp oynuyorlar. Biri Sabahattin Ali’nin “Aldırma gönül aldırma” türküsünü söylüyor..


ŞAM

Öğleye doğru Şam’a giriyoruz. Şam ağaçsız kupkuru bir kent. Evler boyasız, boyamaya izin verilmiyormuş, mimari olduğu gibi görülüyor. İzin verilse, belki yeşile kesecek kent!
Halk genellikle öğleden sonra çıkıyormuş çarşıya, saat 24’ten sonra evine çekiliyormuş!
Kentin kenar mahallelerini, gecekondularını, gördük. Kimi yerlerde apartmanlar birbirine bir/iki metre yaklaşmış, bitişmişler sanki; sokaklar oldukça dar, aralarından otomobiller nasıl geçiyor, merak etmemek elde değil! Camilere, kiliselere daha çok önem verilmiş; yapıları sağlam alımlı, görkemli..Hazreti Ali’nin kızı Hazreti Zeynep Camisi’ne gittik, içinde Hazreti Zeynep’in türbesi var. İran beş ton altın göndermiş, caminin yapımında kullanılmış; kubbesi, türbesi, direkleri, minareleri altınla kaplanmış! Kerbela Vakası’nın yıldönümü nedeniyle ziyaretçiler oldukça çok. İran’dan, Pakistan’dan.. gelenler var. Yas tutuyorlar, ağlıyorlar.
Namaz kılanların önünde 5/6 cm çapında secde taşı var; namaz bozulmasın diye koyuyorlar herhalde! Çünkü, ziyaretçiler namaz kılanların arasından geçiyorlar; Hazreti Zeynep’in türbesine yüz sürüyorlar, yakarıyorlar, dilekte bulunuyorlar.. Daha çok tarihi camileri görüyoruz.. İlkin, Muhiddin İbni Arabi Camisi’nin, türbesini gördük. Muhittin Arabi, Endülüs’de doğmuş, çok yönlü bir “ilim” adamı. Kapitalıstleri eleştirmiş, “Sizin taptığınız şey benim ayaklarımın altındadır” demiş, anamalcıların hoşuna gitmemiş, öldürülmüşler. Aradan 300 yıl geçtikten sonra, güney ülkelerini fehteden Yavuz Sultan Selim, Şam’a gelmiş, Ruknettin Meydanı’ndaki olayın yerini kazdırmış, küp dolusu altın çıkmış, Muhddin Arabi’nin haklı olduğunu görmüş, yerine Muhiddin Arabi Camisi’ni yaptırmış. Buradan da Süleymaniye Camisi’ne geldik. Bu camiyi Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan’a yaptırmış. Son padişah Vahdettin ve yakınlarının mezarı burada. Vahdettin’in ülkeye çivi çaktığı söylenemez. İngilizlere teslim olmak için mektup bile yazmıştır.Söz konusu mektup şöyle:
“Der Saadet İşgal Orduları Başkumandanı General Herington Cenaplarına,
İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere Devleti fahimesine iltica ve bir an evvel mahalli ahara naklimi talep ederim efendim.”
“ Halife-i Müslimin Mehmet Vahdettin, 16.11.1922”
(Kaynak: Kültür Bakanlığı Cumhuriyet Ansiklopedisi)
Buradan da Emevi Camisi’ne uğradık. Bu yapı Emeviler döneminde kilise/cami olarak kullanılmış. Bilindiği gibi Emeviler Muaviye komutasnda halifeliği Hazreti Ali’den zorla ele geçirmişler, İspanya’ya kadar devletin sınırlarını genişletmişler, Endülüs Emevi Devleti’ni kurmuşlardı; şimdiyse yalnızca izleri kalmıştır!
Şam, geniş alanlara, bulvarlara sahip bir kent. Bağdat Caddesi’nden Kapalı Çarşı’ya geçtik. Bu çarşıyı Abdülhamit yaptırmış,. burada çok tanınıyor, çok biliniyor. Çarşı geniş, sağlı sollu esnaflarla dolu, alışveriş yaptık. Münevver Hanımla bir esnaf kahvesinde çay içtik..Yakamda Atatürk rozeti vardı, bazılarının ilgisini çekti. Coşkuyla “Mustafa Kemal” diye seslendiler, çok sevindim; biri rozetten fazla varsa isteme anlamında şeyler söyledi; yoktu veremedim, üzüldüm; bir daha ki sefere, cebime Atatürk rozeti dolduracağım, isteyene vereceğim!
Akşam yemeğini Seyran Restaurant’ta yedik. Çok yiyecek veriyorlar, ye ye bitmiyor. Bir kişilik kebap, üç kişilik Adana kebabına denk geliyor..
Kasiyun Dağı’na çıktık. Buradan Şam, gökteki yıldızlar gibi parlıyordu. Fotograflarla belgeledik. Otobüsümüzle indik aşağıya, kentin ortasından Berada Irmağı akıyordu; çok soğukmuş suyu, “Soğukırmak” diyorlar. Yamacında, Beşar Esat’ın Sarayı var.
Geceyi, Zeynep Safir Oteli’nde geçirdik. Büyük bir otel, beş yıldızlı. Bizim gibi gelen turistler de vardı. Eğitimci, sanatçı Mehmet Pehlivan’ı gördüm, biraz konuştuk ordan burdan..
Kalktığımda sabah olmuştu. Kahvaltıda, yumurta, bal, zeytin, börek, kahve, çay, tatlı gibi şeyler.. vardı.


HALEP

Halep’e doğru yol alıyoruz. Bahbouh restaurantta ara verildi. Çay içildi, yemek yenildi. Otobüsün, restaurantın, çadırevin, çay içenlerin fotografını çektim. Halep’e doğru her yer yemyeşil. Kuzeye doğru yol aldığımız anlaşılıyordu. Zeytinlikler, meyve bahçeleri, çamlıklar sıralanıyordu.. Homs’a geldik. Nohuta homs deniyor; kent adını buradan almış. Bizde beyaz leblebiye humus denir, yani “homs”. Şam’ın humusu, fıstığı, şekeri ünlüdür. Tarsus’un da humusu, baklavası.. Burada inip, büyük bir alana kurulmuş olan Halid Bin Velid Camisi’ni gezdik; etrafında seyyar satıcılar var. Hama’ya geldiğimizde Asi Nehri’ni gördük. Üstünde Diresden Barajı varmış, yörenin topraklarını sulanıyormuş. Kentin içine girdiğimizde, Asi Irmağı üstündeki gıcırdayan/inleyen dev su çarklarını/dolaplarını izledik. Kılavuzumuz, Yunus Emre’nin buraya kadar geldiğini; “Dertli Dolap” şirini, bu dolaplardan esinlenerek yazdığını söyledi. Olasılık vermiyorum!.. Yunus Emre, Tabduk Emre’nin Dergahı’na odun taşımaktan zamanı mı oldu ki gelsin buraya. Anadolu’daki dolaplardan almıştır esinini..
“Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim”

Akşam oldu. Halep göründü. Bizim tarihimizde Halep, Bağdat, Şam, Hama, Homs.. kentleri önemli. Karacaoğlan’ın şiirlerinde bile geçer. “İşte geldim, gidiyorum, şen olasın Halep şehri” boşuna söylenmemiştir! Halep, 4.5 milyon nüfusa sahip. Eğitim, kültür, turizm, ticaret, tarım kenti olmakla önde geliyor. 2006’da Gaziantep’le kardeş kent olmuş. Türkçe konuşanlara çokça rastlanıyor, Türk çok olmalı, geçmişte, buralarda Avşarların ataları oturuyorlardı. Yaz gelince, Toroslara, Bozok, Uzuyayla’ya çıkıyorlardı. Osmanlı,Avşarlardan vergi, asker alamıyordu, Fırkai İslahiye ordusuyla yürüdü üzerlerine; zorla yerleşik düzene geçirdiler.. Avşarların, birbiriyle olan bağları koparıldı; bir bölümü burada kaldılar..
Halep Çarşısı’nda Türkçe’yi çok güzel konuşan bir gençle karşılaştık. Avşarların Beydilli oymağındanmış; bir akrabamızı görmüş gibi olduk.. Bulabilirsem ona, Ahmet Z. Özdemir’in “Avşarlar ve Dadaloğlu” kitabını yollayacağım..
Halep Çarşısı biraz dar.. 50/60 metrede bir, sağa sola girintiler uzanıyor. Her şey ucuz. Esnaf güler yüzlü. Otobüsdekiler alışverişlerini yaptılar. Gece yarısı, Kilis Kapısı’ndan yurda girdik, sevindik.. Ne demişler: “Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille vatan demiş”.
27.12.2009, Adana
__________________________________________
“Devleti fahimesi”: Saygın devlet.
“Mahalli ahara” : Değerli yere











Eintrag (468) mailEintrag 468 editieren  SilEintrag 468 löschen
Eintrag (468) von Münevver Düver Fuarda Kitaplarını imzalıyor aus ADANA
  Mittwoch, den 13.01.2010 um 09:35 Uhr eMail an Münevver Düver Fuarda Kitaplarını imzalıyor Homepage von Münevver Düver Fuarda Kitaplarını imzalıyor

Beitrag:

Münevver Düver Fuarda
Kitaplarını imzalıyor

Adanalı Şair, Yazar, Gazeteci ve Fotoğraf Sanatçısı Münevver Düver, Çukurova Kitap Fuarı'nda, Çukurova Edebiyatçılar Derneği standında eski ve yeni kitaplarını imzalıyor.

ADANA - Adanalı şair, yazar gazeteci ve ve Fotoğraf Sanatçısı Münevver Düver, Çukurova Kitap Fuarı'nda eski ve yeni kitaplarını imzalıyor.
Daha önceki 21 Kitabını , geçtiğimiz günlerde ise 3 kitabını aynı anda yayımlayarak adını duyuran Adanalı Şair Yazar Münevver Düver, Çukurova Kitap Fuarı'nda ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor.

Çukurova Edebiyatçılar Derneği Standında fuarın açılışından bu yana okurlarıyla buluşan Münevver Düver, okurlarının gösterdiği ilgiden memnun olduğunu ifade ederek, tüm Adanalı kitapseverleri Fuara ve standına beklediğini söyledi.

Düver Vali İlhan Atış’a daha önce yazmış olduğu şiiri’de içinde bulunduğu Anne Sevgisi Sönmeyen Bir Alev Kitabını hediye etti.
Düver, Fuar sonuna kadar aynı standında okurlarıyla buluşmaya ve kitaplarını imzalamaya devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Münevver Düver’in Çukurova Kitap Fuarı'nda okurlarına imzaladığı kitapları şunlar
Anne Sevgisi Sönmeyen Bir Alev, Güzel Mevlana, Yansıma, Adı Zenginliğinde Gizli Adana, Avrasya’da Runik Yazı, Bir Milletin Yok Ediliş Fermanı Çeçenistan, Ey Türk Gençliği, Şehit Sinan Eroğlu, Horasan Türkleri, Eski Türk İnancı Şamanizm, İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Destanları, Türkiye’de Yaşayan, azınlıklar, Kıl Çadırdan İmparatorluğa Osmanlılar, Batı Trakya Türkleri, Hristiyan Türk Boyu Gagauzlar, Mehmedim’e,Anne’ye Özlem, Sevgi Barış Dostluk, Sevginin Bedeli olmaz, Dağ Ardı Duyamıyorum, Yalgın, Sırça Yürek ve Güzeller Kervanı Gönülden Geçer, Bombalarımıza Sponsor Arıyoruz
Fuarda Münevver Düver İle beraber kitaplarını imzalayan Üyelerden bazıalrı Halise Tek baş,Dumuş Ali Özkale, Mansur ekmekçi,Bekir Dağsever, Baki yıldırım,Hasan Hüseyin anmak, Yavuz Bildik,M. Demirel Babacanoğlu, H.Hüseyin Çabuk.







Eintrag (467) mailEintrag 467 editieren  SilEintrag 467 löschen
Eintrag (467) von MHP İl Başkanı Ahmet Erdoğan, Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. aus ADANA
  Montag, den 11.01.2010 um 04:51 Uhr eMail an MHP İl Başkanı Ahmet Erdoğan, Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Homepage von MHP İl Başkanı Ahmet Erdoğan, Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı.

Beitrag:

MHP İl Başkanı Ahmet Erdoğan, Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı.



ADANA – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Ahmet Erdoğan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla, çalışan gazetecilerin sorunlarına dikkat çekti.

Erdoğan, 10 Ocak 1961 yılında 212 sayılı basın yasasının yürürlüğü girmesiyle 10 Ocak tarihinin ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ olarak kabul edildiğini ancak 12 Mart müdahalesinden sonra 1971 yılında gelişen bazı olumsuzluklar nedeniyle bu tarihin bayram olmaktan çıkarılarak ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ şekline dönüştürüldüğünü hatırlattı.

EMEĞİN KARŞILIĞI VERİLMELİDİR

Erdoğan “Bugüne geldiğimizde çalışan gazetecilerimizin durumu, geçmişten daha kötü bir hale getirilmiştir. AKP hükümetinin basını sindirme ve yönlendirme çabaları gün geçtikçe artmaktadır. 212 sayılı yasa ile verilen çalışan gazetecilerimizin yıpranma hakkı yine bu AKP hükümeti tarafından geri alınarak çalışan gazetecilerimiz mağdur edilmiştir. 12 Mart darbesiyle bayramlarını kaybeden çalışan gazetecilerimiz AKP hükümetinin sivil darbesiyle de yıpranma haklarını yitirmişlerdir. Biz, emeğin en yüce değer olduğuna inanıyoruz. Çalışan kesimlerimizin emeğinin karşılığı mutlaka verilmelidir” dedi.

YEREL BASININ ÖNEMİ BÜYÜK

MHP İl Başkanı Ahmet Erdoğan, sektörde yerel basının daha fazla sorunlar yaşadığına dikkat çekti. Yerel basının öneminin göz ardı edilemeyeceğine işaret eden Erdoğan “Buna en somut örnek, Adana’nın milli mücadelesinde merhum Ahmet Remzi Yüreğir’in çıkardığı Adana gazetesinin katkılardır. Basın, toplumun gören gözü, işiten kulağı ve konuşan dilidir. Bu önemine binaen özellikle yerel basının kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak gerekli tedbirlerin alınması gerekirken, var olan imkanları kısmaya yönelik çabaları tasvip etmemiz mümkün değildir” diye konuştu. Erdoğan ”Bu duygu ve düşüncelerle çalışan gazetecilerin bu anlamlı günlerini kutlar; baskı, tehdit ve tekelleşmenin olmadığı, sorunların tamamen çözüldüğü yarınlar dilerim” dedi.







<<--  Seiten-Navigation   -->>

Seite: (1 von 25) Einträge: (467 bis 486)

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25                              


[Sayfa başı]




ein kostenloser Service von GB4ever.de
© 2002-2010 PERL - Programierung von: Jan Neumann

Das Radio für Metalheads